Görsel İletişim ve Kuramları - Alıştırma Soruları
Görsel İletişim ve Kuramları - Alıştırma Soruları
Ünite 1
- “İletişim Tarihi” kitabının yazarı aşağıdakilerden hangisidir?
- A-) Neil Postman
- B-) George Ritzer
- C-) Walter J. Ong
- D-) Walter Lipman
- Cevap E-) Massimo Baldini
Açıklama: Genel yapısı itibarıyla sözlü kültürde öne çıkan özellikleri İletişim Tarihi kitabında Baldini şöyle
özetlemektedir.
- 1453’te Gutenberg’in matbaayı bulmasıyla birlikte;
I. Yazı kitleselleşmiş ve yazılı metinler daha ulaşılabilir hâle gelmiştir.
II. Toplumsal hiyerarşi farklılaşmıştır,
III. Bilginin mülkiyet tekelleşmiştir.
yukarıdakilerden hangisi gerçekleşmiştir.- A-) Yalnız I
- B-) Yalnız II
- C-) Yalnız III
- Cevap D-) I ve II
- E-) I, II ve III
Açıklama: 1453’te Gutenberg’in matbaayı bulmasıyla birlikte yazı kitleselleşmiş ve yazılı metinler daha ulaşılabilir hâle gelmiştir. Gutenberg devrimi olarak tanımlanan bu sürecin ardından toplumsal hiyerarşi farklılaşmış ve bu yeni toplumsal ortamın yeni aktörleri (yazarlar, bilim insanları gibi) güçlerini arttırmışlardır. Matbaanın icadının ardından söz hızla nesneleşerek yazıya dönüştü ve bu kodu çözebilen geniş kitlelere açıldı. Matbaa ile birlikte yazılı kültürdeki bilgi hiyerarşisi kırıldı ve sadece seçkinlerin sahip olduğu bilgi tekeli kırıldı. Bilginin mülkiyet tekelinin kırıldığı bu yeni dönem, yeni bir kültürün doğuşuna neden olmuştur. Matbaanın yaygınlaşması ile birlikte, aydınlanmanın temelini oluşturan seküler bir aydın kitlesi üretmeye motive olmuş ve onları takip eden bir kitle de bu yazılı kültürün popülerleşmesine imkân tanımıştır.
- 1. Yazılı iletişim daha geniş bir zamanda gerçekleşir.
2. Yazı, yazılı iletişimde belge niteliği taşır.
3. Kişisel sürtüşmeler yazılı iletişimde daha az olur.
4. sözel iletişimde aktarılan mesaj geri alınamaz.
5. sözel iletişimde yorumlama özgürlüğü daha çoktur.
Yazılı iletişim ve sözlü iletişim arasındaki doğru olan farklılıklar yukarıdakilerden hangileridir?- A-) Yalnız I ve II
- B-) I, II ve V
- Cevap C-) I, II,III ve IV
- D-) I, III, IV ve V
- E-) II,III, IV ve V
Açıklama: Yazı, iletişimi sözel iletişimden farklılaştırmış ve kendi doğasına uygun yeni bir iletişim doğurmuştur. Bu bağlamda yazılı iletişimle sözlü iletişimi karşılaştırdığımızda şöyle farklılıklar görülmektedir:
1. Yazılı iletişim sözlü iletişime kıyasla daha geniş bir zamanda gerçekleşir. Dolayısıyla yazılı iletişimde taraflar daha fazla zamana sahiptir. Bu da anlık iletişim kazalarının yapılma olasılığını düşürmektedir. İletişim eyleminde taraflar mesajın üzerine düşünme, çalışma şansına sahiptirler.
2. Yazı söze kıyasla bilinçleri özgürleştirmiş ve okura farklı bağlamalara ulaşabilme, onlara dokunabilme ve yorumlama özgürlüğü tanımıştır. Yazı, yazılı iletişimde belge niteliği taşır ve bu yüzden resmî iletişimler için vazgeçilmezdir. Yazı, taraflar için bağlayıcıdır ve tanık özelliğine sahiptir.
3. Kişisel sürtüşmeler yazılı iletişimde sözlü iletişime nazaran daha az olur. Yazılı iletişimin sözlü iletişime kıyasla daha resmî ve mesafeli bir doğası vardır.
4. Yazılı iletişim sözel iletişime kıyasla yanlış anlaşılmanın daha az olduğu bir iletişim türüdür.
5. Bilimsel platformlarda yazı, sözden çok daha fazla değerli bulunur ve anlam ihtiva eder. Dolayısıyla akademik değerlendirmelerde genellikle yazılı iletişim sözel iletişime tercih edilir.
6. Yazılı iletişimde mesaj alıcıya ulaşmadan önce kaynağın iletiyi düzenleme, değiştirme veya iptal etme şansı bulunmaktadır. Ancak sözel iletişim anlıktır ve aktarılan mesaj geri alınamaz.
- Aşağıdakilerden hangisi Baldini’nin (2000) tanımladığı “sözlü kültür” özelliklerinden biri değildir?
- A-) Sözlü kültürde kulak en önemli organdır
- Cevap B-) Sözel iletişim kelime yapısını üstün tutmaktadır
- C-) Sözel iletişim aşırıya kaçar
- D-) Sözel iletişim yarışma biçimini tercih eder
- E-) Sözlü kültür unutulmaya uygun yapıdadır
Açıklama: Sözlü Kültür ve Sözlü İletişim
Genel yapısı itibarıyla sözlü kültürde öne çıkan özellikleri İletişim Tarihi kitabında Baldini şöyle özetlemektedir (Baldini, 2000: 11-17):
* Sözlü kültürde kulak en önemli organdır
* Sözel iletişim tümce yapısını üstün tutmaktadır
* Sözel iletişim aşırıya kaçar
* Sözel iletişim yarışma biçimini tercih eder
* Sözlü kültür tutucu ve gelenekseldir
* Sözlü kültür taşkın ve katılımlıdır
* Sözlü kültür unutulmaya uygun yapıdadır
* Sözlü kültürde bireyler duruma göre davranırlar.
- Aşağıdakilerden hangisi bugün anladığımız anlamdaki yazının temelini oluşturur?
- Cevap A-) Çivi Yazısı
- B-) Hiyeroglif
- C-) Piktogram
- D-) Logogram
- E-) İdeogram
Açıklama: Bugün anladığımız anlamdaki yazının temelinde kuşkusuz Eski Mısır’da, Çin’de ve Mezopotamya’da geliştirilen resimsel ve kavramsal çivi yazıları vardır.
- Aşağıdakilerden hangisi genel yapısı itibarıyla sözlü kültürde öne çıkan özelliklerden biri değildir?
- A-) Aşırıya kaçar.
- B-) Tümce yapısını üstün tutmaktadır.
- C-) Tutucu ve gelenekseldir.
- Cevap D-) Yanlış anlaşılma daha az olur.
- E-) Yarışma biçimini tercih eder.
Açıklama: Sözel iletişim aşırıya kaçar. Sözel iletişim tümce yapısını üstün tutmaktadır. Sözel iletişim aşırıya kaçar. Sözlü kültür tutucu ve gelenekseldir. Sözel iletişim yarışma biçimini tercih eder. Sözlü kültür taşkın ve katılımlıdır. Sözlü kültür unutulmaya uygun yapıdadır. Sözlü kültürde bireyler duruma göre davranırlar, henüz soyutlama yetenekleri gelişmemiştir ve toplumu düzenleyen genel yasalar söz konusu değildi.
- Aşağıdakilerden hangisi sözlü kültürde öne çıkan özellikler arasında yer almaz?
- A-) Sözlü kültürde kulak en önemli organdır.
- B-) Sözlü kültür unutulmaya uygun yapıdadır.
- C-) Sözel iletişim aşırıya kaçar.
- Cevap D-) Sözlü kültür moderndir.
- E-) Sözel iletişim yarışma biçimini tercih eder
Açıklama: Genel yapısı itibarıyla sözlü kültürde öne çıkan özellikleri İletişim Tarihi kitabında Baldini şöyle özetlemektedir.
* Sözlü kültür tutucu ve gelenekseldir: Sözlü kültür yinelenmediği sürece unutulma riskine karşı yinelenerek korunma duygusunu diri tutmak zorundadır.
* Sözlü kültürde kulak en önemli organdır.
* Sözel iletişim tümce yapısını üstün tutmaktadır: Sözün anlaşılırlığı ve akışı tümce yapılarının tamamlanmış bütüncül bir anlam sunmasıyla söz konusu olur.
* Sözel iletişim aşırıya kaçar: Sözel iletişimde söylenenleri çeşitli amaçlar -bilgi yitimi ya da artık bilgiyi engellemek, sözün gücünü artırmak, anlatımı pekiştirmek gibi- doğrultusunda pek çok kez yinelemeyi gerektirir. Bu da anlatımda aşırıya kaçmak anlamına gelir.
* Sözel iletişim yarışma biçimini tercih eder: Sözel iletişimin kimi zaman atışma, kimi zaman aşağılama, kimi zaman ululama, kimi zaman tartışma gibi deneyimlerden oluşan kültürü, yarışma biçimini betimleyicidir.
* Sözlü kültür taşkın ve katılımlıdır: Sözlü kültür bireyleri, daha sonra kayıtlara erişme olanağından yoksun olduklarından ister istemez daha dikkatli dinleyici ve heyecanlı katılımcılar olmak zorundadırlar.
* Sözlü kültür unutulmaya uygun yapıdadır.
- Aşağıdakilerden hangisi sözlü kültürün temelini oluşturan sözün asli unsurlarından biri değildir?
- A-) Konuşma
- Cevap B-) Dilsel dizge
- C-) Empati
- D-) Karşılıklı anlayış
- E-) Dinleme
Açıklama: Konuşma dilden ve düşünceden daha farklı bir eylemdir. Konuşma anlık gerçekleşir, zaman ve mekân birliği
gerektirir. Aynı zamanda konuşma eylemi karşılıklılık gerektirir, yani aynı zamanda iki kişi olunmasını zorunlu kılar. Anlayış, yaratıcılık, esneklik ve empatiye dayalıdır, çağrışımlarla beslenir. Sözlü kültürde duygu
ve düşünceler, söz üzerinden aktarılır ve söze bu kültürün dayanak noktası olarak işlev yüklenir. Dolayısıyla
sözün asli unsurları; konuşma, dinleme, empati, karşılıklı anlayış bu kültürün de temelini oluşturmaktadır.
- Aşağıdakilerden hangisi sözlü kültürün ürünlerinden değildir?
- Cevap A-) Makale
- B-) Bilmece
- C-) Deyiş
- D-) Atasözü
- E-) Masal
Açıklama: Halk edebiyatını oluşturan bilmece, atasözleri, deyişler sözlü kültürün ürünüdür ve toplumsal ilişkilerin çözümlenmesinde önemli roller yüklenmişlerdir. Sözlü kültürde atasözü, masal ve deyişler âdeta toplumların yazılı olmayan kanunları gibi işlev yüklenmekte, düşünceleri ve düzeni oluşturmaktadır.
Makale
- Aşağıdakilerden hangisi sözün asli unsurlarından değildir?
- A-) Dinleme
- B-) Empati
- C-) Konuşma
- D-) Anlayış
- Cevap E-) Sempati
Açıklama: Sözlü kültürde duygu ve düşünceler, söz üzerinden aktarılır ve söze bu kültürün dayanak noktası olarak işlev yüklenir. Dolayısıyla sözün asli unsurları; konuşma, dinleme, empati, karşılıklı anlayış bu kültürün de temelini oluşturmaktadır.
Sempati
- Aşağıdakilerden hangisi ya da hangileri sözün asli unsurları arasındadır?
I. konuşma,
II. dinleme,
III. empati,
IV. karşılıklı anlayış- A-) I ve II
- B-) II ve IV
- C-) I, II ve III
- D-) I, II ve IV
- Cevap E-) I, II,III ve IV
Açıklama: Sözlü kültürde duygu ve düşünceler, söz üzerinden aktarılır ve söze bu kültürün dayanak noktası olarak işlev yüklenir. Dolayısıyla sözün asli unsurları; konuşma, dinleme, empati, karşılıklı anlayış bu kültürün de temelini oluşturmaktadır.
- Aşağıdakilerden hangisi yazılı iletişimle sözlü iletişim karşılaştırıldığında ortaya çıkan farklılıklardan biri değildir?
- Cevap A-) Yazılı iletişim sözlü iletişime kıyasla daha kısa bir zamanda gerçekleşir.
- B-) Yazı, yazılı iletişimde belge niteliği taşır
- C-) Kişisel sürtüşmeler yazılı iletişimde sözlü iletişime nazaran daha az olur
- D-) Yazılı iletişim sözel iletişime kıyasla yanlış anlaşılmanın daha az olduğu bir iletişim türüdür.
- E-) Bilimsel platformlarda yazı, sözden çok daha fazla değerli bulunur ve anlam ihtiva eder.
Açıklama: Yazılı Kültür ve Yazılı İletişim
Yazılı iletişimle sözlü iletişimi karşılaştırdığımızda şöyle farklılıklar görülmektedir:
1. Yazılı iletişim sözlü iletişime kıyasla daha geniş bir zamanda gerçekleşir.
2. Yazı, yazılı iletişimde belge niteliği taşır
3. Kişisel sürtüşmeler yazılı iletişimde sözlü iletişime nazaran daha az olur
4. Yazılı iletişim sözel iletişime kıyasla yanlış anlaşılmanın daha az olduğu bir iletişim türüdür.
5. Bilimsel platformlarda yazı, sözden çok daha fazla değerli bulunur ve anlam ihtiva eder.
6. Yazılı iletişimde mesaj alıcıya ulaşmadan önce kaynağın iletiyi düzenleme, değiştirme veya iptal
etme şansı bulunmaktadır.
- Aşağıdakilerden hangisi yazılı iletişimle sözlü iletişimi karşılaştırdığımızda, farklılıklardan değildir?
- Cevap A-) Yazılı iletişim sözlü iletişime kıyasla daha dar bir zamanda gerçekleşir.
- B-) Yazılı iletişim sözel iletişime kıyasla yanlış anlaşılmanın daha az olduğu bir iletişim türdür.
- C-) Yazılı iletişimin sözlü iletişime kıyasla daha resmî ve mesafeli bir doğası vardır.
- D-) Akademik değerlendirmelerde genellikle yazılı iletişim sözel iletişime tercih edilir.
- E-) Kişisel sürtüşmeler yazılı iletişimde sözlü iletişime nazaran daha az olur.
Açıklama: Yazı, iletişimi sözel iletişimden farklılaştırmış ve kendi doğasına uygun yeni bir iletişim doğurmuştur.
Bu bağlamda yazılı iletişimle sözlü iletişimi karşılaştırdığımızda şöyle farklılıklar görülmektedir:
1. Yazılı iletişim sözlü iletişime kıyasla daha geniş bir zamanda gerçekleşir… Sayfa 20 bkz. ve okuyunuz.
Yazılı iletişim sözlü iletişime kıyasla daha dar bir zamanda gerçekleşir.
- Aşağıdakilerden hangisi yazının kullanımı ile ilgili söylenemez?
- A-) Bilginin yalnızca niceliksel birikimine değil, niteliksel gelişimine de katkıda bulunmuştur.
- Cevap B-) Belleği güçlendirmiştir.
- C-) Ekonomik yaşamın gelişmesine katkıda bulunmuştur.
- D-) Ticaretin gelişmesine katkıda bulunmuştur.
- E-) Derinlemesine düşünülebilmeye olanak sağlamıştır.
Açıklama: Yazı, insanoğlunun belleğinin yükünü hafifletmiş, düşünsel enerjisini başka işlere yöneltebilmesini sağlamıştır
- Aşağıdakilerden hangisi “söz” oluşturan üç temel elemandan biridir?
- Cevap A-) Gramer
- B-) Alfabe
- C-) Cümle
- D-) Hece
- E-) Sesbirim
Açıklama: Bir Kültür Aktarım Aracı Olarak Söz
Söz, ses, kelimeler ve gramer yapısından oluşur.
- Aşağıdakilerden hangisiyle sözlü kültürün dogmatik doğası kırıma uğramıştır?
- A-) Yazının bulunması
- B-) Alfabenin bulunması
- Cevap C-) Matbaanın bulunması
- D-) Görsel kültürün gelişimi
- E-) Resim yazıların gelişimi
Açıklama: Yazılı kültürle birlikte, aydın kesim yazı üzerinden geçimini sağlamaya başlamış ve yazının imkânını keşfeden toplumda da sözlü kültürün dogmatik doğası kırıma uğramıştır. Yeni fikirler, özgür düşünceler matbaayla birlikte popülerleşmiş ve yazı sözün ulaşamadığı noktalarda kendi gücünü topluma dayatmıştır.
Matbaanın bulunması
- Dünyada konuşulan yaklaşık 3000 dildeki ses dizgelerini oluşturan seslerin her birine ne ad verilir?
- A-) Sözbirim
- Cevap B-) Sesbirim
- C-) Sesaçımı
- D-) Örüntü
- E-) Hece
Açıklama: Dünyada konuşulan yaklaşık 3000 dildeki ses dizgelerini oluşturan seslerin toplam sayısı ortalama kırk civarındadır
ve bunların her birine sesbirim denir.
- Dünyada konuşulan yaklaşık 3000 dildeki ses dizgelerini oluşturan seslerin toplam sayısı ortalama olarak kaç tanedir?
- A-) 20
- B-) 30
- Cevap C-) 40
- D-) 50
- E-) 60
Açıklama: Bir Kültür Aktarım Aracı Olarak Söz
Dünyada konuşulan yaklaşık 3000 dildeki ses dizgelerini oluşturan seslerin toplam sayısı ortalama kırk civarındadır ve bunların her birine sesbirim denir.
- Her dilde belli ve sınırlı sayıda bulunan ve söz üretiminde bir dilsel birimi diğerinden farklılaştıran en küçük ayırıcı birimin adı aşağıdakilerden hangisidir?
- A-) Ses
- B-) Hece
- C-) Ses dizgesi
- Cevap D-) Sesbirim
- E-) Kelime
Açıklama: Bir Kültür Aktarım Aracı Olarak Söz
Her dilde belli ve sınırlı sayıda bulunan sesbirimler söz üretiminde bir dilsel birimi diğerinden farklılaştıran en küçük ayırıcı birim olarak işlev görürler.
- Hurufat çerçeveye, çerçevede baskı tezgahına sıkıca kilitlendikten sonra baskı levhasına değen kâğıt yüzeyine matbaa harflerinin şekli bastırılarak çıkartılması yöntemine ne ad verilir?
- A-) Linotip baskı
- Cevap B-) Tipo baskı
- C-) Tifdruk
- D-) Bilgisayar yazısı
- E-) Serigrafi
Açıklama: Eski olmasına karşın bugün hâlâ yaygın olarak kullanılan tipo baskı yöntemindeyse hurufat çerçeveye, çerçevede baskı tezgahına sıkıca kilitlendikten sonra baskı levhasına değen kâğıt yüzeyine matbaa harflerinin şekli bastırılarak çıkartılmaktadır.
- Kültürü en basit biçimiyle bir toplumun ortak değerleri olarak tanımlarsak eğer bu geleneğin aktarımı ve sonraki kuşaklara iletimi için birtakım araçlara ve aracılara ihtiyaç vardır. Bu araçların ilki aşağıdakilerden hangisidir?
- A-) Ses
- Cevap B-) Söz
- C-) Görüntü
- D-) Yazı
- E-) Alfabe
Açıklama: Kültürü en basit biçimiyle bir toplumun ortak değerleri olarak tanımlarsak eğer bu geleneğin aktarımı
ve sonraki kuşaklara iletimi için birtakım araçlara ve aracılara ihtiyaç vardır. Bu araçların ilki sözdür.
- Matbaa dizgisinin ilk haline verilen isim aşağıdakilerden hangisidir?
- A-) Linotip
- B-) Üst kasa
- C-) Tipo
- Cevap D-) Hurufat
- E-) Alt kasa
Açıklama: Bir Görsel İletişim Aracı Olarak Yazı
Matbaa dizgisinin ilk hâli olan hurufat dizgisinde, hurufat kalıpları elle dizilip basıldıktan sonra dizilişleri bozulur ve ilerde tekrar kullanılmak üzere yerlerine yerleştirilirdi (büyük harfler ya da “üst kasa” harfleri üst bölüme, küçük harfler ya da “alt kasa” harfleri alt bölüme).
- Matbaanın icadıyla birlikte ilk basılan kitaplar daha çok hangi nitelikte yayınlanmıştır?
- A-) Yunan kitapları
- B-) Latin kitaplar
- C-) Hümanist kitaplar
- D-) Seküler kitaplar
- Cevap E-) Dini kitaplar
Açıklama: İlk basılı kitapların çoğu dinî içerikli kitaplardı. Şekil 1.7’de görüldüğü gibi. 1500’lü yıllarda matbaa, kitabın geniş kesimlere ulaşmasını sağlamıştır. Matbaa, özellikle yüzyılın başında klasik dillerin ve reform düşüncelerinin yaygınlaşmasına, ulusal dillerin ve ulusal edebiyat akımlarının doğmasına olanak tanımıştır. 16. yüzyılın ilk on yılında basılan eserler incelendiğinde geçen yüzyıla oranla büyük bir artış gözlemlenmektedir. Dinsel nitelikli yayınlar 15. yüzyıla göre daha fazladır ama genel toplam içindeki yüzdeleri giderek azalmaktadır. Tablo 1.1 diğer alanlardaki kitapların, dinsel kitaplara oranla nasıl yaygınlaştığını göstermesi açısından önemlidir.
- Mısırlılar kendi yazı yöntemlerini hangi tarihte bulmuşlardır?
- A-) İ.Ö. 2800
- B-) İ.Ö. 2900
- Cevap C-) İ.Ö. 3000
- D-) İ.Ö. 3100
- E-) İ.Ö. 3200
Açıklama: Bir Görsel İletişim Aracı Olarak Yazı
Mısırlılar (İ.Ö. 3000), Hintliler (İ.Ö.2400), Çinliler (İ.Ö. 1500), (Mayalar (İ.S. 50) ve Aztekler (İ.S. 1400) de kendi yazı yöntemlerini bulmuşlardır (Ong, 2003: 105).
- Okumanın ve yazmanın yaygınlaşması ile,
I. Kültürü ve algıyı kökten bir değişime uğratmıştır.
II. Bireylerin soyutlama yetenekleri gelişmiştir
III. Daha soyut ve daha analitik bir dünyayı olanaklı kılmıştır
IV. Eleştirel düşünceye engel olmuştur.
Yukarıdakilerden hangisinin gerçekleştiği söylenebilir?- A-) I ve II
- B-) I ve III
- C-) II ve III
- Cevap D-) I, II ve III
- E-) I, II, III ve IV
Açıklama: Okumanın ve yazmanın yaygınlaşması kültürü ve algıyı kökten bir değişime uğratmıştır. Okuma ve yazma ile birlikte bireylerin soyutlama yetenekleri gelişmiş ve metnin ürettiği çağrışımlar düşünceye yön verir hâle gelmiştir. Yazının her defasında farklı okunabilme potansiyeli, her tekrarda değişebilen anlamlar insan beyninin kıvrımlarını zorlamış ve her defasında yeniden üretilen, daha soyut ve daha analitik bir dünyayı olanaklı kılmıştır. Yazı, ayrıca eleştirel düşüncenin önündeki engelleri kaldırmış ve sözlü kültürün sorgulanmayan, yinelenen söylemleri yerine daha özgür ve zihin geliştirici metinlerin okurlarıyla buluşabilmelerine imkân tanımıştır. Okuryazar insanlar metinler aracılığı ile yolculuk yapabilmekte yaşadıkları dünyadan kendilerini koparabilmektedirler
- Okuryazar bir topluma geçişin ilk örneğine işaret eden uygarlık aşağıdakilerden hangisidir?
- A-) Helen Uygarlığı
- Cevap B-) Yunan Uygarlığı
- C-) Roma Uygarlığı
- D-) Pers Uygarlığı
- E-) Sümer Uygarlığı
Açıklama: Yazılı Kültür ve Yazılı İletişim
Yunan uygarlığının doğuşu, kelimenin gerçek anlamıyla okuryazar bir topluma geçişin ilk örneğine işaret eder.
- Okuryazar kültürün insanı, çözümleyici (analitik), ……….. ve ………….. düşünmektedir.
Yukarıdaki cümlede boşluk/boşluklara aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?- A-) görsel / pratik
- B-) etik / ilişkisel
- C-) teleolojik / deontolojik
- Cevap D-) teleolojik / ilişkisel
- E-) etik / pratik
Açıklama: Okuryazarlar her zaman yargılar ve çözümler; okuryazarlar hep eleştirir ve düzeltir. Okuryazar kültürün
insanı, çözümleyici (analitik), teleolojik ve ilişkisel düşünmektedir.
- Sözlü iletişimde sözün oluşabilmesi için, ses dalgasının seyahat edeceği havanın yanında, insanda bazı sistem organların olması gerekir. Aşağıdakilerden hangisi bu sistemlerden değildir?
- A-) Ağız
- B-) Dil
- C-) Kulak
- D-) Akciğer
- Cevap E-) Göz
Açıklama: Sözlü iletişimde sözün oluşabilmesi için, ses dalgasının seyahat edeceği havanın yanında, insanda
ses yapabilecek (akciğerler, ses telleri, ağız ve dil vb.) ve sesi duyabilecek (kulak sistemi ve altıncı sinirin) sistemin olması gerekir.
Göz
- Sözlü kültürün temeli aşağıdakilerden hangisidir?
- A-) Anlam
- B-) İfade biçimi
- Cevap C-) Ses
- D-) Yazı
- E-) Görsellik
Açıklama: Sözlü kültürün temeli sestir.
- Walter J. Ong yazının henüz bulunmadığı, insanların sadece söz üzerinden iletişim kurdukları dönem ……………… olarak tanımlanmaktadır.
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?- A-) Sözlü bellek
- B-) Kapalılık
- Cevap C-) Birinci sözlü kültür
- D-) İlk sözlü kültür
- E-) Sözlü tarih
Açıklama: Birinci Sözlü Kültürde İletişim
Konuya ilişkin en yetkin kitaplardan birini yazan Walter J. Ong da yazının henüz bulunmadığı, insanların sadece söz üzerinden iletişim kurdukları dönemi birinci sözlü kültür olarak tanımlamaktadır. Ong, birinci sözlü kültürün bol tekrara, ezbere dayalı olduğunu, isimlerin çeşitli sıfatlarla nitelendirildiğini, son derece gelenekçi olduğunu, sözü koruma adına yeniliklere karşı
dirençli olduğunu, insan doğasını yansıttığını, güç ve mücadeleci yaşam tarzını övdüğünü belirtmektedir.
- Walter J. Ong yazının henüz bulunmadığı, insanların sadece söz üzerinden iletişim kurdukları dönemi Birinci Sözlü Kültür olarak tanımlamaktadır. Aşağıdakilerden hangisi Birinci Sözlü Kültür’ün özelliklerindendir?
- A-) Bol tekrara dayalı olmaması
- Cevap B-) Ezbere dayalı olması
- C-) Gelenekçi değil
- D-) Bilge kişi ile halk arasında eşitlik yok
- E-) İnsan doğasını yansıtmaz
Açıklama: Walter J. Ong da yazının henüz bulunmadığı, insanların sadece söz üzerinden iletişim kurdukları dönemi birinci sözlü kültür olarak tanımlamaktadır. Ong, birinci sözlü kültürün bol tekrara, ezbere dayalı olduğunu, isimlerin çeşitli sıfatlarla nitelendirildiğini, son derece gelenekçi olduğunu, sözü koruma adına yeniliklere karşı dirençli olduğunu, insan doğasını yansıttığını, güç ve mücadeleci yaşam tarzını övdüğünü belirtmektedir. Birinci sözlü kültürde bilge kişi ile sıradan halk arasında bir duygudaşlık ve eşitlik söz konusudur, toplumsal hiyerarşiler henüz netleşmemiştir ve katılımcılar arasında mesafe yoktur.
Ezbere dayalı olması
- Yazılı iletişimle sözlü iletişimi karşılaştırdığımızda bazı farklılıklar görülmektedir.
I. Yazılı iletişim sözlü iletişime kıyasla daha dar bir zamanda gerçekleşir.
II. Yazı, yazılı iletişimde belge niteliği taşır,
III. Sözel iletişim anlıktır ve aktarılan mesaj geri alınamaz.
IV. Bilimsel platformlarda yazı, sözden çok daha fazla değerli bulunur
Yukarıdakilerden hangisi bu farklar arasında sayılabilir?- A-) I ve II
- B-) II ve III
- C-) II ve IV
- D-) III ve IV
- Cevap E-) II, III ve IV
Açıklama: Yazılı iletişim sözlü iletişime kıyasla daha geniş bir zamanda gerçekleşir.
* Yazı, yazılı iletişimde belge niteliği taşır ve bu yüzden resmî iletişimler için vazgeçilmezdir. Yazı, taraflar için bağlayıcıdır ve tanık özelliğine sahiptir.
* Kişisel sürtüşmeler yazılı iletişimde sözlü iletişime nazaran daha az olur.
* Yazılı iletişimin sözlü iletişime kıyasla daha resmî ve mesafeli bir doğası vardır.
* Yazılı iletişim sözel iletişime kıyasla yanlış anlaşılmanın daha az olduğu bir iletişim türüdür.
* Bilimsel platformlarda yazı, sözden çok daha fazla değerli bulunur ve anlam ihtiva eder. Dolayısıyla akademik değerlendirmelerde genellikle yazılı iletişim sözel iletişime tercih edilir.
* Yazılı iletişimde mesaj alıcıya ulaşmadan önce kaynağın iletiyi düzenleme, değiştirme veya iptal etme şansı bulunmaktadır. Ancak sözel iletişim anlıktır ve aktarılan mesaj geri alınamaz.
- Yazının matbaanın bulunmasıyla basılarak çoğaltılmasıyla toplumsal bazı gelişmeler gözlemlenmiştir. Aşağıdakilerden hangisi bu gelişmelerden değildir?
- A-) İnsanlar geçmişi sorgulamaya başlamışlardır.
- B-) Eleştirel tavır artmıştır.
- C-) Dinî olmayan kitap sayısı artmıştır.
- Cevap D-) Bürokratik sistemler çökmüştür.
- E-) Bireysel özgürlükte güven artmıştır.
Açıklama: Matbaa, zamanla düşünme ve anlatım biçimine hükmetmekten bir türlü vazgeçmeyen işitsel üstünlüğün yerine, yazının başlattığı ama tek başına yeterince destekleyemediği görsel üstünlüğü geçirmiştir. Baskı, yazının hiçbir zaman yapamayacağı kadar amansızca yerleştirir kelimeleri mekâna…sayfa 13 bkz. ve okuyunuz.
Bürokratik sistemler çökmüştür.
- Yazının tarihi gelişimi incelendiğinde ilk yazının hangi uygarlıkta kullanıldığı söylenebilir?
- A-) Mayalar (İ.S. 50)
- Cevap B-) Mezopotamya’da ve Sümerlerce (İ Ö 3500)
- C-) Mısırlılar (İ.Ö. 3000)
- D-) Hintliler (İ.Ö.2400),
- E-) Çinliler (İ.Ö. 1500)
Açıklama: Yazının tarihî gelişimine baktığımızda, ilk yazının İ Ö 3500’lerde Mezopotamya’da ve Sümerlerce kullanıldığına ilişkin kanıların daha güçlü olduğunu söylemek mümkündür. Daha sonra Mısırlılar (İ.Ö. 3000), Hintliler (İ.Ö.2400), Çinliler (İ.Ö. 1500), Mayalar (İ.S. 50) ve Aztekler (İ.S. 1400) de kendi yazı yöntemlerini bulmuşlardır.
- Yazının tarihî gelişimine bakıldığında, ilk defa hangi yıllarda kullanıldığı tahmin edilmektedir?
- A-) İ.Ö. 2000’li yıllar
- B-) İ.Ö. 2500’lü yıllar
- C-) İ.Ö. 3000’li yıllar
- Cevap D-) İ.Ö. 3500’lü yıllar
- E-) İ.Ö. 4000’li yıllar
Açıklama: Bir Görsel İletişim Aracı Olarak Yazı
Yazının tarihî gelişimine baktığımızda, ilk yazının İ Ö 3500’lerde Mezopotamya’da ve Sümerlerce kullanıldığına ilişkin kanıların daha güçlü olduğunu söylemek mümkündür.
- Çinliler kendi yazı yöntemlerini hangi tarihte bulmuşlardır?
- Cevap A-) İ.Ö. 1500
- B-) İ.Ö. 1600
- C-) İ.Ö. 1700
- D-) İ.Ö. 1800
- E-) İ.Ö. 1900
Açıklama: Bir Görsel İletişim Aracı Olarak Yazı
Mısırlılar (İ.Ö. 3000), Hintliler (İ.Ö.2400), Çinliler (İ.Ö. 1500), (Mayalar (İ.S. 50) ve Aztekler (İ.S. 1400) de kendi yazı yöntemlerini bulmuşlardır (Ong, 2003: 105).
- İlkel toplumlarda sözel gelenek toplumsal düzenin devamı adına önemli roller üstlenmektedir. Buna göre aşağıdakilerden hangileri söylenebilir?
I. Yazılı hukuk kurallarından daha etkili olduğu için belleklerine başvurmuşlardır.
II. Çeşitli geleneksel atasözü, masal ve deyiş gibi sözel kaynaklara başvurarak sorunlara çözüm aramışlardır.
III. Adalet, bu toplumlarda bu sözel kaynaklara dayanılarak sağlanırdı.- A-) Yalnız II
- Cevap B-) II ve III
- C-) I, II ve III
- D-) Yalnız III
- E-) I ve III
Açıklama: Sözün egemen olduğu toplumlarda, sözel gelenekler toplumu eşitleyen, değerin erdemde var olduğunu imleyen bir kollektif birlikteliği pekiştirmekte ve görece daha adil bir yurttaşlığı mümkün kılmaktadır. Sözlü kültürün baskın olduğu toplumlarda kabile şefleri, tebaasının karşılaştığı problemleri çözmek adına yazılı hukuk kuralları olmadığı için belleklerine başvurmuşlar ve buradan çeşitli geleneksel atasözü, masal ve deyiş gibi sözel kaynaklara başvurarak sorunlara çözüm aramışlardır. Adalet, bu toplumlarda bu sözel kaynaklara dayanılarak sağlanırdı. İlkel toplumlarda sözel gelenek toplumsal düzenin devamı adına önemli roller üstlenmektedir.
İlkel toplumlarda yazılı hukuk kuralları olmadığı için belleklerine başvurmuşlardır.
- İnsanın doğaya egemenliğinin önemli ilk evresi olarak nitelendirilen kavram aşağıdakilerden hangisidir?
- A-) İşaret koyma
- B-) Yazmayı öğrenme
- C-) Sözle iletişim
- Cevap D-) Ad verme
- E-) Görselleştirme eğilimi
Açıklama: İnsanın çevresindeki canlı, cansız her şeye ad vermesi, bir bakıma onları kendisinden ayırt etmesi, yani nesneleştirmesi anlamına da gelmektedir. Diğer yandan doğadaki varlıkları adlandırması, insanın doğaya egemenliğinin de önemli ilk evresi olarak nitelendirilmelidir.
- “Kültürün ve iletişimin temelinde, önce söz vardır.” Bu cümleden yola çıkılarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?
I. Söz ile birlikte bireysel duygular toplumsallaşmıştır.
II. Söz ile birlikte dilsel gelenek, cisme bürünmüş, kültürden kültüre aktarım sağlanmıştır.
III. Söz, var olan geleneği, gün yüzüne çıkarmış ve kuşaktan kuşağa bir paylaşım imkânı sağlamıştır.- A-) Yalnızca I
- B-) Yalnızca II
- C-) I ve II
- D-) I ve III
- Cevap E-) I,II ve III
Açıklama: Kültürün ve iletişimin temelinde, önce söz vardır. Söz ile birlikte bireysel duygular toplumsallaşmış ve kültürün en etkin kaynaklarından biri hâline gelmiştir. Söz ile birlikte yüzyıllardır var olan dilsel gelenek, cisme bürünmüş ve kültürden kültüre aktarım sağlanmıştır. Dolayısı ile söz, var olan geleneği, birtakım teknik yeterliliklerle gün yüzüne çıkarmış ve kuşaktan kuşağa bir paylaşım imkânı sağlamıştır. Sözün olabilmesi için ses gereklidir ve bu sesin kültürel bir ortama dönüştürümü ile söze ulaşılır. Ses, söze dönüştüğü andan itibaren toplumsal bir kimliğe bürünür ve iletişim süreçlerine etki eder. Kültürü en basit biçimiyle bir toplumun ortak değerleri olarak tanımlarsak eğer bu geleneğin aktarımı ve sonraki kuşaklara iletimi için birtakım araçlara ve aracılara ihtiyaç vardır. Bu araçların ilki sözdür. Söz aracılığı ile kültür biçimlenir ve sonraki nesillere aktarılır
- “Sözlü ve Yazılı Kültür” kitabının yazarı kimdir?
- A-) Massimo Baldini
- Cevap B-) Walter J. Ong
- C-) İrfan Erdoğan
- D-) Aysel Aziz
- E-) John Fiske
Açıklama: Walter J. Ong
Ünite 2
- “… işini iyi yapmanın uygulama biçimi; yani icranın metodolojisidir”.
Yukarıdaki boş bırakılan bölüme aşağıdaki kavramlardan hangisi gelmelidir?- A-) Modern sanat
- Cevap B-) Zanaat
- C-) Yetenek
- D-) İmge
- E-) Kuram
Açıklama: Zanaat, işini yapmanın uygulama biçimi, yani icranın metodolojisi olarak tanımlanmaktadır.
- “Gözümüzle fiziksel olarak gördüğümüz ve kişisel algı sürecimiziden geçirerek anlamlandırdığımız herhangi bir öge … olarak adlandırılır.”
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan bölüme aşağıdaki kavramlardan hangisi gelmelidir?- A-) Özne
- Cevap B-) İmge
- C-) Odak
- D-) Gösterge
- E-) Tema
Açıklama: Bir tasarımı canlandıran resimsel grafik ögeler imge olarak adlandırılır. Dolayısıyla fiziksel olarak görüp, kişisel algı sürecimizden geçirerek anlamlandırdığımız ögeler imge olarak adlandırılır.
- “Televizyonun, çeşitli toplumlar ve kesimler arasında bölünmeleri ve farklılaşmaları da ortadan kaldırarak dünyayı tek bir evrensel köy topluluğuna dönüştüreceğini” iddia ederek “küresel köy” teorisini ortaya koyan medya teorisyeni kimdir?
- Cevap A-) Marshall McLuhan
- B-) Roland Barthes
- C-) Jean Beaudrillard
- D-) George Gerbner
- E-) Stuart Hall
Açıklama: Küresel köy teorisini ortaya atan medya teorisyeni Marshall McLuhan’dır.
- Antik Yunan uygarlığı ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?
- A-) Antik Yunanlar, günlük yaşamda kullandıkları nesnelere estetik değer katmışlardır.
- Cevap B-) Yerleşik hayata geçişle birlikte, zanaat ürünlerinin yalnızca işlevsel yönü korunmuştur.
- C-) Topraktan üretilen nesneler, hem işlevsel hem sanatsal nitelikler taşımaktadır.
- D-) Antik Yunan uygarlığı, imgeleri estetik üretim biçimlerinde etkin şekilde kullanmıştır.
- E-) Tarım devrimi sonrası üretim biçimleri daha düzenli ve biçimsel hâle gelmiştir.
Açıklama: Yerleşik hayata geçişle birlikte, zanaat ürünlerinin yalnızca işlevsel yönü korunmuştur. Bu seçenek metne ters düşmektedir çünkü metinde hem fonksiyonel hem estetik unsurların birlikte geliştirildiği açıkça belirtilmektedir.
- Antik Çağlarda yaşayan insanların avlandığına kanıt olarak, mağara duvarlarında çizili hayvan figürleri ve temsili av sahneleri, el ve insan imgeleri, tarih olarak en eski hangi paleolitik dönem mağarasında yer almaktadır?
- A-) Altamira Mağarası
- B-) Nerja Mağarası
- Cevap C-) Lascaux Mağarası
- D-) Balver Mağarası
- E-) Chauvet Mağarası
Açıklama: nsanoğlunun Kendini İfade Etme Çabası İmgeler ile Hayat Buluyor
Lascaux Mağarası
- Avrupa sanat tarihindeki türünün ilk örneği olan, 1830 yılında açılan şu an UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan müze aşağıdakilerden hangisidir?
- A-) Städel Müzesi
- Cevap B-) Altes Müzesi
- C-) Bergama Müzesi
- D-) Ludwig Müzesi
- E-) Neues Müzesi
Açıklama: MAĞARA DUVARLARINDAN TUVALLERE GEÇİŞ
İmgelerin bu tutsaklığı, ilk kez 1830 yılında açılan Berlin’deki Altes Müzesinin varlığı ile son bulur. Şu an UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan müze, niteliği yüksek sanat eserlerinin dileyen herkes tarafından açık şekilde görülebileceği, Avrupa sanat tarihindeki türünün ilk örneğidir.
- Aşağıdakilerden hangisi Göbeklitepe hakkında verilen bilgiler doğrultusunda doğru bir çıkarım değildir?
- A-) Göbeklitepe, insanlık tarihinin bilinen en eski yerleşkesi olarak kabul edilmektedir.
- B-) Yerleşkenin yapımında yer alan sütunlar, görsel imgeler aracılığıyla bir anlatı içerebilir.
- C-) Göbeklitepe, Neolitik Çağ’da tarım ve hayvancılıkla uğraşan topluluklarca kurulmuştur.
- Cevap D-) Göbeklitepe’de yer alan yapılar, çömlek üretiminin yaygın olduğu bir döneme aittir.
- E-) Sütunlar üzerinde yer alan kabartmalar, insanların görsel ifade arayışını göstermektedir.
Açıklama: Göbeklitepe’de yer alan yapılar, çömlek üretiminin yaygın olduğu bir döneme aittir.
- Aşağıdakilerden hangisi bir imgenin “gösteren anlamı” kapsamında değerlendirilebilecek bir özelliktir?
- A-) İmgenin ilk bakışta aktardığı temel bilgi
- B-) İmgenin gözle algılanabilen şekli ve rengi
- Cevap C-) İmgenin taşıdığı kültürel ve sembolik çağrışımlar
- D-) İmgenin oluşturulmasında kullanılan teknik detaylar
- E-) İmgenin sadece yazılı anlatımla desteklenmesi
Açıklama: İmgenin taşıdığı kültürel ve sembolik çağrışımlar imgenin gösteren anlamı kapsamında değerlendirilir.
- Aşağıdakilerden hangisi görsel iletişim tasarımcısının temel sorumluluklarından biridir?
- A-) Sadece sanatsal ifade için özgün imgeler üretmek
- Cevap B-) Mesajları hedef kitleye uygun görsel düzenlemelerle iletmek
- C-) Medya içeriklerini metin ağırlıklı olarak düzenlemek
- D-) Teknolojik gelişmeleri takip etmeksizin geleneksel yöntemleri sürdürmek
- E-) Hedef kitlenin tepkilerini dikkate almadan görsel üretim yapmak
Açıklama: Görsel iletişim tasarımcıları, medya ve iletişim araçlarını mecraları olarak kullanır ve iletişim ihtiyaçlarının gerektirdiği her türlü görsel düzenlemeyi belirli görsel öge ve ilkeler dâhilinde gerçekleştirir. Görsel iletişim tasarımcılarının çözümlediği iletişim ve etkileşim süreçleri, mesajların muhatapları olan hedef kitleleri tarafından algılanır ve mesajlar kişisel bilgi ve deneyimlerine dönüştürülür. Bundan sonraki aşamada oluşan yanıt, anlamlandırma, tüketim, üretim vb. birçok geri bildirim şeklinde oluşabilir. Görsel iletişim tasarımcısı, icracı olarak içine doğduğu endüstriyel doğa nedeniyle diğer icracı sınıflara göre teknolojik gelişmelere ve teknolojinin mecra ile olan ilişkisine daha bağlıdır. Sürekli olarak imgelerin yeni temsil olanaklarına karşı iştahını korur ve geliştirir. Yenilikleri imge üretim alanlarına uygular ve görsel çözümlemelerinin kitle iletişimi bağlamında kabul görmesi için çaba sarf eder.
- Aşağıdakilerden hangisi papirüsün anlatı aktarımında sağladığı üstünlüklerden biri değildir?
- A-) İmgelerin detaylı ve estetik biçimde işlenmesine olanak tanıması
- B-) Katlanabilir yapısıyla arşivleme ve taşıma kolaylığı sunması
- C-) İmgelerin hem belge hem de sanat eseri olarak değerlendirilebilmesine imkân sağlaması
- Cevap D-) Zanaatkârların sadece yazılı anlatımı tercih etmesine neden olması
- E-) İmgelerin iki boyutlu düzlemde etkili şekilde kullanılmasına uygun ortam sunması
Açıklama: Zanaatkârların sadece yazılı anlatımı tercih etmesine neden olması seçeneği metinle çelişmektedir çünkü zanaatkârlar, yazılı anlatımdan ziyade imgelerin sembolik ve estetik gücüne odaklanmıştır.
- Aşağıdakilerden hangisi televizyonun izleyici üzerindeki etkilerinden biri olarak metne göre doğrudur?
- A-) İzleyici anlatıyı özgürce yönlendirebilir.
- B-) Televizyon çift yönlü etkileşim imkânı sunar.
- C-) İçerik tamamen izleyicinin tercihlerine göre şekillenir.
- Cevap D-) Televizyon, hazır bir akışa maruz bırakan tek yönlü bir seyir sunar.
- E-) İzleyici, izlediği içeriğin yapısını anında değiştirebilir.
Açıklama: Televizyonda görünen imgeler, tek yönlü seyirlik bir deneyim sunar. Sizin için tasarlanan akışa maruz kalır ve ancak tasarlanan akışlar arasında hangisine takılacağınıza dair seçimde bulunursunuz
- Bir avatarla temsil edilen kullanıcıların alışveriş yapabileceği, sosyalleşebileceği, boş zaman etkinliklerine katılabileceği sanal bir dünyayı ifade eden seçenek hangisidir?
- A-) Sanal gerçeklik
- B-) Karma gerçeklik
- Cevap C-) Metaverse
- D-) Arttırılmış gerçeklik
- E-) İnstagram
Açıklama: Hiç Kapanma(yan)yacak Yayın
Metaverse
- Dijital medya ve sosyal ağların gelişimiyle birlikte kullanıcı deneyimi nasıl bir değişim geçirmiştir?
- A-) Sadece izleyici konumunda kalmıştır.
- B-) Geleneksel medya içeriklerine daha fazla yönelmiştir.
- C-) Sadece oyun oynamak için sınırlı alanlara mahkûm olmuştur.
- Cevap D-) Hem içerik üreten hem de paylaşan aktif bir özne hâline gelmiştir.
- E-) Sürekli ekran başında kalarak pasif bir izleyiciye dönüşmüştür.
Açıklama: Dijital medya ve sosyal ağların gelişimiyle birlikte kullanıcı deneyimi ile hem içerik üreten hem de paylaşan aktif bir özne hâline gelmiştir.
- En eski görsel iletişim imgesi olarak kayda geçen tarihi bulgular hangi ülkede yer almaktadır?
- A-) İngiltere
- B-) Nepal
- C-) Fransa
- D-) Mısır
- Cevap E-) Türkiye
Açıklama: TAŞLARDAN MAĞARA DUVARLARINA İMGE
İnsanoğlunun imgeler ile yaşadıklarını anlamlandırma, temsil etme ve aktarma ihtiyacı şimdiye kadar bilinen tarih ile yaklaşık olarak MÖ 15 binli yıllara dayanır. Bu tarihsel referans ile bulgulanan en eski çizimler, Fransa’nın güneybatısındaki Dordogne ilindeki Montignac köyü yakınlarında bulunan Lascaux Mağarası’nda yer almaktadır. Şimdiye kadar, Lascoux Mağarası’nda yer alan bu çizimler, atalarımızdan bize miras kalan ilk görsel iletişim örnekleri olarak biliniyordu. Ancak Türkiye Şanlıurfa’da keşfi gerçekleştirilen Göbeklitepe Antik Yerleşkesiyle birlikte, şimdiye kadar bilinen insanlık tarihi ve bilinen ilk görsel iletişim imgelerinin temsillerinin adresi de Lascoux Mağara’sından Göbeklitepe’nin antik sütunlarına kaymış oldu.
- Endüstriyel devrim sürecinin 2.basamağı aşağıdakilerden hangisidir?
- A-) Mekanik, Su ve Buhar Gücü
- Cevap B-) Seri Üretim, Elektrik Gücü
- C-) Bilgisayar, Otomasyon ve Robotik
- D-) Siber Fiziksel Sistemler
- E-) Dijital Evrim
Açıklama: TUVALLERDEN DİJİTAL EKRANLARA VE ÖTESİNE
Seri Üretim, Elektrik Gücü
- Görsel iletişimin tarihsel işleviyle ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
- Cevap A-) Görsel anlatılar, zaman içinde insanın kendinden sonraya iz bırakma çabasının bir ürünüdür
- B-) Görsel anlatılar sadece estetik kaygılarla oluşturulur.
- C-) Görsel göstergeler yalnızca dönemsel eğilimleri yansıtır ve kalıcılık taşımaz.
- D-) İşitsel iletişim yöntemleri, görsel anlatılardan daha uzun ömürlüdür.
- E-) Görsel imgeler, tarihsel belge niteliği taşıyamaz çünkü yoruma açıktır.
Açıklama: Yeni A şıkkı, doğrudan senin verdiğin metindeki şu ifadeye dayanmaktadır:
“İnsan oluşturduğu izler sayesinde akıp giden zamana kendince kayıtlar düşmeye çalışır… Görsel iletişim ve göstergeler bu izler için önemli bir araçtır…”
- Günümüz kağıdının ilk formu olan papirüs hangi bölgede icat edilmiştir?
- A-) Mezopotamya
- B-) Çin
- Cevap C-) Mısır
- D-) İrlanda
- E-) Amerika
Açıklama: Günümüz kağıdının ilk formu olan papirüs Mısır’da icat edilmiştir.
- I. Yaşanılanlara dair iletilmek istenen anlatıyı taşır ve aktarır
II. Yazılı metinlerde sunulan argümanları destekler
III. İçeriğinde anlatıyı taşımanın yanında, duygusal, kültürel farklı anlamları da barındırırlar
IV. Bilişsel ve gösteren olmak üzere iki türlü işlev görebilir
V. Yazılı metin binlerce kelime içerdiği için imgeye göre daha etkili bir anlatım biçimidir
Yukarıdaki imge ile ilgili ifadelerden hangisi ya da hangileri doğrudur?- Cevap A-) Yalnızca I, II, III ve IV
- B-) Yalnızca I ve II
- C-) Yalnızca I, III, IV ve V
- D-) Yalnızca II ve V
- E-) I, II, III, IV ve V
Açıklama: İmgeler çok kuvvetlidir çünkü yazılı anlatım iler yüzlerce, binlerce kelime ile ifade edilebilen bir iddia, bazen tek bir imge ile etkili şekilde aktarılabilir. Dolayısıyla V. seçenek yanlıştır. Bunun dışındaki tüm seçenekler imge ile ilgili doğru ifadelerdir.
- I. İmgeler duygusal, kültürel ve olgusal farklı anlamlar barındırırlar.
II. İmge bilişsel ve gösteren olmak üzere iki türlü işlev görür.
III. İmgeler yazılı metinler kadar kuvvetli bir anlatıma sahip değildir.
IV. İmgede bilişsel anlam görünenden öte temsil edilen ikinci anlatıyı içerir.
İmge ile ilgili yukarıda verilen bilgilerden hangileri doğrudur?- Cevap A-) I ve II
- B-) II ve III
- C-) III ve IV
- D-) I ve III
- E-) II ve IV
Açıklama: TAŞLARDAN MAĞARA DUVARLARINA İMGE
İmgeler, temel olarak yaşanılanlara dair iletilmek istenilen anlatıyı taşıyan ve aktaran, fonksiyonel birer görsel unsur olmaktan, yazılı metinlerde sunulan argümanları desteklemeye ve/veya görsel tasarım veya metin dâhilinde görsel bir mola boşluk alanı yaratmaya kadar çoklu işlev görme özelliğine sahiptir. İmgeler çok kuvvetlidir çünkü yazılı anlatım ile yüzlerce, belki binlerce kelime ile ifade edebileceğiniz bir iddiayı, tek bir imge ile aktarmak ve yüksek etki, geri dönüş almak mümkündür.
İmgeler yapısal olarak anlatıyı taşımanın yanı sıra, duygusal, kültürel ve olgusal farklı anlamları da barındırırlar. Ambrose ve Harris (2013, s. 94), imgelerin nasıl sunulduklarının, nasıl anlaşıldıklarına da etki ettiğini, bu bağlamda bir imgenin bilişsel ve gösteren olmak üzere iki türlü işlev görebildiğini ifade eder. İmge bilişsel anlam veya gösteren anlamdan birini veya ikisini birden kapsıyor olabilir. Bilişsel anlam imgenin ifade ettiği, bizim algıladığımız, öğrendiğimiz ve akıl yürüttüğümüz ilk içeriği temsil ederken, gösteren anlam ise yan anlam olarak çalışır. Yani imgede görünenden öte temsil edilen ikinci anlatıyı ve anlamı içermektedir.
- Işığa duyarlı fotoğraf filmini icat eden kişi kimdir?
- A-) Nicephore Niepce
- B-) Arthur Korn
- C-) John Logie Baird
- Cevap D-) George Eastman
- E-) Guglielmo Marconi
Açıklama: TUVALLERDEN DİJİTAL EKRANLARA VE ÖTESİNE
George Eastman imgeleri kayıt altına alıp saklayabilen ışığa duyarlı fotoğraf filmini icat eder. Bu filmi rulo hâline getirir ve adını “Kodak” koyduğu, bahsi geçen ilk basit fotoğraf makinesi mekanizmasına 1888 yılında yerleştirir.
- Kazı çalışmalarında Neolitik Dönem’e ait, boyları üç ila altı metre, ağırlıklarının da kırk ila altmış ton olduğu tahmin edilen, üzerinde yabani hayvanlara ait kabartma figürler yer alan T harfine benzer dikili sütunların bulunduğu, Türkiye’deki antik yerleşkenin adı nedir?
- A-) Aizanoi
- B-) Kaunos
- Cevap C-) Göbeklitepe
- D-) Gözlükule
- E-) Kyzikos
Açıklama: T harfine benzer bu dikili sütunlar, UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Şanlıurfa’daki Göbeklitepe antik yerleşkesinde keşfedilmiştir.
- Mağara duvarlarından tuvallere geçiş dönemine ilişkin verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
- A-) Zanaatkâr sınıfının ortaya çıktığı dönemdir.
- B-) Bu dönemin eserlerine Mezopotamya uygarlıkları ve Antik Yunan uygarlığı ekseninde rastlanmaktadır.
- C-) Yerleşik hayata geçiş dönemiyle günlük hayat nesnelerine karşı beliren ihtiyaç ve imgelerin kullanım biçimleri anlatılmaktadır.
- Cevap D-) Günümüz kâğıdının ilk formu olan papirüs Çin’de icat edilmiştir.
- E-) Papirüsün icadı ile imgesel ifadenin nasıl dönüştüğü ve mecranın teknik özelliklerinin avantajları anlatılmıştır.
Açıklama: MAĞARA DUVARLARINDAN TUVALLERE GEÇİŞ
Mısır’da icat edilen ve günümüz kâğıdının ilk formu olan papirüs, özellikle Mısır başta olmak üzere dönemin anlatısının temel mecrasını oluşturmaktadır. Daha sonra papirüs, Çin kültür ve bilgisinin marifeti ile bugün bildiğimiz kâğıda doğru dönüşecektir.
- Merkezinde nesnelerin interneti ve bulut otomasyonu olan endüstriyel devrim süreci hangisidir?
- A-) Mekanik, su ve buhar gücü
- B-) Seri üretim, elektrik gücü
- C-) Bilgisayar, otomasyon ve robotik
- D-) Kişiye özel üretim ve etkileşim
- Cevap E-) Siber fiziksel sistemler
Açıklama: TÜBİTAK 2017 yılında yayınladığı raporda endüstriyel devrim süreçlerini tarihsel sırasıyla dörde ayırmıştır. İçinde bulunduğum son endüstriyel devrim sürecini ise “siber fiziksel sistemler” olarak tanımlamıştır. Bu devrimin merkezinde nesnelerin interneti ve bulut otomasyonu bulunmaktadır.
- Mezopotamya bölgesinde bulunan zengin uygarlık ve inanç çeşitliliği, imgesel anlatıların da aynı şekilde çeşitliliğine neden olmuştur. Bunun nedeni nedir?
- A-) Belirli bir ihtiyaca dönük kullanılacak olan araç ve gerecin tasarlanmasıdır
- B-) İnsanoğlunun yazıyı bulana kadarki dönemde, en etkin kullandığı iletişim aracının imgeler olmasıdır
- C-) Sümer uygarlığı
- D-) Hammurabi kanunları
- Cevap E-) Avcı-toplayıcılıktan yerleşik hayata geçiş aşamasında, coğrafi olarak merkez olmasıdır
Açıklama: Topraktan Doğan İmgeler
Avcı-toplayıcılıktan yerleşik hayata geçiş aşamasında, coğrafi olarak merkez olmasıdır
- Sanat akımları bağlamında imgelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- A-) Daima gerçekçi ve sabit biçimdedir.
- B-) Sadece estetik amaçla kullanılır.
- Cevap C-) Farklı biçim ve sembolik anlamlarla kullanılabilir.
- D-) Sanatçılar imgeleri rastgele seçer.
- E-) İmgeler yalnızca yazılı anlatımı destekler.
Açıklama: Sosyolojik akımlar bir benzeri temsillerini yaratıcı alanlarda da sanat akımları olarak bulur. İmgeler akımlar arasındaki geçişlilikte kimi zaman büyür ya da küçülür; renklenir, şekli tanınmaz hâle gelir, akışkandır; kimi zaman çokça tekrarlar ya da sadece bir leke değeri olarak karşımıza çıkar. Ancak hep bir şekilde olanı veya olması hayal edileni anlatır. Bu akımları meydana getiren sanat icracıları, imgelerin sembolik anlamlarını kullanarak bütünlüklü bir duruş ve incelikli hayali sergiler.
- Sözcük anlamı, Yunanca uzak anlamındaki “tele” ve Latince görmek anlamındaki “visio” sözcüklerinden türetilmiş olan televizyon kim tarafından icat edilmiştir?
- A-) Arthur Korn
- B-) Lumière Kardeşler
- C-) Paul Nipkow
- Cevap D-) John Logie Baird
- E-) Vladimir Zworykin
Açıklama: Büyülü Eğlence Kutusundaki İmgeler
John Logie Baird
- Tasarımcı, elindeki uygun teknolojiyi ve mecrayı kullanarak problem teşkil eden süreçlere çözüm getiren ve süreçleri düzenleyen kişi olarak tanımlanır. Tasarımcısı sınıfının doğuşu hangi yüzyıla denk gelmektedir?
- A-) 2. yüzyıl
- B-) 15. yüzyıl
- Cevap C-) 18. yüzyıl
- D-) 20. yüzyıl
- E-) 21.yüzyıl
Açıklama: Zanaat ve sanatçı 18. yüzyılda icra ettikleri süreç bağlamında ayrıştırıldıktan hemen sonra, icracılara bir yenisi eklenir. Tasarımcı olarak tanımlanan yeni icracılardan oluşan sınıfın doğuşu 1760 yılına işaret etmektedir.
- Televizyon 1923 yılında icat edilmesine rağmen 1950’li yıllarda yeni bir kitle iletişim aracı olarak ortaya çıkmasının nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- A-) Radyonun popülaritesini koruması
- B-) Maliyetinin yüksek olması
- Cevap C-) İki büyük dünya savaşı
- D-) Üretim zorlukları
- E-) Yeterli beğeniye kazanamaması
Açıklama: TUVALLERDEN DİJİTAL EKRANLARA VE ÖTESİNE
Nihayet 1923 yılına gelindiğindeyse, John Logie Baird tarafından İngiltere’de icat edilen televizyon, aygıt olarak ilk görüntüsünü yine Baird’in çabaları ile 1926 yılında gösterir hâle gelir (Stoyles & Pentland, 2019). Ancak televizyon, 1900’lü yılların başından 1950’lere gelene kadar insanoğlunun yaşadığı iki büyük dünya savaşı ve yıkım nedeniyle ancak 1950’li yıllarda yeni bir kitle iletişim aracı olarak ortaya çıkabilir.
- Televizyonun gündelik yaşama dâhil olmasıyla aşağıdakilerden hangisi gerçekleşmemiştir?
- A-) Evden çıkmadan dünyadaki gelişmeleri takip edebildik.
- B-) Belirlenmiş program saatlerine göre izleme alışkanlığı oluştu.
- C-) Görüntüleri oturduğumuz yerden izleme imkânı doğdu.
- D-) Görsel ve işitsel içerikler aynı anda sunulmaya başlandı.
- Cevap E-) İzleyiciler, televizyon ekranındaki kişilerle karşılıklı iletişim kurabildi.
Açıklama: İzleyiciler, televizyon ekranındaki kişilerle karşılıklı iletişim kurabilmesi televizyonun gündelik yaşama dahil olması ile gerçekleşmiştir.
- UNESCO Dünya Mirası listesinde olan antik Göbekli Tepe yerleşkesi hangi ilimiz sınırları içindedir?
- A-) Van
- Cevap B-) Şanlıurfa
- C-) Çorum
- D-) Kahramanmaraş
- E-) Gaziantep
Açıklama: İnsanoğlunun Kendini İfade Etme Çabası İmgeler ile Hayat Buluyor
Şanlıurfa
- Uygun teknoloji ve malzeme kullanarak problem teşkil eden süreçlere çözüm getiren ve süreçleri düzenleyen kişi olarak tanımlanan, tasarımcı sınıfının doğuşu kaç tarihidir?
- A-) 1750
- Cevap B-) 1760
- C-) 1770
- D-) 1780
- E-) 1790
Açıklama: Endüstri Devrimi ve Tasarımcının Doğuşu
1760
- İlk kez 1830 yılında açılan, yüksek sanat eserlerinin sergilendiği ilk mekân olması özelliği taşıyan Altes Müzesi hangi şehirdedir?
- A-) Leningrad
- B-) Hamburg
- C-) Madrid
- D-) Viyana
- Cevap E-) Berlin
Açıklama: İşlev ve İncelmiş Zevkler Bağlamında Zanaatkârın Değişen Rolü
Berlin
- İmgeleri kayıt altına alıp saklayabilen ilk ticari ışığa duyarlı fotoğraf filmini icat eden kimdir?
- A-) Gabriel Lippmann
- Cevap B-) George Eastman
- C-) James Clerk Maxwell
- D-) John Hersche
- E-) William Fox Talbot
Açıklama: Anı Donduran Teknoloji ve Sonrası
George Eastman
- İmgeleri kayıt altına alıp saklayabilen ilk ticari ışığa duyarlı fotoğraf filmini icat eden kimdir?
- A-) Nicephore Niepce
- B-) Larry Shiner
- C-) Briggs ve Burke
- Cevap D-) George Eastman
- E-) Refik Anadol
Açıklama: TUVALLERDEN DİJİTAL EKRANLARA VE ÖTESİNE
George Eastman imgeleri kayıt altına alıp saklayabilen ilk ticari ışığa duyarlı fotoğraf filmini icat eder. Bu filmi rulo hâline getirir ve adını “Kodak” koyduğu, bahsi geçen ilk basit fotoğraf makinesi mekanizmasına 1888 yılında yerleştirir.
- İnsanoğlunun imgeler ile yaşadıklarını anlamlandırma ve aktarma ihtiyacına dair en eski çizimler hangi yıllara dayanmaktadır?
- A-) MS. binli yıllar
- B-) MÖ. beş binli yıllar
- Cevap C-) MÖ. Onbeş binli yıllar
- D-) MÖ binli yıllar
- E-) MS. beşinci yüzyıl
Açıklama: Tarihsel referans ile bulgulanan en eski çizimler, Fransa’nın güneybatısındaki Dordogne ilindeki Montignac köyü yakınlarından bulunan Lascaux mağarasında yer almaktadır ve MÖ 15 binli yıllara dayandığı tahmin edilmektedir. Bununla birlikte Türkiye, Şanlıurfa’da keşfi gerçekleştirilen Göbeklitepe Antik Yerleşkesiyle birlikte şimdiye kadar bilinen insanlık tarihi ve bilinen ilk görsel iletişim imgelerinin temsillerinin adresi de Lascoux Mağara’sından Göbeklitepe’nin antik sütunlarına kaymış oldu.
- İnsanoğlunun imgeler ile yaşadıklarını anlamlandırma, temsil etme ve aktarma ihtiyacı hangi tarihe dayanmaktadır?
- Cevap A-) MÖ 15 bin
- B-) MÖ 5 bin
- C-) MÖ 10 bin
- D-) MÖ 4 bin
- E-) MÖ 8 bin
Açıklama: TAŞLARDAN MAĞARA DUVARLARINA İMGE
İnsanoğlunun imgeler ile yaşadıklarını anlamlandırma, temsil etme ve aktarma ihtiyacı şimdiye kadar bilinen tarih ile yaklaşık olarak MÖ 15 binli yıllara dayanır.
- İnsanoğlunun imgeler ile yaşadıklarını anlamlandırma, temsil etme ve aktarma ihtiyacı yaklaşık olarak, kaç yıllara tarihlendirilmektedir?
- A-) MÖ 12 binli yıllar
- B-) MÖ 13 binli yıllar
- C-) MÖ 14 binli yıllar
- Cevap D-) MÖ 15 binli yıllar
- E-) MÖ 16 binli yıllar
Açıklama: İnsanoğlunun Kendini İfade Etme Çabası İmgeler ile Hayat Buluyor
MÖ 15 binli yıllar
- İzleyicinin günlük yayın akışına, yani ne izleyeceğine kendi kendisinin karar verebildiği yayıncılık servisine ne ad verilir?
- Cevap A-) On-demand
- B-) Podcast
- C-) Kitle iletişim
- D-) Livestream
- E-) Geniş bant
Açıklama: On-demand, yani isteğe bağlı yayıncılık servisi, izleyicinin ne izleyeceğine kendi kendisinin karar verebildiği yeni nesil bir içerik dağıt sürecidir.
- “Bir tasarımı canlandıran resimsel grafik öğeleri ifade eder” tanımı aşağıdaki hangi kavrama aittir?
- A-) Grafik
- B-) Tablo
- C-) Fotoğraf
- Cevap D-) İmge
- E-) Çizim
Açıklama: TAŞLARDAN MAĞARA DUVARLARINA İMGE
İmge: “Bir tasarımı canlandıran resimsel grafik öğeleri ifade eder. Bir sayfanın ana odağı veya bir yan öğe olarak olsun, imgeler bir mesajın iletilmesinde önemli bir rol oynar ve görsel hissinin oluşturulmasında işin önemli bir parçasıdır”.
- “VR” kısaltmasıyla ifade edilen bilgisayar teknolojisi aşağıdaki seçeneklerden hangisidir?
- Cevap A-) Sanal gerçeklik
- B-) Karma gerçeklik
- C-) Öte-evren
- D-) Arttırılmış gerçeklik
- E-) İnstagram
Açıklama: Hiç Kapanma(yan)yacak Yayın
Sanal gerçeklik
Ünite 3
- “……. ilkesi, aslında bir bakıma Gestalt teorisinin özü olan bütüncül yapı, gruplama, basitlik ve netlik ifadelerinin ortak paydada buluştuğu bir ifadeyi ortaya koymaktadır”
cümlesini anlamlı şekilde hangisi ile tamamalarız?- A-) Devamlılık
- B-) Mesafesel yakınlık
- Cevap C-) İyi Gestalt
- D-) Birlik
- E-) Zemin-şekil ilişkisi
Açıklama: Almanca orijinali üzerinden çevrilen adı nedeniyle, zor anlaşılan Gestalt ilkelerinden biri olarak karşımıza çıkan İyi Gestalt ilkesi, aslında bir bakıma Gestalt teorisinin özü olan bütüncül yapı, gruplama, basitlik ve netlik ifadelerinin ortak paydada buluştuğu bir ifadeyi ortaya koymaktadır (Chang vd., 2002). Bu nedenle de Türkçe ifadesi ile İyi Gestalt olarak çevirisi yapılmaktadır.
Doğru cevap C’dir.
- Algı sürecinin son aşaması aşağıdakilerden hangisidir?
- A-) Uyaranın alınması
- B-) Seçici dikkat
- C-) Anlamlandırma
- Cevap D-) Yanıt Verme
- E-) Klişe oluşumu
Açıklama: Algı sürecinde uyaranın alınması, işlenmesi, anlamlandırılması ve kişisel bilgiye dönüşmesi sonrası birey bu uyaran karşısında bir tepki (içsel ya da dışsal) verir. Bu, sürecin son aşamasıdır.
- Algısal gruplama benzerlik ve ……………. görsel unsurlarıyla birlikte çalışır.
Aşağıdakilerden hangisi yukarıdaki boşluğu doğru şekilde tamamlar?- Cevap A-) Mesafesel yakınlık
- B-) Obje zemin
- C-) Arka plan- ön plan
- D-) Mekan referansı
- E-) Şekilsel kesinlik
Açıklama: Algısal gruplama benzerlik ve mesafesel yakınlık görsel unsurlarıyla birlikte çalışır. Birbirlerine ebat, şekil, renk vb. bileşenler ile benzer olan nesneler, bir arada, ortak bir grup olarak algılanmaya meyillidir. Aynı şekilde mesafesel olarak diğerlerine göre birbirlerine daha yakın olan nesneler de tek bir grup şeklinde algılanır. Bu durum özellikle pazarlama faaliyetlerinde, ürün teşhirlerinde, mağaza deneyim tasarımları gibi alanlarda sıklıkla karşımıza çıkan, görsel algıyı rahatlatan, görsel organizasyonu kolaylaştıran bir yaklaşım sunar.
- Ali, bir illüstrasyona baktığında “vazo” nesnesini görmekte iken, Ayşegül aynı illüstrasyona aynı mesafe ve konumdan baktığında “iki farklı insan yüzü” görmektedir. Bu durum, Gestalt ilkelerinden hangisi ile açıklanabilir?
- A-) Devamlılık
- B-) Mesafesel yakınlık
- C-) Kapalılık
- Cevap D-) Zemin-figür ilişkisi
- E-) Bütünsellik
Açıklama: Detaylı bilgi için ilgili bölüm incelenebilir.
Gestalt ilkelerinin organizasyon bağlamında en kuvvetli çalışan ilkelerinden biri olan figür-zemin ilişkisi, temel olarak nesnelerin bulundukları çevresel alan ile olan mekân referansını tanımlar. Figür, zeminden algısal organizasyon olarak her zaman daha dikkat çekicidir. Ancak kimi durumlarda figür ve zeminin birbiriyle yer değiştirdiği, hangisinin figür hangisinin zemin olduğuna karar verilemeyen durumlar meydana gelir. Doğru cevap D’dir.
- Anlamlandırma sürecinde, kişinin ön yargıları aşağıdakilerden hangisini oluşturur?
- A-) Nitelendirme
- Cevap B-) Algısal setler
- C-) Çıkarımda bulunma
- D-) Hale etkisi
- E-) Klişe
Açıklama: Detaylı bilgi için ilgili bölüm incelenebilir.
Sahip olduğumuz ön yargılar, uyaran her ne kadar yeni bir durum dâhilinde bile gelişse, algısal organizasyonumuzun başka türlü çalışmasına set koyar ve yeni durumu, eski bilgi ve deneyimlerimiz ile neticelendirmemize neden olur. Anlamlandırma sürecinde ön yargıların varlığı, algı organizasyonunun yeni durum ve uyaranlar karşısına çıkardığı en büyük zorluklardan biri olarak kabul edilebilir. Doğru cevap B’dir.
- Ayçiçeği tarlalarının tek bir çiçekten daha fazla dikkat çekmesi aşağıdaki hangi unsurla ilişkilidir?
- Cevap A-) Tekrar
- B-) Hareket
- C-) Ortaya konumlanma
- D-) Değişkenlik
- E-) Yenilik
Açıklama: Tekrar, unsuru söz konusu olduğu zaman, ayçiçeği tarlalarını düşünmek iyi bir örnek teşkil edebilir. Tekrar prensibine göre, tekrar eden uyaranlar, tekil uyaranlara göre seçici dikkati çok daha fazla çekmektedir. Uyaranı bir birim veya grafik modül olarak değerlendirdiğinizde, bu birimin yüzlercesinin bir arada olması ve benzeri durumlar, algı psikolojisi bağlamında önemli bir dışsal uyaran olarak algılanmaya karşı koşulludur. Bu unsur sadece belirli bir uyaran modülün / nesnenin tekrarı gibi düşünülmek durumunda değildir. Örneğin, aynı uyaran prensibi ile televizyonda gördüğünüz bir reklamın, aynı reklam kuşağında birkaç kere tekrarlanması da benzeri şekilde tekrar prensibinin seçici dikkat adına çalışmasına bir örnektir.
- Aşağıdaki algıyı etkileyen unsurlardan hangisi alıcı ile ilişkilidir?
- Cevap A-) Motivasyon
- B-) Sosyal alan
- C-) Mesafe yakınlığı
- D-) Zaman
- E-) Konum
Açıklama: İlgili bölüm detaylı bilgi için incelenebilir.
Motivasyon alıcıdan kaynaklı, sosyal alan ve zaman durum/değişkenden kaynaklı, mesafe yakınlığı hedeften kaynaklanan unsurdur. Doğru cevap A’dir.
- Aşağıdakilerden hangisi “ön koşul, ön yargı” anlamında kullanılmaktadır?
- A-) Duygusal karmaşa
- B-) Algısal kesinlik
- C-) Klişe/Stereotipi
- Cevap D-) Algısal set
- E-) Nitelendirme
Açıklama: Örneğin bir müdür, çalışanları hakkında yeterli eforu göstermedikleri ve tembel olduklarına dair bir ön yargı geliştirmiş olabilir. Müdürün sahip olduğu bu ön yargı, tüm çalışanların tembel olduğuna dair genel bir algı geliştirmesi için yeterli bir algısal set olarak çalışır.
Set kavramı, ön koşul, ön yargı anlamında kullanılmaktadır. Kimi durumlarda önceki bilgi ve deneyimlerimizin toplam bir sonucu olarak kolay değiştirilemeyecek ön yargılara sahip oluruz. Sahip olduğumuz ön yargılar, uyaran her ne kadar yeni bir durum dâhilinde bile gelişse, algısal organizasyonumuzun başka türlü çalışmasına set koyar ve yeni durumu, eski bilgi ve deneyimlerimiz ile neticelendirmemize neden olur. Anlamlandırma sürecinde ön yargıların varlığı, algı
organizasyonunun yeni durum ve uyaranlar karşısına çıkardığı en büyük zorluklardan biri olarak kabul edilebilir.
- Aşağıdakilerden hangisi algı süreci sonucunda oluşan dışsal yanıt vermeye örnektir?
- Cevap A-) Ağlama
- B-) Takdir beklentisi
- C-) Nefret duygusu
- D-) İlgi bekleme
- E-) Acıma duygusu
Açıklama: İçsel yanıtlar, örtük olarak değerlendirilir. Yani çoğunlukla uyaran veya başka kişiler tarafından dışarıdan görünmeyebilir. Bu örtük yanıtlar, algılayan kişinin, uyaran hakkında ve/veya uyaran neticesinde oluşan tavır, motivasyon ve duyguları olarak değerlendirilir. Dışsal yanıtlar ise açık olanlardır ve genellikle yanıt oluşturan davranışlar olarak kategorize edilebilir.
- Aşağıdakilerden hangisi algı sürecinin aşamalarından biri değildir?
- A-) Uyaran
- B-) Seçici Dikkat
- C-) Algısal Organizasyon
- Cevap D-) Bilinçaltı Motivasyon
- E-) Anlamlandırma
Açıklama: Algı süreci altı temel aşamadan oluşur: uyaran, seçici dikkat, organizasyon, anlamlandırma, yanıt verme. Bilinçaltı motivasyon bireyin davranışlarını etkileyebilir ama doğrudan bu süreçte yer alan bir aşama değildir.
- Aşağıdakilerden hangisi algı sürecinin ilk aşamasında yer almaktadır?
- A-) Kişiselleştirme
- B-) Anlamlandırma
- Cevap C-) Duyumsama
- D-) Organize etme
- E-) Çıkarımda bulunma
Açıklama: Detaylı bilgi için ilgili bölüm incelenebilir
Algı; kişinin duyu organları ile ulaştığı çevresel uyaranlar karşı anlamlandırma ve uyaranı kişisel bilgiye dönüştürerek organize etme sürecidir. Bununla birlikte Algı süreci, temel duyu organlarının uyaranları duyumsadıktan sonra, bilginin kişiselleştirilmesine kadar olan evre olarak da açıklanmıştır. Doğru cevap C’dir.
- Aşağıdakilerden hangisi algı sürecinin son aşamasıdır?
- A-) Nitelendirme
- Cevap B-) Yanıt verme
- C-) Algılama
- D-) Çıkarımda bulunma
- E-) Seçicilik
Açıklama: Algı sürecinin son aşaması yanıt verme sürecidir. Tüm organizasyonel adımlardan geçen uyaran,
anlamlandırma aşamasında kişisel bilgi ve deneyime, dolayısıyla bir yargı ve öngörüye dönüşür. Oluşan bu kişisel bilgi, bölümün başında da ifade edildiği gibi çoğunlukla gerçek olan değil, kişinin
uyaranı nasıl algılamak istediği ile ilgili olan durumdur. Tüm bu algı organizasyonun neticesinde varılan yargıya göre, algılayan kişi bir yanıt yani geri bildirim oluşturur. Bu geri bildirim, içsel ve dışsal olmak üzere iki boyutta ele alınabilir.
- Aşağıdakilerden hangisi algısal organizasyon sürecinde belirsizlik içeren bir grubu temsil eder?
- Cevap A-) Escher’in merdivenleri
- B-) Escher’in ahşap oymaları
- C-) Bauhaus mağaza tasarımları
- D-) Bauhaus ürün teşhir rafları
- E-) Jujol’ün bina tasarımı
Açıklama: Algısal organizasyon aşaması, görsel olarak tanımsızlık içeren bir grubu temsil eder. Tanımsız nesneler, figürler, algı sürecinde kişinin anlamlandırma aşamasında daha dikkatli ve tetikte bir bilgi ve deneyim dönüşümü gerçekleştirmesine neden olur. Escher’in merdivenleri eseri ile yarattığı algısal tekinsizliğin, popüler gösteri dünyasındaki en bilindik yansımalarıdır. Tanımsızlık içeren bu sahneler, algısal bir tekinsizlik yaratmakta, bu durum da izleyicinin gerilim ve belirsizlik duygularını daha çok hissetmesine neden olarak anlatının dramatik gücüne katkı sağlamaktadır. Doğru cevap A’dir.
- Aşağıdakilerden hangisi algısal organizasyonun, basit ve birbirleri ile bağlantısı olmayan çizgi, nokta, eğri, leke değeri vb. görsel unsurların bir araya gelerek tanıdık ve bütüncül figürler ortaya koyma yaklaşımını ele alır?
- A-) Simülasyon kuramı
- B-) Hipergerçeklik
- Cevap C-) Gestalt teorisi
- D-) Uyaranın doğası unsuru
- E-) Hale/Aura Etkisi
Açıklama: Gestalt teorisi, algısal organizasyonun, basit ve birbirleri ile bağlantısı olmayan çizgi, nokta, eğri, leke değeri vb. görsel unsurların bir araya gelerek tanıdık ve bütüncül figürler ortaya koyma yaklaşımını ele alır. Kimi yaklaşımlar bilgi ve deneyim edinme süreçlerini uyarana karşı oluşan tepki doğrultusunda çözümlerken Gestalt yaklaşımı, zihnin uyaranlar arasında anlamlı ve organize bağlantılar / örüntüler oluşturduğunu öne sürer. Gestalt teorisinin çatısını oluşturan ilkeler, tasarımda görsel algıyı açıklamak ve organize etmek amacıyla kullanılır.
- Aşağıdakilerden hangisi algıyı etkileyen dışsal etkilerden biridir?
- A-) Tecrübe
- Cevap B-) Tekrar
- C-) Kuşku
- D-) Yaş
- E-) Duygusal karmaşa
Açıklama: Seçici dikkat değişkenini birçok dışsal etki şekillendirebilmektedir. Bu dışsal etkilerin başında, uyaranın doğası, yer/konum, renk, ebat, kontrast, hareket, tekrar, değişkenler ve/veya benzerlik unsurları gelmektedir.

- Aşağıdakilerden hangisi algıyı etkileyen içsel etkilerden biridir?
- A-) Renk
- B-) Kontrast
- Cevap C-) Kuşku
- D-) Yer/konum
- E-) Boyut
Açıklama: Detaylı bilgi için ilgili bölüm incelenebilir.
Renk, kontrast, yer /konum dışsal uyaran; kuşku içsel uyarandır Doğru cevap C’dir.
- Aşağıdakilerden hangisi algıyı etkileyen unsurlar dikkate alındığında uyaranın alınmasından sonraki aşamadır?
- Cevap A-) Seçiçi dikkat
- B-) Uyaran
- C-) Algısal organizasyon
- D-) Anlamlandırma
- E-) Yanıt
Açıklama: Algı süreci; herhangi yeni tanımsız bir uyaranın, tanımlanan ve kişiselleştirilen bir bilgi ve deneyime dönüştürülmesi sırasında, tıpkı beş duyu organımızla otomatikleşmiş bir refleks olarak duyumsadığımız süreç gibi çok hızlı gelişen bir yapıdır. Her ne kadar refleksvari bir hız ve içselleştirme ile oluşsa da altı farklı aşama ile tanımlanabilecek, bir dizi seri işlemin neticesi olarak meydana gelmektedir. Bu aşamalar çok hızlı gelişmesine ve içselleştirilmesine rağmen, oldukça detaylı ve uyarana dair önemli kararların alındığı aşamalar olarak karşımızdadır.
Algılamada İlk aşama Dışsal ve içsel uyaranın olmasıdır . Bu aşamayı Kişinin beş duyu organı olan, görme, duyma dokunma, tatma ve koku alma reeksleri ile uyaranı alması aşaması yani organizasyon (Uyaranın Alınması) izler. Bu aşamadan sonra Seçici Dikkat (Uyaranın Seçimi) gelmektedir. 4. aşama Algısal Organizasyon, 5.aşama Anlamlandırma ve 6. Aşama Yanıt aşamasıdır.
- Aşağıdakilerden hangisi anlamlandırma sürecinde algısal bir set olarak çalışır?
- Cevap A-) Ön yargı
- B-) Mesafesel uzaklık
- C-) Nitelendirme
- D-) Benzetme
- E-) İyi Gestalt
Açıklama: Anlamlandırma sürecinde ön yargıların varlığı, algı organizasyonunun yeni durum ve uyaranlar karşısına çıkardığı en büyük zorluklardan biri olarak kabul edilebilir. Örneğin bir müdür, çalışanları hakkında yeterli eforu göstermedikleri ve tembel olduklarına dair bir ön yargı geliştirmiş olabilir. Müdürün sahip olduğu bu ön yargı, tüm çalışanların tembel olduğuna dair genel bir algı geliştirmesi için yeterli bir algısal set olarak çalışır.
- Aşağıdakilerden hangisi bir durum veya kişi hakkında tek bir özelliğine dayanarak genel bir algı süreci organize etme sürecini tanımlamaktadır?
- Cevap A-) Hale/aura etkisi
- B-) İyi Gestalt
- C-) Klişe unsuru
- D-) Seçici dikkat
- E-) Kuşku
Açıklama: Örneğin eğer bir kişi çok cana yakın davranıyor ise mutlaka aynı kişi , yumuşak huylu ve iyi bir
eş, gerçek bir dost ve iyi bir evlat olmalı gibi birbirini destekler nitelikteki özellikler algısal deneyime dahil olur. Bilindiği gibi, herhangi bir kişi veya nesnenin tek başına iyi tarafları olabildiği gibi kötü
tarafları da bir arada olabilir. Algısal organizasyon bağlamında bütüncül bir iyilik veya kötülük klişesi ile karar vermek, her zaman doğru bir yaklaşım olmayacaktır.
Bir durum veya kişi hakkında tek bir özelliğine dayanarak genel bir algı süreci organize etme
sürecidir. Hale/aura, uyaran etrafında oluşan etki çemberi, etki alanı olarak değerlendirilebilir. Bu
etki alanı kimi metinlerde enerji alanı olarak da ifade edilir. Algısal organizasyon çerçevesinde incelendiğinde ise uyaran hakkındaki tek bir olumlu veya olumsuz nitelik üzerinden bütüncül bir bilgi ve deneyim oluşturma süreci olarak tarif edilebilir.
- Aşağıdakilerden hangisi dışsal uyaranlara örnek olarak gösterilemez?
- A-) Dışarıdan gelen trafik sesi
- Cevap B-) Mideden gelen gurultu
- C-) Renkli bir afiş
- D-) Hareket eden bir nesne
- E-) Keskin bir parfüm kokusu
Açıklama: Mide gurultusu bireyin kendi bedeninden gelen bir içsel uyarandır. Dışsal uyaranlar ise çevredeki ses, görüntü, koku gibi dışarıdan gelen etkilerdir.
- Aşağıdakilerden hangisi kişilerde gerilim ve belirsizlik duygularını hissettiren algısal bir tekinsizlik yaratır?
- Cevap A-) Tanımsız figürler
- B-) Ayçiçek tarlaları
- C-) Büyük nesneler
- D-) Parlak renkli görüntüler
- E-) Hareketli görüntüler
Açıklama: Tanımsız figürler, algısal organizasyon aşamasında, görsel olarak tanımsızlık içeren bir grubu temsil eder. Tanımsız nesneler, figürler, algı sürecinde kişinin anlamlandırma aşamasında daha dikkatli ve tetikte bir bilgi ve deneyim dönüşümü gerçekleştirmesine neden olur. Tanıdık görsel örüntüler kadar kişiyi algısal konfor alanı içinde tutan bir durum değildir. Tanımsız olan, tanımlanacak şekilde algısal işleme tabii tutulmak istenir.
- Aşağıdakilerden hangisi obje-zemin, arka plan-ön plan ilişkisi olarak da tanımlanabilen görsel bir organizasyon biçimidir?
- A-) Algısal Kesinlik
- B-) Mesafesel Yakınlık
- C-) Tanımsız Figürler
- D-) Algısal Gruplama
- Cevap E-) Figür-Zemin İlişkisi
Açıklama: Figür zemin ilişkisi; obje-zemin, arka plan-ön plan ilişkisi olarak da tanımlanabilen görsel bir organizasyon biçimidir. Nesnelerin bulundukları çevresel alan ile olan mekân referansını tanımlar. Nesnenin arkasında bulunan alan, zemin veya arka plan olarak tanımlanır ve arka planın yapısı, nesnenin görsel olarak daha iyi tanımlanmasını, ön planda olmasını ve nesneye bakan kişi tarafından algısal olarak anlamlandırılmasını kolaylaştıran görsel referanslar sağlar.Kimi durumlarda bakılan çevresel alanda veya görselde,
hangi unsurların nesne hangi unsurların arka planı oluşturduğu tanımsızdır veya nesne ile zemin arasında bir geçişlilik ilişkisi oluşur. Bu durum algısal organizasyonu zorlayan bir yapı arz eder ancak kimi görsel anlatımlar özellikle bu yaklaşımı benimser ve dramatik etki adına kullanır.
- Aşağıdakilerden hangisi seçici dikkat değişkenini şekillendiren dışsal etkenlerden biri değildir?
- Cevap A-) Tecrübe
- B-) Yer
- C-) Konum
- D-) Renk
- E-) Hareket
Açıklama: Seçici dikkat değişkenini birçok dışsal etki şekillendirebilmektedir. Bu dışsal etkilerin başında, uyaranın doğası, yer/konum, renk, ebat, kontrast, hareket, tekrar, değişkenler ve/veya benzerlik unsurları gelmektedir.Tecrübe ise içsel etkenlerden biridir.
- Aşağıdakilerden hangisi özellikle fiziksel olarak varlığı hissedebileceğimiz, bedenimizden gelen değişken tepkiler olarak tanımlanabilir?
- Cevap A-) İçsel uyaran
- B-) Seçici dikkat
- C-) Dış uyaran
- D-) Algı
- E-) İlgi
Açıklama: İçsel uyaranlar olarak tanımlanabilecek unsurlar, özellikle fiziksel olarak varlığı hissedebileceğimiz, bedenimizden gelen değişken tepkiler olarak tanımlanabilir. Kaslarımızın enerji ile dolup boşalması neticesinde oluşan kasılma, seğirme, yemek borumuzdan midemize doğru giden yiyecekler ve neden oldukları hareketlenme, hormonel değişkenler neticesinde oluşan terleme gibi küçük veya büyük farkındalıklar yaratabilecek her türlü fiziksel değişken fiziki iç uyaranlar olarak örnek gösterilebilir. Biyolojik unsurların etkisi ile oluşan, sıkılma, acıkma, içinin geçmesi vb. psikolojik durum değişkenleri de içsel uyaranlar olarak ele alınabilir.
- Aşağıdakilerden hangisi, anlamlandırma sürecini etkileyen unsurlardan biri değildir?
- A-) Çıkarımda bulunma
- B-) Nitelendirme
- Cevap C-) Devamlılık
- D-) Yanıt verme
- E-) Algısal setler
Açıklama: Anlamlandırma süreci, uyaran bahsi geçen süreçlerden sonra bilgiye dönüşen uyarana anlam atfedilen ve bu öznel anlamın uyaranı enformasyonel bir bilgiye dönüştüren aşamasıdır. Elbette ancak anlamlandırma sonucu elde edilen bilgi ve deneyim oluştuktan sonra, uyaranın algılanmış
olma durumundan bahsetmek uygun olur. Aşağıdaki unsurlar, anlamlandırma sürecini
etkileyen genel başlıklardır:
-Algısal setler
-Nitelendirme
-Klişe/stereotipi
-Çıkarımda bulunma
-Hale/aura etkisi
-Yanıt verme
Devamlılık ilkesi, Gestalt’ın temel ilkelerinden biridir.
- Aşağıdakilerden hangisi, bir durum ve kişi hakkında tek bir özelliğe dayanarak genel bir algı organize etme sürecidir?
- A-) Klişe
- Cevap B-) Hale etkisi
- C-) Algısal set
- D-) Çıkarımda bulunma
- E-) Nitelendirme
Açıklama: Detaylı bilgi için ilgili bölüm incelenebilir.
Bir durum veya kişi hakkında tek bir özelliğine dayanarak genel bir algı süreci organize etme sürecidir. Hale/aura, uyaran etrafında oluşan etki çemberi, etki alanı olarak değerlendirilebilir. Bu etki alanı kimi metinlerde enerji alanı olarak da ifade edilir. Doğru cevap B’dir.
- Aşağıdakilerin hangisi görsel iletişimin bağlamı içerisinde yer alır?
- A-) Harfler ve noktalama işaretleri
- B-) Yazı ve görsel boşluk
- C-) anlatı ve görsel tasarım
- Cevap D-) Düzen ve mizanpaj
- E-) Cümleler ve paragraflar
Açıklama: Detaylı bilgi için ünitenin ilgili bölümü incelenebilir
Düzen ve mizanpaj. Doğru cevap D’dir.
- Bir mimarın yeni gördüğü bir binayı dikkatle incelemesi, hangi içsel etkenin seçici dikkati yönlendirdiğine örnektir?
- A-) Kuşku
- B-) Yaş
- Cevap C-) İlgi
- D-) Nitelendirme
- E-) Aura Etkisi
Açıklama: Mimarlık mesleği gereği kişinin ilgisi belirli yapılaradır. Bu özel ilgi alanı, seçici dikkatin yöneldiği konuyu belirler ve mimar binayı detaylı inceler.
- Bir müdürün, çalışanlarının tamamını tembel olarak değerlendirmesi aşağıdakilerden hangisinin bir örneğidir?
- A-) Algısal Set
- B-) Nitelendirme
- C-) Hale Etkisi
- Cevap D-) Klişe
- E-) Çıkarımda Bulunma
Açıklama: Klişe, bir grubu ya da kişiyi kalıp yargılarla değerlendirme eğilimidir. Müdürün tüm çalışanları tek bir özellik üzerinden değerlendirmesi tipik bir klişe davranıştır.
- Figür ve zeminin birbirine karıştığı, dramatik etki yaratmak amacıyla kullanılan görsel durum aşağıdakilerden hangisidir?
- A-) Açık Yanıt
- B-) Klişe
- Cevap C-) Tanımsız Figür
- D-) Hale Etkisi
- E-) Anlam Bozumu
Açıklama: Tanımsız figürler, net şekilde tanımlanamayan ve izleyicinin algısal belirsizlik yaşadığı görsellerdir. Bu durum anlatıya dramatik bir etki kazandırmak için kullanılır.
- Gestalt kuramına göre bir nesne görsel olarak tamamlanmasa da zihnin onu tam ve bütün olarak algılamasına ne ad verilir?
- A-) Figür-zemin ilişkisi
- B-) Benzerlik
- Cevap C-) Kapalılık
- D-) Devamlılık
- E-) Mesafesel Yakınlık
Açıklama: Kapalılık ilkesi, zihnin eksik bilgileri tamamlayarak nesneleri bütün olarak algılamasını ifade eder. Örneğin, kesik çizgilerle çizilmiş bir daireyi tam bir daire gibi algılamamız bu ilkeye örnektir.
- Gestalt teorisinin hangi ilkesine göre, nesneler görsel olarak tamamlanmasa bile, kişi gördüğü nesneyi bütünlük prensibi dâhilinde algısal olarak doldurur ve bütün bir şekil, harf veya görsel olarak anlamlandırır?
- A-) Devamlılık
- Cevap B-) Kapalılık
- C-) Benzerlik
- D-) Birlik
- E-) Figür- Zemin İlişkisi
Açıklama: Kapalılık ilkesine göre, nesneler görsel olarak tamamlanmasa bile, kişi gördüğü nesneyi bütünlük prensibi dâhilinde algısal olarak doldurur ve bütün bir şekil, harf veya görsel olarak anlamlandırır. Gestalt teorisinin temel argümanına uygun bir şekilde, zihin şekli temel duyusal özellikler ile göremese bile, algısal organizasyonun işleyiş şekli nedeniyle bütünlük ilkesi ve düzen algısal olarak korunur. Dünya Doğayı Koruma Vakfının (WWF) logosu, kapalılık ilkesinin ideal çalışma prensiplerine uygun olarak gösterilebilecek en bilindik örneklerden biridir.

- Görsel tasarımda yer alan düzen ve mizanpajın sözel tasarımdaki karşılığı nedir?
- Cevap A-) Cümleler ve paragraflar
- B-) Nokta ve virgüller
- C-) Anlatı ve hikaye
- D-) Sayılar ve formüller
- E-) Anlatı ve şiir
Açıklama: Cappetta’nın 2008 yılında, Schamber’in (1986) görsel okuryazarlığın anlaşılması için gerçekleştirdiği çalışmadan uyarlayarak oluşturduğu karşılaştırmalı tabloda düzen ve mizanpajın sözel tasarımdaki karşılığı cümleler ve paragraflardır.
- Her değişkenin kişi tarafından aynı özen ve dikkatle bir uyaran olarak algılanmaması durumuna denk gelen kavram nedir?
- Cevap A-) Algıda seçicilik
- B-) Refleks
- C-) Dikkatsizlik
- D-) Tavır
- E-) Çıkarımda bulunamama
Açıklama: Literatürde sıklıkla “algıda seçicilik” olarak da konu edinen bu kavram, her değişkenin kişi tarafından aynı özen ve dikkatle bir uyaran olarak algılanmaması durumuna denk gelmektedir. Bir başka deyişle kimi uyaranlar daha seçici bir şekilde ve öncelikle fark edilirken kimi uyaranlar ise görmezden gelinebilmekte veya fark edilmeden geçilebilmektedir. Bu durum, çoğunlukla yoğun bir içselleştirme süreci ile bağlantılı olarak kabul edilmektedir. Kişi, tecrübe edindiği uyaran, iş, çevresel unsur gibi çeşitli deneyim temelli süreçler sonucunda, kimi görüntü, ses, koku vb. değişkenlere karşı daha hassas hâle gelebilmektedir. İçselleştirilen bu durum, yoğunlaşılan alanlarda, konsantrasyon geliştirilen durumlarda da gözlemlenir.
- Her değişkenin kişi tarafından aynı özenle algılanmaması aşağıdaki kavramlardan hangisi ile açıklanmaktadır?
- A-) Organizasyon
- Cevap B-) Seçici dikkat
- C-) İç uyaran
- D-) Hale etkisi
- E-) Dış uyaran
Açıklama: Detaylı bilgi için ilgili bölüm incelenebilir.
Literatürde sıklıkla “algıda seçicilik” olarak da konu edinen bu kavram, her değişkenin kişi tarafından aynı özen ve dikkatle bir uyaran olarak algılanmaması durumuna denk gelmektedir. Bir başka deyişle kimi uyaranlar daha seçici bir şekilde ve öncelikle fark edilirken kimi uyaranlar ise görmezden gelinebilmekte veya fark edilmeden geçilebilmektedir. Doğru cevap B’dir.
- Seçici dikkat üzerinde etkili olan içsel faktörler arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?
- A-) İlgi
- B-) Tecrübe
- C-) Yaş
- Cevap D-) Kontrast
- E-) İhtiyaçlar
Açıklama: Kontrast, dışsal bir görsel özelliktir. Renk veya biçim gibi dış dünyaya ait değişkenlerdir. Oysa ilgi, ihtiyaçlar, yaş gibi unsurlar içsel etkenlerdir.
- Sözsel tasarımda yer alan hikayenin, görsel tasarımdaki karşılıkları aşağıdakilerden hangileridir?
- A-) yazı, görsel ve boşluk
- B-) cümleler, paragraflar
- C-) noktalar, çizgiler ve şekiller
- Cevap D-) anlatı, görsel tasarım
- E-) düzen, mizanpaj
Açıklama: Doğduğumuz andan itibaren görürüz ve duyarız. Ancak çevremizde henüz anlamlandıramadığımız ve bize farklı gelen birçok sembol görürüz. Bu semboller çoğunlukla henüz tanışmadığımız harfler ve sayılardır. Ortak kültürel iletişimin temeli olan sözsel iletişim elemanları olarak karşımıza çıkan bu semboller, temel duyu organlarımız ile algıladığımız ve anlamlandırdığımız kişisel dünyamızdan, tüm insanoğlunun paylaştığı ortak bilgi ve deneyime açılan kapının anahtarı olarak da yorumlanabilir. Bu noktayı daha iyi anlamak için, Cappetta’nın 2008 yılında, Schamber’in (1986) görsel okuryazarlığın anlaşılması için gerçekleştirdiği çalışmadan uyarlayarak oluşturduğu sayfa 56’da yer alan karşılaştırmalı tabloyu incelemek yararlı olacaktır.

- Zihnin uyaranlar arasında anlamlı ve organize bağlantılar / örüntüler oluşturduğunu öne süren ve tasarımda görsel algıyı açıklamak, organize etmek amacıyla kullanılan teori nedir?
- Cevap A-) Gestalt
- B-) Escher
- C-) Berger
- D-) Cappetta
- E-) Schamber
Açıklama: Gestalt teorisi, algısal organizasyonun, basit ve birbirleri ile bağlantısı olmayan çizgi, nokta, eğri, leke değeri vb. görsel unsurların bir araya gelerek tanıdık ve bütüncül figürler ortaya koyma yaklaşımını ele alır. Kimi yaklaşımlar bilgi ve deneyim edinme süreçlerini uyarana karşı oluşan tepki doğrultusunda çözümlerken Gestalt yaklaşımı, zihnin uyaranlar arasında anlamlı ve organize bağlantılar / örüntüler oluşturduğunu öne sürer. Gestalt teorisinin çatısını oluşturan ilkeler, tasarımda görsel algıyı açıklamak ve organize etmek amacıyla kullanılır.
- İyi Gestalt (Prägnanz) ilkesinin temelinde aşağıdakilerden hangisi yer alır?
- A-) Görsel karmaşıklık oluşturmak
- B-) Nesneleri tek tek analiz etmek
- Cevap C-) Görselleri mümkün olduğunca basit ve bütün algılamak
- D-) Duygusal karmaşa yaratmak
- E-) Belirsizlik ortamı oluşturmak
Açıklama: İyi Gestalt ilkesi, zihnin en basit, net ve bütüncül formu tercih ettiğini belirtir. Karmaşık yapılar yerine sade ve tanıdık örüntüler daha hızlı ve kolay algılanır.
- “Bir grup içinde sadece rengi farklı olan bir nesnenin dikkati daha fazla çekmesi” durumu aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?
- A-) Renk Uyumu
- B-) Görsel Hiyerarşi
- Cevap C-) Zıtlık (Kontrast)
- D-) Devamlılık
- E-) Örtük Algı
Açıklama: Kontrast ilkesi, zıtlık oluşturan unsurların daha kolay fark edilmesini sağlar. Farklı renkteki nesne, diğerlerinden aykırı olduğu için seçici dikkati çeker.
Ünite 4
- “Anlam ……………….. bağımsız değildir”
Yukarıdaki ifadede boşluğa aşağıdakilerden hangisi gelmelidir.- A-) Teknolojiden
- Cevap B-) Yorumlayandan
- C-) Fizik kanunlarından
- D-) Matematik denklemlerden
- E-) Algoritmik manipulasyondan
Açıklama: Anlam yorumlayandan bağımsız değildir. Doğru yanıt B dir.
- “Göstergeler aynı zamanda görüntüsel gösterge (ikon), belirti ve ………….. olmak üzere de üçe ayrılır.” Cümlesinde boşluğa aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
- A-) biçim
- Cevap B-) sembol
- C-) şekil
- D-) nesne
- E-) obje
Açıklama: Göstergeler aynı zamanda görüntüsel
gösterge (ikon), belirti ve sembol olmak
üzere de üçe ayrılır.
- 19. Yüzyılda mitolojik ya da dinsel öğeler gibi göstergelerbiliminin ana konularından yararlanan sanat akımı aşağıdakilerden hangisidir?
- A-) Realizm
- B-) Naturalizm
- C-) İzlenimcilik
- Cevap D-) Sembolizm
- E-) Dışavurumculuk
Açıklama: Sembolizm
- Göstergebilimde “gösterilen” aşağıdaki kavramlardan hangisiyle doğrudan ilişkilidir?
- A-) Söz
- Cevap B-) İçerik
- C-) Biçim
- D-) Görüntü
- E-) Tasarım
Açıklama: İçerik
- Aşağıdakilerden hangisi gösterge çeşitlerinden biri değildir?
- A-) Görüntüsel gösterge
- B-) İkon
- C-) Belirti
- D-) Sembol
- Cevap E-) Değişken
Açıklama: Değişken adında bir gösterge çeşiti yoktur. Doğru yanıt E dir.
- Aşağıdakilerden hangisi hiçbir zaman fiziki bir varlık değil soyut bir anlamdır?
- A-) Gösterge
- B-) Gösteren
- Cevap C-) Gösterilen
- D-) Gösterilmeyen
- E-) Gösteri
Açıklama: Gösterilen her zaman bir soyut anlamdır. Doğru yanıt C dir.
- Aşağıdakilerden hangisi insanoğlunun kendini dil dışında bir araçla ifade etme çabasının en eski yöntemlerindendir?
- A-) Biçim
- B-) Obje
- C-) Nesne
- Cevap D-) Resim
- E-) Retorik
Açıklama: Resim sanatı insanoğlunun kendini dil dışında
bir araçla ifade etme çabasının en eski yöntemlerindendir.
- Aşağıdakilerden hangisi mitlerin temel dört işlevinden biridir?
- Cevap A-) Evrenin gizemlerine karşı imge oluşturması
- B-) Doğal afetlere karşı denge unsuru olması
- C-) Ekonominin düzenli işleyişini sağlaması
- D-) Siyasetin etik kurallarını belirlemesi
- E-) Kültür endüstrisinin kaynağı olması
Açıklama: Mitlerin temel dört işlevinden biri evrenin gizemlerine karşı imge oluşturmasıdır. Doğru yanıt A dır.
- Barthes coğrafyanın yanında neyin göstergeler üzerinde büyük etkisi olduğunu ifade etmiştir?
- A-) Biçimin
- B-) Nesnelerin
- C-) Objelerin
- D-) Görüntülerin
- Cevap E-) Kültürün
Açıklama: Barthes coğrafya ve kültürün göstergeler üzerinde büyük etkisi olduğunu ifade etmiştir.
- Bir kavramın, bir duygunun, bir düşüncenin ya da bir nesnenin zihindeki tasarımı, hayali aşağıdaki seçeneklerden hangisidir?
- A-) İşaret
- B-) Mit
- C-) Sembol
- Cevap D-) İmge
- E-) Kod
Açıklama: İmge
- Bir kavramın, bir duygunun, bir düşüncenin ya da bir nesnenin zihindeki tasarımı, hayaline ne denir?
- A-) Obje
- B-) Biçim
- Cevap C-) İmge
- D-) Tanım
- E-) Kurgu
Açıklama: İmge bir kavramın, bir duygunun, bir düşüncenin ya da bir nesnenin zihindeki tasarımı, hayalidir
- Doğrudan gözlemlenebilen, kendiliğinden olan ve toplumsal olmayan göstergelere ne ad verilir?
- A-) Yapay göstergeler.
- B-) Kurgusal göstergeler.
- C-) Biçimsel göstergeler.
- Cevap D-) Doğal göstergeler.
- E-) Nesnel olmayan göstergeler.
Açıklama: Doğal göstergeler
kendiliğinden doğada bulunan ve belirli
bir sebep sonuç ilişkisi kurmamıza yarayan
göstergelerdir.
Doğal göstergeler.
- Düz anlamı, göstergenin “neyi” temsil ettiği, yan anlamı ise “nasıl” temsil ettiği şeklinde açıklayan düşünür aşağıdaki seçeneklerden hangisidir?
- Cevap A-) Barthes
- B-) Fiske
- C-) Saussure
- D-) Pierce
- E-) Bacon
Açıklama: Barthes
- Farklı bir şey ile ilişkisi olan ama üçüncü bir kendilikle ilişkisi olmayan göstergeler Pierce’nin göstergeleri açıkladığı kategorilerden hangisinde yer alırlar?
- A-) 1
- Cevap B-) 2
- C-) 3
- D-) 4
- E-) 5
Açıklama: Belirtilen tanımdaki göstergeler ikinci kategoriye aittir. Doğru yanıt B dir.
- Fiske’nin anlamlandırma sistemi dediği kodlar üçe ayrılır. Aşağıdakilerden hangisi doğru üçlüyü ifade eder?
- Cevap A-) Sosyal, metinsel, yorumlama
- B-) Sanal, metinsel, kişisel
- C-) Kişisel, sanatsal, metinsel
- D-) Metinsel, bireysel, imgesel
- E-) İmgesel, sosyal, kuramsal
Açıklama: Kodlar, sosyal, metinsel ve yorumlama kodları olmak üzere üçe ayrılır. Doğru yanıt A dır.
- Gösrergebilim alanıyla ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
- A-) İletişim ve sanatın üretimlerini ve eserlerini konu eder
- B-) Mesajları açıklar
- C-) Göstergeleri analiz eder
- D-) Anlamın oluşturulma biçimini ve sürecini analiz eder
- Cevap E-) Görünen dünya ile ilgilenir
Açıklama: Sadece görünen dünya ile ilgilenmez
- Gösteren ile gösterilen arasında nedensel bir bağın bulunmadığı, öğrenmişlik sonucu bir anlam taşıyan gösterge aşağıdakilerden hangisidir?
- A-) İkon
- B-) Görüntüsel gösterge
- C-) Belirti
- Cevap D-) Sembol
- E-) Doğrudan temsili resim
Açıklama: Sembol
- Göstergebilimde anlamın izleyici ya da okuyucuda tam olarak oluşabilmesi için aşağıdaki seçeneklerden hangisi gerekli değildir?
- A-) İçinde yaşadığı kültürel birikim
- B-) Konuyla ilgili bilgi birikimi
- Cevap C-) Konunun canlı ya da cansız olması
- D-) Bedensel ve zihinsel yeterlilik
- E-) İçinde yaşadığı coğrafi koşullar
Açıklama: Konunun canlı ya da cansız olması
- Göstergebilimi üç aşamada ele alan Morris “nasıl” sorusunun cevabını hangi aşamada bulmaya çalışır?
- Cevap A-) Sözdizimsel boyut
- B-) Görüntüsel boyut
- C-) Anlambilimsel boyut
- D-) Sayısal boyut
- E-) Edimsel boyut
Açıklama: Sözdizimsel boyut
- Göstergeler sisteminde yan anlamı olmayan doğrudan temsl niteliği olan seçenek aşağıdakilerden hangisidir?
- A-) Harfler
- B-) Rakamlar
- C-) Ulusal bayraklar
- Cevap D-) Vesikalık Fotoğraflar
- E-) İkaz, uyarı levhaları
Açıklama: Vesikalık Fotoğraflar
- Göstergeyi “bir şeyin yerini tutan, o şeyi üreten ya da niteleyen düşüncedir” biçiminde tanımlayan dolayısıyla göstergenin o şeyin kendisi değil, temsilidir diyerek nitelendiren düşünür aşağıdaki seçeneklerden hangisidir?
- A-) Picasso
- Cevap B-) Pierce
- C-) Platon
- D-) Locke
- E-) Saussure
Açıklama: Pierce
- Gözle görünen, aşikâr olan anlamın yanında metinlerin arkasında saklı bulunan derin
anlamı; alt metinleri ortaya çıkaran ve analiz eden bilim alanının adı nedir?- Cevap A-) Göstergebilim
- B-) Dilbilim
- C-) Mühendislik
- D-) Medya
- E-) Sanat
Açıklama: Göstergebilim, gözle görünen, aşikâr olan anlamın yanında metinlerin arkasında saklı bulunan derin anlamı; alt metinleri ortaya çıkaran ve analiz eden bir disiplindir.
- Mesajların iletilmesine olanak sağlayan göstergeler sistemine ne ad verilir?
- Cevap A-) Kod
- B-) Obje
- C-) Doğallık
- D-) Biçimsellik
- E-) Yapaylık
Açıklama: Fiske’nin “anlamlandırma sistemi”
olarak nitelendirdiği kodlar mesajların iletilmesine
olanak sağlayan bir göstergeler
sistemidir.
- Nitelikleri bakımından bakımından göstergelerin kaça ayrıldığını doğru olarak veren seçenek hangisidir?
- A-) Biçimsel, içeriksel ve kurgusal olarak üçe ayrılır.
- B-) Kavramsal olarak ele alınır ve bölümlenmez.
- Cevap C-) Doğal göstergeler ve yapay göstergeler olarak ikiye ayrılır.
- D-) Nesnel, nesnel olmayan göstergeler olarak ikiye ayrılır.
- E-) Kuramsal, kavramsal ve nesnel olarak üçe ayrılır.
Açıklama: Nitelikleri bakımından ise göstergeleri
doğal göstergeler ve yapay göstergeler olarak
ikiye ayırmak mümkündür.
Doğal göstergeler ve yapay göstergeler olarak ikiye ayrılır.
- Nitelikleri bakımından göstergeler ikiye ayrılırlar. Aşağıdakilerden hangisi bu iki gösterge türünü ifade eder?
- A-) Analog/Dijital
- Cevap B-) Doğal/Yapay
- C-) Bireysel/Toplumsal
- D-) Renkli/Renksiz
- E-) İşitsel/Görsel
Açıklama: Nitelikleri bakımından göstergeler doğal ve yapay olmak üzere ikiye ayrılır. Doğru yanıt B dir.
- Pierce göstergeyi birkaç kategoride açıklamıştır. Farklı bir şeye göndermede bulunmaksızın var olanlar hangi kategoridedir?
- Cevap A-) 1
- B-) 2
- C-) 3
- D-) 4
- E-) 5
Açıklama: Pierce göstergeyi 3 kategoride açıklar ve belirtilen tanımlama birinci kategoridir.
- Pierce’nin tanımıyla bir şeyin yerini tutan, üreten ya da niteleyen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
- A-) Gösteren
- Cevap B-) Gösterge
- C-) Gösterilen
- D-) Gösteri
- E-) Gösterilmeyen
Açıklama: Tanım gösterge kelimesinin tanımıdır. Doğru yanıt B dir.
- Sinemada çekim ölçekleri, Vanoye’nin sinema dili şemasında hangi kategori altına girer?
- A-) Anlatımın tözü
- Cevap B-) Anlatımın biçimi
- C-) İçeriğin tözü
- D-) İçeriğin biçimi
- E-) İçeriğin göstergesi
Açıklama: Çekim ölçekleri anlatımın biçimi kategorisi içindedir. Doğru yanıt B dir.
- Sosyal kodların en başında aşağıdakilerden hangisi gelir?
- A-) Biçimcilik
- Cevap B-) Dil
- C-) Yapaylık
- D-) Anlatılar
- E-) Ses
Açıklama: Sosyal kodların en başında elbette dil gelir. Dilin
dışında beden dili, jestler, mimikler,
hâl ve tutumlar, ses tonu ve giyim kuşam
da yine bu tür kodlara örnek olarak sayılabilir.
- Teknolojik gelişmelerden önce ve sonrasındaki süreçte, grafik tasarımında en yaratıcı alanlar olarak etkisi güçlü olan gösterme yöntemleri aşağıdakilerden hangisidir?
- A-) Sinema ve resim
- B-) Sesler ve sinema
- C-) Resimler ve sanatçılar
- D-) Davetiye ve bilet tasarımları
- Cevap E-) Afiş ve kitap tasarımlarıdır.
Açıklama: Grafik tasarımında en yaratıcı alanlardan ikisi hiç şüphesiz afiş ve kitap tasarımlarıdır. Tasarımcılar
özellikle resim sanatından ve sanat akımlarından etkilenmiş hatta bazı önemli ressamlar, sanat sanat içindir
mottosuna karşı çıkarak afiş ya da kitap kapağı tasarımı da yapmışlardır.
Ünite 5
- ‘Katı Olan Her Şey Buharlaşıyor’ un yazarı kimdir?
- Cevap A-) Marshall Berman
- B-) Leo Lowenthal
- C-) Theodeor Adorno
- D-) Max Horkheimer
- E-) Herbert Marcuse
Açıklama: Marshall Berman da ‘Katı Olan Her Şey Buharlaşıyor’ isimli kitabında Marx’ın izleğini takip ederek burjuvazinin kültürel ortamı nasıl denetlediğini ortaya koymaktadır
- 1- Eleştirel kuram, kültürü toplumsal eşitsizlik ve iktidar ilişkileri bağlamında ele alır ve aşağıdakilerden hangisini bu kültürü oluşturan bir iktidar aygıtı olarak konumlandırır?
- Cevap A-) Medya
- B-) Siyaset
- C-) Eğitim
- D-) Ekonomi
- E-) Entelektüel kitle
Açıklama: Eleştirel kuram, kültürü toplumsal eşitsizlik ve iktidar ilişkileri bağlamında ele alır ve medyayı da bu kültürün oluşturan bir iktidar aygıtı olarak konumlandırır.
- Adorno ve Horheimer’ın da sık sık vurguladığı üzere, kültür endüstrisi tarafından üretilen sanat, artık endüstriyel bir üründür. Buna gör aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
I. Daha fazla tüketilebilmesi için üzerinde işlemler yapılan bir metadan fazlası değildir.
II. Üretilen bu kültür, tekrarlanabilir, tekdüze ve klişedir.
III. Tüketimi riske etmeme adına belli kalıplar dahilinde üretilmiş ve tek tipleştirilmiştir.- A-) Yalnız II
- B-) Yalnız III
- C-) I ve II
- D-) II ve III
- Cevap E-) I, II ve III
Açıklama: Adorno ve Horheimer’ın da sık sık vurguladığı üzere, kültür endüstrisi tarafından üretilen sanat, artık endüstriyel bir üründür ve daha fazla tüketilebilmesi için üzerinde işlemler yapılan bir metadan fazlası değildir. Üretilen bu kültür, tekrarlanabilir, tekdüze ve klişedir. Tüketimi riske etmememe adına belli kalıplar dahilinde üretilmiş ve tek tipleştirilmiştir. Bu yüzden Adorno, var olan tekdüzeliği şöyle tanımlamıştır: “Günümüzde kültür her şeye benzerlik bulaştırır. Filmler, radyo ve dergiler bir sistem meydana getiriri. Her filmin başında nasıl biteceği, kimin ödüllendirilip kimin cezalandırılacağı ya da unutulacağı anlaşılır; bundan başka hafif müzikte, kulağı alıştırılmış dinleyici şarkının daha ilk ölçülerini duyar duymaz devamını kolayca kestirir.”
- Almanya’dan getirdikleri kitle ve faşizm birikimlerini, Amerikan kitle kültürü ile harmanlayarak onu teorize etmeye çalışan isimler için aşağıdakilerden hangisi birlikte doğru olarak verilmiştir?
- A-) Horkheimer
- B-) Horkheimer ve Adorno
- C-) Lowenthal ve Adorno
- Cevap D-) Horkheimer, Lowenthal ve Adorno
- E-) Horkheimer ve Lowenthal
Açıklama: Almanya’dan getirdikleri kitle ve faşizm birikimlerini, Amerikan kitle kültürü ile harmanlayarak onu teorize etmeye çalışan isimler
Horkheimer, Lowenthal ve Adorno dur
- Althusser’e göre ideoloji bireyleri kendi toplumsal varlıkları üzerinden özne olarak kabul eder ve kimliklerine uygun bir şekilde onları “çağırır”. Buna gör aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
I. Dünyayla yaşanan ilişki esas olarak bireyin bir özne olarak kurulduğu süreçten ibarettir.
II. Birey, çağırıldığı özne konumunu kabul ederse ideolojinin sürekli olarak olumlandığı, evetlendiği bir dünyayı deneyimler
III. İdeoloji gerçeğin tersyüz edilmesi ve bir dayatmasıdır.- A-) Yalnızca I
- B-) Yalnızca II
- Cevap C-) I ve II
- D-) II ve III
- E-) I , II ve III
Açıklama: Althusser ideolojiyi gerçeğin tersyüz edilmesi veya bir dayatma olarak görmez, aksine toplumsal yaşamda farkında olmadan bizi çağıran bir dizi sosyal dinamik olarak tanımlar
Althusser’e göre ideoloji, bireyleri kendi toplumsal varlıkları üzerinden özne olarak kabul eder ve onların kimliklerine uygun bir şekilde onları “çağırır”. Dünyayla yaşanan ilişki esas olarak bireyin bir özne olarak kurulduğu süreçten ibarettir. Bu her bireye, toplumsal pratiklere girdiğinde bir toplumsal kimlik veren çeşitli terimlerle hitap edilmesi ya da çağrılması ile olur. Birey, çağırıldığı özne konumunu (toplumsal kimliği) kabul ederse (kurulursa) ideolojinin sürekli olarak olumlandığı, evetlendiği bir dünyayı deneyimler ”
- Althusser’in kuramında ideoloji ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yer almaz?
- A-) Althusser’in kuramında ideoloji merkezî bir öneme sahiptir
- B-) Althusser’in kuramında ideoloji toplumsal bir pratiktir
- C-) Althusser’in kuramında ideoloji yukarıdan ya da dışarıdan değil kitlelerin bilincine nakşederek içeriden işlemektedir
- D-) Althusser’in kuramında İdeoloji toplumsal yaşamın tamamını etkileyen gizil bir yönlendirmedir
- Cevap E-) Althusser ideolojiyi gerçeğin tersyüz edilmesi veya bir dayatma olarak görmektedir
Açıklama: Althusser ideolojiyi gerçeğin tersyüz edilmesi veya bir dayatma olarak görmez, aksine toplumsal yaşamda farkında olmadan bizi çağıran bir dizi sosyal dinamik olarak tanımlar
- Aşağıdaki kavramlardan hangisi hegemonya içerisinde yer almaz?
- A-) Politik
- B-) Etnik
- C-) İdeolojik
- D-) Ekonomik
- Cevap E-) Manevi
Açıklama: Hegemonya politik, etnik, etik, ideolojik ve ekonomiktir
- Aşağıdakilerden hangisi Gramsci’nin yaklaşımları ve kavramsallaştırmalarından değildir?
- A-) Hegemonya
- Cevap B-) Tüketim Çılgınlığı
- C-) Sivil Toplum
- D-) Alt ve Üst yapı ilişkileri
- E-) Toplum Aydınları
Açıklama: Antonio Gramsci dünya düşün literatüründe hegemonya, sivil toplum, rızanın üretimi, altyapı-üstyapı ilişkileri, ideoloji, tarihsel blok ve toplumda aydınların işlevine dair yaklaşımları ve kavramsallaştırmaları ile anılmaktadır.
Tüketim Çılgınlığı
- Aşağıdakilerden hangisi Kültür Endüstrisi kavramı için söylenebilir?
I. Var olan sistemi haklılaştırmakta ve iktidarın yeğlediği bir toplumsal atmosferin yaratılmasını sağlamaktadır
II. Kapitalist toplumlarda kültürün burjuvazi tarafından kontrol edildiğini ve endüstrileştiğini ileri sürmektedir.
III. Frankfurt Okulunun en önemli kavramıdır.- A-) Yalnız II
- B-) Yalnız III
- C-) I ve II
- D-) II ve III
- Cevap E-) I, II ve III
Açıklama: Frankfurt Okulunun en önemli kavramı Kültür Endüstrisi’dir Kültür endüstrisi kavramı, kapitalist toplumlarda kültürün burjuvazi tarafından kontrol edildiğini ve endüstrileştiğini ileri sürmektedir. Endüstrileşen kültür sanata ve özüne yabancılaşarak, kitleleri tüketime ve siyaset üzerine düşünmemeye yönlendirmektedir Kültür endüstrisi var olan sistemi haklılaştırmakta ve iktidarın yeğlediği bir toplumsal atmosferin yaratılmasını sağlamaktadır. Burada sanat ve gelenek artık öncelik değildir, öncelik metalaşan kültürün piyasa güçlerine uyumudur. Bu amaçla kitlelerin arzuları manipüle edilir ve Marx’ın ifadesiyle yanlış bilinçlenmeleri adına çeşitli stratejiler devreye girer. Araçsallaşan kültür ürünleri birbirlerine benzeştirilir, muhalif ögelerden arındırılır ve daha kolay tüketilebilir hâle dönüştürülür. Kültür endüstrisi kitlelerin düşünmelerini değil iktidara uyum sağlamalarını önceler ve kitlenin yorum yeteneğini olabildiğince daraltmaya çalışır. Doğal olmayan, endüstri tarafından manipüle edilen görselliğin sunduğu avantajları sonuna kadar kullanan kültür endüstrisi diğer kültürel formları (yüksek kültür, fol kültür, vs.) da bir potada eritmekte ve bireyleri tüketime ve konformizme itmektedir. Kültür endüstrisi tarafından güdülenen kitle kültüründe sanat endüstrinin tutsağı olmuş ve sanatsal üretimin karakteri ciddi ölçüde değişime uğramıştır. Sanat, bu süreçte özerkliğinden ve muhalefetinden vazgeçmiş, bireyleri sistemle uyumlandırmayı öncelikli amaç hâline getirmiştir.
- Aşağıdakilerden hangisi Marksist kuramda, devlet kavramının kapsadığını aygıtlardan değildir?
- A-) Ordu
- B-) Mahkemeler
- Cevap C-) Sivil Toplum
- D-) Hükümet
- E-) İdare
Açıklama: DİA’lar devletin (baskı) aygıtıyla aynı şey değildirler. Marksist kuramda, devlet aygıtının şunları
kapsadığını anımsatalım: Hükûmet, İdare, Ordu, Polis, Mahkemeler, Hapishaneler vb., ki
Sivil Toplum
- Devletin baskı aygıtlarını asker, polis ve mahkemeler olarak sınıflandırarak, egemen sınıfın halkı bunları kullanarak kendi söylemi içinde davranmaya zorunlu kıldığını savunan kişi aşağıdakilerden hangisidir?
- Cevap A-) Louis Althusser
- B-) Antonio Gramsci
- C-) Herbert Marcuse
- D-) Karl Max
- E-) Max Horkheimer
Açıklama: Althusser devletin baskı aygıtlarını asker, polis ve mahkemeler olarak sınıflandırır ve halkı zor kullanarak egemen söylemin içinde davranmaya zorunlu kıldıklarının altını çizer. Devlet, baskı aygıtları aracılığı ile otoritesini tesis eder ve halkı zor kullanarak yönetir.
- Ekonomik düzenin tüketim alışkanlıklarına etkisini görsellikle tetikleyen, bu kültürün halkın siyasi yönelimlerini etkileyen, tüketimci ve apolitik kültürün totaliter iktidarları besleyen ilk görsel kitle iletişim aracı aşağıdakilerden hangisidir?
- A-) Gazete
- B-) Televizyon
- Cevap C-) Sinema
- D-) Afişler
- E-) Tiyatro
Açıklama: Amerika’ya göçen Alman teorisyenler, Fordist bir ekonomik düzenin tüketim alışkanlıklarına etkisini
ve görsellikle tetiklenen bu kültürün halkın siyasi yönelimlerini nasıl etkilediğine bizzat tanık olmuşlardır (Mattelart; 1998: 22). Özellikle ilk görsel kitle iletişim aracı olan sinemanın da toplumu nasıl etkilediğini etmişler ve oluşturulan bu tüketimci ve apolitik kültürün totaliter iktidarları beslediğini iddia etmişlerdir.
- Eleştirel kuramın oluşturucusu ve en önemli temsilcisi aşağıdakilerden hangisidir?
- A-) Raymond Williams
- Cevap B-) Karl Marx
- C-) Gramsci
- D-) Theodor Adorno
- E-) Max Horkheimer
Açıklama: Karl Marx eleştirel kuramın oluşturucusu ve en önemli temsilcisidir. Onun içinde yaşadığı kapitalist sisteme ilişkin saptamaları eleştirel teorinin en önemli dayanak noktası olmuştur
- Eleştirel teori, Marx’ın üretim ilişkileri olarak nitelendirdiği bazı etkilerin, kültürü nasıl biçimlendirdiğini ele alır. Aşağıdakilerden hangisi bu etkilerdendir?
- A-) Ekonomi ve Sendikal Etki
- B-) Siyasal ve Üniversite Etkisi
- C-) Polis ve Adliye Etkisi
- Cevap D-) Ekonomi ve Siyasal Etki
- E-) Ekonomi ve Medya Etkisi
Açıklama: Eleştirel teori, Marx’ın üretim ilişkileri olarak nitelendirdiği ekonomik ve siyasal etkilerin, kültürü nasıl biçimlendirdiğini ele alır.
Ekonomi ve Siyasal Etki
- Eleştirel yaklaşımlar kökeninde hangi düşünür yer alır?
- A-) Antonio Gramsci
- Cevap B-) Karl Marx
- C-) Louis Pierre Althusser
- D-) Max Weber
- E-) Theodor Adorno
Açıklama: Eleştirel yaklaşımlar kökenini Karl Marx’ın teorilerinden alır. Toplumsal yaşamda ekonominin belirleyiciliğini (üretim biçimi ve ilişkileri) sınıf çatışması ve burjuvazinin etkinliğini merkeze alır ve iletişimi de bu bağlamda, egemen değerleri yücelten, sınıf çatışmasını, yabancılaşmayı ve sömürüyü gizleyen bir iktidar aygıtı olarak ele alır.
- Frankfurt Okulunun en önemli kavramı aşağıdakilerden hangisidir?
- Cevap A-) Kültür Endüstrisi
- B-) Tüketim Endüstrisi
- C-) Üretim Endüstrisi
- D-) Gelişim Endüstrisi
- E-) Göç Endüstrisi
Açıklama: Frankfurt Okulunun en önemli kavramı Kültür Endüstrisidir
- Hegemonya siyasal, sosyal ve kültürel araçlar kullanılarak bir sınıfın diğeri üzerinde kurduğu bir çeşit …. dayalı egemenliktir.
Boşluğa aşağıdaki kavramlardan hangisi getirilirse doğru olur?- A-) Baskı
- B-) Telkin
- Cevap C-) Rıza
- D-) Uyarı
- E-) Üstünlük
Açıklama: Hegemonya: Siyasal, sosyal ve kültürel araçlar kullanılarak bir sınıfın diğeri üzerinde kurduğu, kısmen rızaya dayalı egemenlik
- I. Kültürün kitleleri pasifleştirici ve tüketimci kılan boyutlarına odaklanır.
II. Kültürün var olan düzeni olumladığını ileri sürer
III.Kültürü toplumsal eşitsizlik ve iktidar ilişkileri bağlamında ele alır
Yukarıdakilerden hangisi Eleştirel Kuramın çalışma alanına girer?- A-) Yalnız I
- B-) Yalnız II
- C-) I ve II
- D-) II ve III
- Cevap E-) I, II ve III
Açıklama: Eleştirel kuram, kültüre daha çoğulcu ve demokratikleştirici olarak bakan liberal kuramların aksine, kültürün kitleleri pasifleştirici ve tüketimci kılan boyutlarına odaklanır. Dolayısıyla kültürün var olan düzeni olumladığını ve onun yeniden üretimine katkı sağladığını ileri sürer. Eleştirel kuramın en önemli teorisyenleri Karl Marx, Antonio Gramsci, Theodor Adorno, Max Horkheimer, Helbert Marcuse, Louis Althusser, Stuart Hall ve Raymond Williams’tır. Eleştirel kuram, kültürü toplumsal eşitsizlik ve iktidar ilişkileri bağlamında ele alır ve medyayı da bu kültürün oluşturan bir iktidar aygıtı olarak konumlandırır.
- Kapitalist toplumlarda egemen değerleri haklılaştıran ve hegemonyayı pekiştiren iktidar aygıtı aşağıdakilerden hangisidir?
- A-) Siyaset
- B-) Meta Fetişizmi
- C-) Toplum Aydınları
- D-) Sivil Toplum
- Cevap E-) Medya
Açıklama: Bu hücrelerin başında da başlıca kültür oluşturucusu olan medya gelmektedir. Medya, kapitalist toplumlarda egemen değerleri haklılaştıran ve hegemonyayı pekiştiren bir iktidar aygıtı görünümündedir.
- Kitabıyla George Orwell’in 1984 isimli ütopik kitabına da ilham kaynağı olan düşünür kimdir?
- A-) Marshall Berman
- B-) Leo Lowenthal
- Cevap C-) Herbert Marcuse
- D-) Theodor Adorno
- E-) Max Horkheimer
Açıklama: Marcuse “Tek Boyutlu İnsan” (1990) kitabında görsel kültürün kitleleri moronlaştırıcı ve tektipleştirici etkilerine dikkat çeker. Bu kültürün sahte ihtiyaçlar yarattığını ve bu yolla sahte bir bilince insanları mahkûm ettiğini ileri süren Marcuse, bu tespitleriyle George Orwell’in 1984 isimli ütopik kitabına da ilham kaynağı olmuştur. Marcuse’a göre görsel kültürün metalarını tüketen kitleler, içinde yaşadıkları sömürü düzenini fark etmek yerine sahte ihtiyaçların ve egemenlerin onlar için uygun gördüğü eğlencenin peşine düşmekte, dolayısıyla gerçek bir bilinç düzeyine ulaşamamaktadır.
- Kitle kültürü bir taraftan ürünleri standartlaştırırken, diğer taraftan bu metaların yeni ve biricik olduğunun hangi görsel teknik biçimle insanlara dayatmaktadır?
- Cevap A-) Manipülasyon
- B-) Propaganda
- C-) Medya
- D-) Baskın söylem slogan
- E-) Meta Fetişizmi
Açıklama: Kitle kültürü bir taraftan ürünleri standartlaştırırken, diğer taraftan bu metaların yeni ve biricik olduğunun manipülasyonunu insanlara dayatmaktadır.
- Kültür endüstrisi kavramını Aydınlanmanın Diyalektiği kitabında işleyen düşünür ya da düşünürler kimlerdir?
- A-) Marshall Berman ve Emile Durkheim
- B-) Leo Lowenthal
- Cevap C-) Theodor Adorno ve Max Horkheimer
- D-) Max Weber ve Karl Marx
- E-) Herbert Marcuse
Açıklama: C
- Kültür endüstrisinin sanal bir demokrasi kültürünü övdüğünü, ancak bu demokratikleşme idealinin sadece bir propagandadan ibaret olduğunu söyleyen düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
- A-) Herbert Marcuse
- B-) Lowenthal
- C-) Che Guevara
- D-) Horheimer
- Cevap E-) Adorno
Açıklama: Kültür endüstrisinin sanal bir demokrasi kültürünü övdüğünü, ancak bu demokratikleşme idealinin sadece bir propagandadan ibaret olduğunu söyleyen bilim adamı Adorno’dur
Kültür endüstrisinin sanal bir demokrasi kültürünü övdüğünü, ancak bu demokratikleşme idealinin sadece bir propagandadan ibaret olduğunu söyleyen düşünür Adorno’dur
- Marx, insanların belli ihtiyaçlarını karşılayan, belli amaç doğrultusunda üretilen, alınıp satılan bir “şey” olarak tanımlamadığı kavram aşağıdakilerden hangisidir?
- A-) Emek
- B-) Burjuva
- C-) Feodalite
- D-) Kültür
- Cevap E-) Meta
Açıklama: Marx, metayı insanların belli ihtiyaçlarını karşılayan, belli amaç doğrultusunda üretilen,
alınıp satılan bir “şey” olarak tanımlamaktadır.
- Marx, kitlelerin yaşadıkları toplumsal sömürünün farkına varmalarını engelleyen ve iktidarlar tarafından manipüle edilen bir yanlış bilinç şeklinde kavramsallaştırmaktadır. Bu kavram aşağıdakilerden hangisidir?
- A-) Kapitalizm
- Cevap B-) İdeoloji
- C-) Dogmatizm
- D-) Materyalizm
- E-) Propaganda
Açıklama: Marx, ideolojiyi, kitlelerin yaşadıkları toplumsal sömürünün farkına varmalarını engelleyen ve iktidarlar tarafından manipüle edilen bir yanlış bilinç şeklinde kavramsallaştırmaktadır.
İdeoloji
- Modern toplumlarda kimliklerin inşası ve görselliğin sunumu da ideolojik bir yörüngenin içinde gerçekleşmektedir. Metalaşan göstergeler veya duygular aracılığıyla kimlikler inşa edilmekte, gerçekle imaj çoğu zaman birbirinin içine geçmektedir. Kendini özneleştiren birey, metalaşmış göstergeler aracılığıyla bir benlik inşa eder ve egemen değerlerin yörüngesinde kendini tanımlar. Bu yaklaşımın temsilcisi aşağıdakilerden hangisidir?
- A-) Karl Marx
- B-) Walter Benjamin
- C-) Herbert Marcuse
- Cevap D-) Louıs Pıerre Althusser
- E-) Theodor W. Adorno
Açıklama: Althusser’e göre “ideoloji bireylerin gerçek varoluş koşullarıyla kurdukları hayali ilişkiyi gösterir… Bu yaklaşıma göre, modern toplumlarda kimliklerin inşası ve görselliğin sunumu da ideolojik bir yörüngenin içinde gerçekleşmektedir. Metalaşan göstergeler veya duygular aracılığıyla kimlikler inşa edilmekte, gerçekle imaj çoğu zaman birbirinin içine geçmektedir. Kendini özneleştiren birey, metalaşmış göstergeler aracılığıyla bir benlik inşa eder ve egemen değerlerin yörüngesinde kendini tanımlar.
Louıs Pıerre Althusser
- Siyasal, sosyal ve kültürel araçlar kullanılarak bir sınıfın diğeri üzerinde kurduğu, kısmen rızaya dayalı egemenlik aşağıdakilerden hangisidir?
- A-) Baskı
- B-) Telkin
- Cevap C-) Hegemonya
- D-) İhmal
- E-) Uyarı
Açıklama: Hegemonya: Siyasal, sosyal ve kültürel araçlar kullanılarak bir sınıfın diğeri üzerinde kurduğu, kısmen rızaya dayalı egemenlik
- Tek Boyutlu İnsan kitabını yazan Frankfurt Okulunun teorisyenlerinden olan yazar aşağıdakilerden hangisidir?
- A-) Horheimer
- B-) Benjamin
- C-) George Orwell
- Cevap D-) Herbert Marcuse
- E-) Walter Benjamin
Açıklama: Frankfurt Okulunun teorisyenlerinden Herbert Marcuse “Tek Boyutlu İnsan” (1990) kitabında görsel kültürün kitleleri moronlaştırıcı ve tektipleştirici etkilerine dikkat çeker
Frankfurt Okulunun teorisyenlerinden Herbert Marcuse “Tek Boyutlu İnsan” kitabında görsel kültürün kitleleri moronlaştırıcı ve tektipleştirici etkilerine dikkat çeker
- “Tek Boyutlu İnsan” kitabı hangi düşünüre aittir?
- Cevap A-) Herbert Marcuse
- B-) Marshall Berman
- C-) Leo Lowenthal
- D-) Theodor Adorno
- E-) Max Horkheimer
Açıklama: Frankfurt Okulunun teorisyenlerinden Herbert Marcuse “Tek Boyutlu İnsan” (1990) kitabında görsel kültürün kitleleri moronlaştırıcı ve tektipleştirici etkilerine dikkat çeker.
- “İnsanların çoğu zaman kendi iradeleri dışında belli ilişkiler kurmak zorunda kaldıklarını ve bu ilişkilerin güç ilişkileri ekseninde toplumsallaştığını” dile getiren düşünür kimdir?
- A-) Antonio Gramsci
- B-) Louis Pierre Althusser
- Cevap C-) Karl Marx
- D-) Max Weber
- E-) Theodor Adorno
Açıklama: Marx, kapitalist toplumlarda üretim ilişkilerinin toplumsal yapının tamamını etkilediğini ve gündelik yaşamı güç ilişkilerinin belirlediğini ileri sürmektedir. Marx, insanların çoğu zaman kendi iradeleri dışında belli ilişkiler kurmak zorunda olduklarını ve bu ilişkilerin güç ilişkileri ekseninde toplumsallaştığını söylemektedir. Ona göre ekonomik yapı, hukuksal, siyasal ve düşünsel boyuta temel olmakta ve onun üstyapı olarak adlandırdığı bu düzey, doğrudan altyapının ekseninde şekillenmektedir.
Ünite 6
- “Bireye içinde yaşadığı toplumda daha yüksek statü ve prestij sağlayan bilgi, tutum, eğitim ve becerilerin toplamı” olarak adlandırılan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
- Cevap A-) Kültürel sermaye
- B-) Kültürel aracılar
- C-) Sosyal sermaye
- D-) Gösteri toplumu
- E-) Habitus
Açıklama: PIERRE BOURDIEU VE GÖRSEL İLETİŞİM (KÜLTÜR) KURAMLARI
Kültürel Sermaye: Bireye içinde yaşadığı toplumda daha yüksek statü ve prestij sağlayan bilgi, tutum, eğitim ve becerilerin toplamı (Sosyal Bilimler Sözlüğü)
- “Gösteri Toplumu” kitabıyla çağdaş kapitalist toplumlarda görselliğin gücünü işaret eden, kitleleri metinleriyle etkilemiş kuramcının adı nedir?
- A-) Jean Baudrillard
- B-) John Berger
- Cevap C-) Guy Debord
- D-) Raymond Williams
- E-) Stuart Hall
Açıklama: Guy Debord
- Aşağıdaki ifadelerden hangisi Bourdieu’nun Habitus kavramını açıklar?
- A-) Marksizmin Ortodoks yorumudur.
- Cevap B-) Beden ile statü arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarır.
- C-) Direniş ve tahakküm arasındaki bir mücadele alanıdır.
- D-) İmajlar aracılığıyla tasarlanan bir toplumsal gerçekliktir.
- E-) Hayatın sinematografik terimlerle açıklanmasıdır.
Açıklama: Bourdieu’nun Habitus kavramı, modern toplumlardaki gündelik yaşam alışkanlıkları ve yaşam tarzlarını teorize etmektedir. Habitus, toplumsal yeterlilikler ve yetkinlikleri kapsamaktadır. Her bireysel eylem, aynı zamanda toplumsaldır da. Habitus aynı zamanda kapitalist toplumlarda beden ile statü arasındaki ilişkiyi de ortaya koymaktadır.
- Aşağıdaki ifadelerden hangisi İngiliz Kültürel Çalışmalar Ekolü’nün özelliklerinden biri değildir?
- A-) Kültürü yalnızca kitle kültürü olarak görmez.
- B-) İdeolojiyi bilinçli bir tercih olarak görür.
- C-) Popüler kültüre vurgu yapar.
- Cevap D-) Marx’ın altyapının üstyapıyı belirlediği tezini benimser.
- E-) Kitleye yönelik analizlerinde Gramsci’nin hegemonya teorisi belirleyici bir rol oynar.
Açıklama: Ekolün en önemli teorisyenlerinden biri olan Williams, Marx’ın altyapının üstyapıyı belirlediğine yönelik tezine karşı çıkar ve aralarında karşılıklı bir etkileşim olduğunu iddia eder. Hemen hemen tüm eserlerinde belirsizliğe vurgu yapan Williams, belirlenimcilik yerine karşılıklı etkileşimi tercih eder.
- Belleğin imgeyi karşılayacak bir dile indirgendiğini, hatta zamanla imgenin canlandırdığı şeyden daha kalıcı hâle geldiğini ileri süren düşünür aşağıdaki ifadelerden hangisidir?
- A-) David Morley.
- Cevap B-) John Berger.
- C-) John Fiske.
- D-) Micheal De Carteu.
- E-) Richard Hoggart.
Açıklama: Berger, kendimizi evrende konumlandırarak, diğer tüm olguları dil çerçevesinde anlamlandırdığımızı söylemektedir. Bu boyutu ile görselliğin, aynı zamanda bir görsel kültür yarattığının altını çizen Berger, belleğin imgeyi karşılayacak bir dile indirgendiğini, hatta zamanla imgenin canlandırdığı şeyden daha kalıcı hâle geldiğini ileri sürer.
- Berger’e göre modern reklamcılığın reklam klişelerine çevirdiğini sanat dili aşağıdaki ifadelerden hangisidir?
- A-) İlustrasyon.
- B-) Çizgi film.
- Cevap C-) Yağlı boya resim.
- D-) Sinema.
- E-) Grafik tasarım.
Açıklama: Yağlı boya resim dilini Modern reklamcılığın yağlı boya resim dilini reklam klişelerine çevirdiğini söyleyen Berger, fotoğraf sanatının gelişmesiyle birlikte geçmişte biricik resimlerin yarattığı duygunun bu kez renkli fotoğraflar aracılığı ile yenilendiğini söylemiştir. Geçmişte yağlı boya resme sahip olanların yaşadığı haz, günümüzde reklam endüstrisi tarafından kullanılmakta ve renkli, çekici fotoğraflar aracılığı ile insanlara imgelerdeki nesnelere sahip olabileceği duygusu aşılanmaktadır.
- Bourdieucu toplumsal hiyerarşi algılanışının anlamını bulduğu kavram aşağıdaki ifadelerden hangisidir?
- A-) Etnik yapı.
- B-) Estetik bilinç.
- C-) Sınıfsal bilinç.
- D-) Ekonomik yapı.
- Cevap E-) Sembolik kapital.
Açıklama: Bourdieucu toplumsal hiyerarşi algılanışının doğal uzantısı, anlamını sembolik kapital kavramında bulur: Bu kavram onur ve saygınlık yoluyla oldukça aşırı bir alışveriş yapmanın zaferi olabileceği gibi; cebinden tek kuruş para çıkarmaksızın bir işi sonuçlandırmayı başarmış olmanın kibri şeklinde de somutlaşabilir.
- Bourdieu’ya göre, alışkanlık üzerinden kazanılmış sınıfsal beğeninin maddeleşmiş hali aşağıdaki ifadelerden hangisidir?
- A-) Karakter.
- B-) Kültürel aracılar.
- C-) Simgesel sermaye.
- Cevap D-) Beden.
- E-) Kültürel sermaye
Açıklama: Bourdieu’ya göre bedene kazınmış alışkanlık bir kimsenin bedeniyle barışıklığı şeklinde açığa vurulur. Bedene gösterilen itibar, ses tonu, vurgusu, yürüyüş tarzı, bedensel jestler bir kimseye kökenlerinin kazandırdığı alışkanlığı taşır. Kısacası beden, sınıfsal beğeninin maddeleşmesidir: Sınıfsal beğeni bedende cisimleşmiştir.
- Gösteri toplumunda hem seyirci hem de oyuncu konumunda olan kitlelerin medya kültürünün uysal bir uygulayıcısına dönüştüğünü öne süren düşünür aşağıdaki ifadelerden hangisidir?
- A-) Stuart Hall.
- B-) Richard Hoggart.
- C-) Pierre Bourdieu.
- D-) John Berger.
- Cevap E-) Neil Gabler.
Açıklama: Neil Gabler gösteri toplumunda artık hayatlarımızın bir filme, herkesin de film oyuncusuna dönüştüğünü söylemektedir. Gösterinin bazen oyuncusu bazen de seyircisi olan kitleler medya kültürünün senaryolarının uysal bir uygulayıcısına dönüşmüşlerdir.
- Gösteri toplumunda, görüntüleri üzerinden toplumu birleştiren, motive eden ve endüstriyi harekete geçiren aktörler aşağıdaki ifadelerden hangisidir?
- A-) Ekonomistler.
- B-) Yöneticiler.
- Cevap C-) Şöhretler.
- D-) İşçiler.
- E-) Seyirciler.
Açıklama: Gösteri toplumu, ağırlıklı olarak görsel göstergeler üzerinden tanımlanmaktadır. Bu bağlamda bu kültürün en önemli aktörlerinden olan şöhretler, toplumu birleştiren, motive eden aktörler olarak özellikle görüntüleri üzerinden endüstriyi harekete geçirmektedir.
- Stuart Hall’ın kitle iletişim araçlarının gönderdiği tüm iletilerin, egemen, müzakereci ve muhalif biçimde okunabildiğini vurguladığı çalışması aşağıdaki ifadelerden hangisidir?
- A-) * Görme Biçimleri.
- Cevap B-) Kodlama-kod açımı.
- C-) Gösteri Toplumu.
- D-) Kültür.
- E-) Televizyon, Teknoloji ve Kültürel Biçim.
Açıklama: Medya farklı zamanlarda, farklı mesajları, farklı anlamları hedefleyerek insanlara göndermektedir. Bu mesaj aktarım süreci Stuart Hall’ın “kodlama-kod açımı” makalesinde analiz edilmiştir.
- “Hegemonya, toplumsal bağlamla uyumlu olursa kurulabilir” önermesini yapan düşünür aşağıdaki ifadelerden hangisidir?
- Cevap A-) Raymond Williams.
- B-) Edward P. Thompson.
- C-) Richard Hoggart.
- D-) Stuart Hall.
- E-) Guy Debord.
Açıklama: Raymond Williams’a göre, “Hegemonya, ancak toplumsal bağlamla uyumlu olursa kurulabilir. Hegemonya yukarıdan dayatılan ve halkın kabullenmek zorunda olduğu bir kültürel aktarım değildir, aynı zamanda aşağıdan yukarıya gerçekleşmelidir.
- Aşağıdaki teorisyenlerden hangisi İngiliz Kültürel Çalışmalar Ekolü okuluna dahildir?
- A-) John Fiske
- B-) David Morley
- C-) Guy Debord
- Cevap D-) Stuart Hall
- E-) John Berger
Açıklama: Kültürel çalışmalar ekolünün görsel kültüre yönelik yaklaşımlarını öğrenebilme
İngiliz Kültürel Çalışmalar Ekolü, kültür üzerine çalışan bu bağlamda yaşadıkları dönemde gücü ve etkisi artan görsel kültürü analiz eden eleştirel bir okuldur. Okulun önemli teorisyenlerinden Stuart Hall ve Dick Hebdige görsel kültür literatürüne önemli katkılar sağlamışlardır.
- Aşağıdakilerden hangisi Kültürel Çalışmalar ekolüne kaynaklık eden kitaplardan biridir?
- Cevap A-) Okuryazarlığın Kullanım Alanları
- B-) Görme Biçimleri
- C-) Gösteri Toplumu
- D-) Altkültür: Tarzın Anlamı
- E-) Gündelik Hayat Pratikleri
Açıklama: Kültürel çalışmalar ekolünün görsel kültüre yönelik yaklaşımlarını öğrenebilme
Kültürel Çalışmalar ekolüne kaynaklık eden kitaplar Edward P. Thompson’un “İngiliz İşçi Sınıfının Doğuşu”, Richard Hoggart’ın “Okuryazarlığın Kullanım Alanları” ve Raymond Williams’ın “Kültür” kitaplarıdır.
- Aşağıdakilerden hangisi Pierre Bourdieu’nun görsel iletişim kuramları alanına kazandırdığı kavramlardan biri değildir?
- A-) Kültürel aracılar
- B-) Sosyal sermaye
- Cevap C-) Gösteri toplumu
- D-) Kültürel sermaye
- E-) Habitus
Açıklama: Pierre Bourdieu’nun kuramlarını öğrenerek, günümüz görsel kültürünün temel dinamikleriyle ilişkilendirebilme
“Gösteri Toplumu” kitabının yazarı Fransız aktivist ve teorisyen Guy Debord, kapitalist toplumlarda gösterinin hayatımızı nasıl kuşattığını anlatmış ve yaşamlarımızın nasıl bir gösteriye dönüştüğünü analiz etmiştir.”
- Dick Hebdige’nin “alt kültürlerin endüstrinin manipülatif ve tektipleştirici tahakkümüne karşı giyimde, gündelik alışkanlıklarda nasıl kendi anlamlarını üretebildiğini” ortaya serdiği kitabının adı aşağıdakilerden hangisidir?
- A-) Görme Biçimleri
- B-) Okuryazarlığın Kullanım Alanları
- C-) Gösteri Toplumu
- D-) Gündelik Hayat Pratikleri
- Cevap E-) Altkültür: Tarzın Anlamı
Açıklama: Kültürel çalışmalar ekolünün görsel kültüre yönelik yaklaşımlarını öğrenebilme
Dick Hebdige, “Altkültür: Tarzın Anlamı” kitabında alt kültürlerin endüstrinin manipülatif ve tektipleştirici tahakkümüne karşı giyimde, gündelik alışkanlıklarda nasıl kendi anlamlarını üretebildiğini ortaya sermiştir
- Görmek ile nesneler arasındaki ilişkiyi “bakılana değil bakana odaklanarak” tanımlayan, “duygu ve düşüncelerimizin nesneleri nasıl gördüğümüzü etkilediğini” ileri süren teorisyen aşağıdakilerden hangisidir?
- Cevap A-) John Berger
- B-) Guy Deborg
- C-) Dick Hebdige
- D-) John Fiske
- E-) David Morley
Açıklama: John Berger’in görmeye yönelik yaklaşımlarını öğrenebilme
Berger, görmek ile nesneler arasındaki ilişkiyi anlatırken bakılana değil bakana odaklanmakta, duygu ve düşüncelerimizin nesneleri nasıl gördüğümüzü etkilediğini ileri sürmektedir
- Gösteri toplumunda artık hayatlarımızın bir filme, herkesin de film oyuncusuna dönüştüğünü söyleyen yazar aşağıdakilerden hangisidir?
- Cevap A-) Neil Gabler
- B-) Dick Hebdige
- C-) John Fiske
- D-) Douglas Kellner
- E-) Neil Postman
Açıklama: Neil Gabler gösteri toplumunda artık hayatlarımızın bir filme, herkesin de film oyuncusuna dönüştüğünü söylemektedir.
- Göstermek, modern toplumlarda gösterinin vazgeçilmez koşuludur, bir şey ancak görülürse var olabilir. Dolayısıyla görsel kültür olmadan, gösteri toplumu olmaz şeklinde düşünen Fransız aktivist ve teorisyen kimdir?
- A-) Dick Hebdige
- Cevap B-) Guy Debord
- C-) David Morley
- D-) Stuart Hall
- E-) Raymond Williams
Açıklama: Gösteri toplumlarında, kendini ve sahip olunan değerleri göstermek stratejik önem sahiptir. Gösterinin dışında kalmamak isteyen bireyler sosyal yaşamda varlıklarını görünen olana yüklerler ve tüketerek gösteriyi beslerler. Göstermek, modern toplumlarda gösterinin vazgeçilmez koşuludur, bir şey ancak görülürse var olabilir. Dolayısıyla görsel kültür olmadan, gösteri toplumu olmaz.
- Habitus kavramı hangi teorisyen ve sosyologa aittir?
- A-) Neil Gabler
- B-) Guy Debord
- Cevap C-) Pierre Bourdieu
- D-) Douglas Kellner
- E-) Neil Postman
Açıklama: Fransız teorisyen ve sosyolog Pierre Bourdieu’nun literatüre kazandırdığı bazı kavramlar, günümüz toplumlarında görsel kültüre ilişkin önemli saptamalar içermektedir. Bourdieu’nun Habitus kavramı, modern toplumlardaki gündelik yaşam alışkanlıkları ve yaşam tarzlarını teorize etmektedir. Ona göre habitus, toplumsal yeterlilikler ve yetkinlikleri kapsamaktadır. Her bireysel eylem, aynı zamanda toplumsaldır da. Habitus aynı zamanda kapitalist toplumlarda beden ile statü arasındaki ilişkiyi de ortaya koymaktadır.
- John Berger’in yağlı boya resimlerden reklamlara, modern toplumda karşılaştığımız pek çok imgeyi görmeyi ve anlamayı yorumladığı kitabının adı nedir?
- A-) Ufuk Çizgisi
- B-) Köşe Noktası
- C-) Tersten Perspektif
- Cevap D-) Görme Biçimleri
- E-) Anlamın Görüntüsü
Açıklama: İngiliz ressam, yazar ve sanat eleştirmeni John Berger görsel kültüre ilişkin en yetkin metinlerden bir olan Görme Biçimleri kitabının yazarıdır. Görsel kültüre ilişkin eleştirel yaklaşımlarda önemli bir yeri olan Berger, İngiliz BBC kanalında yer alan Görme Biçimleri programını, 5 arkadaşı ile birlikte kitap hâline getirmiş ve yayımlamıştır. Görsel kültür ve tasarım konusunda âdeta bir başucu kitabına dönüşen bu eserde Berger, yağlı boya resimlerden reklamlara, modern toplumda karşılaştığımız pek çok imgeyi görmeyi ve anlamayı yorumlamıştır. Toplam 7 bölümden oluşan bu kitapta 4 denemede hem imgeler hem de yorumlar yer almış, diğer üç denemede ise yalnızca resimlere yer verilmiştir.
- Kellner ve Neil’e göre gösteri; toplumun tüm dinamiklerini kendine bağlamış, siyasetten eğitime, hukuktan dine kadar tüm sosyal kurumları “eğlenceli olmaya” davet etmiştir. Kellner (2010: 25) bu durumu kendi ürettiği hangi kelimeyle betimler?
- A-) “eğitkence”
- B-) “eğitimce”
- C-) “eğşence”
- Cevap D-) “eğitlence”
- E-) “eğitimlice”
Açıklama: Eğlence, gösteri toplumunun olmazsa olmazıdır, öyle ki eğlence Douglas Kellner ve Neil Postman’ın dediği gibi toplumun tüm dinamiklerini kendine bağlamış, siyasetten eğitime, hukuktan dine kadar tüm sosyal kurumları “eğlenceli olmaya” davet etmiştir. Kellner bu süreci “eğitlence” olarak tanımlarken (Kellner, 2010: 25) Postman da “modern toplumlarda eğlence her söylemin üzerinde yer almaktadır” (Postman, 1994: 56) şeklinde bir değerlendirmede bulunmuştur.
- Kültürel Çalışmalar Ekolü’nün ismini aldığı Birmingham Üniversitesi Çağdaş Kültürel Araştırmalar Merkezi ne zaman kurulmuştur?
- A-) 1962
- B-) 1963
- Cevap C-) 1964
- D-) 1965
- E-) 1966
Açıklama: Kültürel çalışmalar ekolünün görsel kültüre yönelik yaklaşımlarını öğrenebilme
Kültürel Çalışmalar okulu, modern toplumlarda görsel kültür tartışmalarına önemli katkı sağlamış bir ekoldür. Kültürel Çalışmalar ismini 1964’te Birmingham Üniversitesinde kurulan Çağdaş Kültürel Araştırmalar Merkezinden almıştır. Merkezin en önemli teorisyenleri, Edward P. Thompson, Richard Hoggart, Stuart Hall ve Raymond Williams’dır. Hoggart, aynı zamanda merkezin ilk müdürüdür.
- Kültürel Çalışmalar ekolünde “halkın kültürel ortamdaki yaratıcı direnme biçimlerine” dikkat çeken teorisyen aşağıdakilerden hangisidir?
- A-) Richard Hoggart
- Cevap B-) Micheal De Carteu
- C-) Edward P. Thompson
- D-) John Fiske
- E-) David Morley
Açıklama: Kültürel çalışmalar ekolünün görsel kültüre yönelik yaklaşımlarını öğrenebilme
Kültürel Çalışmalar ekolünün bir diğer önemli teorisyeni de Micheal De Carteu’dur. Özellikle “Gündelik Hayat Pratikleri” kitabıyla halkım kültürel ortamdaki yaratıcı direnme biçimlerine dikkat çeken De Carteu popüler kültürün, baskı altında dahi nasıl kendi direnme ve eğlenme biçimlerini üretebildiğini çeşitli örnekler üzerinden tartışır (De Carteu, 2009)
- Medya farklı zamanlarda, farklı mesajları, farklı anlamları hedefleyerek insanlara göndermektedir.Stuart Hall’ın bu mesaj aktarım sürecini analiz ettiği makalesinin adı aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
- Cevap A-) Kodlama-Kod Açımı
- B-) Simülakrlar ve Simülasyon
- C-) Gösteri Toplumu
- D-) Televizyon, Teknoloji ve Kültürel Biçim
- E-) Okuryazarlığın Kullanım Alanları
Açıklama: Medya farklı zamanlarda, farklı mesajları, farklı anlamları hedefleyerek insanlara göndermektedir. Bu mesaj aktarım süreci Stuart Hall’ın “kodlama-kod açımı” makalesinde analiz edilmiştir (Hall, 1999).
- Popüler kültürü “kendisini denetlemeye çalışanlar için güç koşullarla çevrili bulunan dağlık bir bölge” olarak tanımlayan kuramcı kimdir?
- A-) Dick Hebdige
- B-) Raymond Williams
- C-) David Morley
- D-) Stuart Hall
- Cevap E-) John Fiske
Açıklama: Fiske, popüler kültürü, “kendisini denetlemeye çalışanlar için güç koşullarla çevrili bulunan dağlık bir bölge” olarak tanımlamaktadır: “Popüler kültür, tabiler ile güçsüzlerin kültürüdür, içinde iktidarın elinde bulundurduğu güce karşı direnmenin ve bu güçten sıyrılmanın izlerini taşır” (Fiske, 1999: 15).
- Popüler kültürün içinde muhalif ögeler olduğunun ve egemen güçlere karşı bir söylemi beslediğini ileri süren, aynı zamanda bu kültürün köklerinin halkın geleneğine dayandığını ileri süren akademisyen ve eleştirmen kimdir?
- A-) Stuart Hall
- B-) Theodor W. Adorno
- C-) Jean Baudrillard
- D-) Guy Debord
- Cevap E-) Raymond Williams
Açıklama: Raymond Williams popüler kültürün doğallığına ve sıradanlığına vurgu yaparak onu över ve kitle kültüründen farklı olarak değerlendirir. Popüler kültürün içinde muhalif ögeler olduğunun ve egemen güçlere karşı bir söylemi beslediğini ileri süren Williams, aynı zamanda bu kültürün köklerinin halkın geleneğine dayandığını ileri sürer. Sözlü kültürün yazınsal geleneğinin popülere kaynaklık ettiğini ileri süren Williams, bu kültürün yukarıdan dayatılan bir kültür olmadığının, aksine halkın bağrından filizlendiğini söylemektedir.
- Sosyal Bilimler Sözlüğüne göre; tarihsel önem, derinlik veya süreklilik iddiası olmayan, hızlı üretilen ve çoğu zaman da hızlı kaybolan, eğitilmiş insanlar veya elitlerin değil, ortalama insanların sahip olduğu kültürel özelliklere ne denir?
- A-) Üst kültür
- B-) Kitsch sanat
- Cevap C-) Popüler kültür
- D-) Gösteri Toplumu
- E-) Alt kültür
Açıklama: Popüler Kültür: Tarihsel önem, derinlik veya süreklilik iddiası olmayan, hızlı üretilen ve çoğu zaman da hızlı kaybolan, eğitilmiş insanlar veya elitlerin değil, ortalama insanların sahip olduğu kültürel özellikler (Sosyal Bilimler Sözlüğü).
- “Gösteri Toplumu” kitabıyla çağdaş kapitalist toplumlarda görselliğin gücünü işaret eden teorisyen aşağıdakilerden hangisidir?
- A-) John Fiske
- B-) David Morley
- Cevap C-) Guy Debord
- D-) Stuart Hall
- E-) John Berger
Açıklama: Guy Debord’un Gösteri Toplumu kavramı bağlamında, görsel kültürün ideolojik boyutlarını analiz edebilme
Guy Debord kuramları ve “Gösteri Toplumu” kitabıyla çağdaş kapitalist toplumlarda görselliğin gücünü işaret eden, kitleleri metinleriyle etkilemiş bir kuramcıdır.
- “Gösteri toplumunun imajlar üzerinden kurulduğunu ve metaların görsellikle pazarlandığının” altını çizen teorisyen aşağıdakilerden hangisidir?
- Cevap A-) Guy Debord
- B-) Stuart Hall
- C-) John Berger
- D-) John Fiske
- E-) David Morley
Açıklama: Guy Debord’un Gösteri Toplumu kavramı bağlamında, görsel kültürün ideolojik boyutlarını analiz edebilme
Guy Debord, gösteri toplumunun imajlar üzerinden kurulduğunu ve metaların görsellikle pazarlandığının altını çizmektedir.
Ünite 7
- “Doğal ve/veya insan eliyle yaratılan her türlü imge, olgu ve anlatıda güzel ve duyusal olarak tatmin edici olanın aranması; yaratı ile duyusal tatmin arasındaki ilişkinin öznesi” olarak tanımlanan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
- A-) Güzellik
- B-) Varlık
- C-) Tinsellik
- Cevap D-) Estetik
- E-) Görsellik
Açıklama: Doğal ve/veya insan eliyle yaratılan her türlü imge, olgu ve anlatıda güzel ve duyusal olarak tatmin edici olanın aranması; yaratı ile duyusal tatmin arasındaki ilişkinin öznesi olarak tanımlanabilecek kavram estetiktir.
Doğru yanıt D’dir.
- Antik Yunan ve Roma uygarlıklarından 18. yüzyıldaki zanaat ve güzel sanatlar kırılımına kadar olan dönemde estetik ve güzellik kavramları nasıl algılanmıştır?
- A-) Bu dönemde estetik ve güzellik, sadece sanatsal yapılar için önemli olmuş, işlevsel bağlamların gerisinde kalmıştır.
- Cevap B-) Bu dönemde estetik ve güzellik, toplumsal işlevleri yerine getiren ve işlevsel varlıklarla özdeşleşmiştir.
- C-) Antik Yunan’dan günümüze kadar, estetik ve güzellik unsurları neredeyse hiç değişmemiştir.
- D-) Bu dönemde estetik ve güzellik, sadece sanat eserlerinin duygusal etkisini belirlemek için kullanılmıştır.
- E-) Bu dönemde estetik ve güzellik, sadece sanat eserlerinin yaratımında dikkate alınmış ve işlevsel unsurlardan bağımsız olarak ele alınmıştır.
Açıklama: Antik Yunan ve Roma uygarlıklarından 18. yüzyıldaki zanaat ve güzel sanatlar kırılımına kadar olan dönemde, estetik ve güzellik kavramları daha çok işlevsel bağlamlarla ilişkilendirilmiştir ve toplumsal işlevleri yerine getiren icra veya yapılar ön plandadır. Bu dönem boyunca, güzellik kavramı sadece fiziksel görünümle sınırlı kalmamış, ahlaki, zihinsel ve toplumsal değerleri ifade etmek için kullanılmıştır. Bu nedenle işlevsellik ve güzellik birlikte değerlendirilmiştir.
Doğru cevap B’dir.
- Aşağıdakilerden hangisi estetik felsefesinin en temel motivasyonlarından biridir?
- A-) Doğada var olanların biçimlendirilmesi.
- B-) Estetik olarak kabul görülen nesnelerin bir araya getirilmesi.
- C-) Göze hoş gelen formların listelenmesi.
- D-) İnsanın güzeli yaratma çabası.
- Cevap E-) İnsanın güzeli araması.
Açıklama: Detaylı bilgi için ilgili bölüm incelenebilir.
Farklı düşünürlerin çalışmaları incelendiğinde insanın güzeli arayış ve anlatma çabası, estetik felsefesinin en temel motivasyonlarından biri olarak görünmektedir. Doğru cevap E’dir.
- Aşık Veysel Şatıroğlu’nun “Güzelliğin on para’ etmez, bu bendeki aşk olmasa” dizesinin temelinde yer alan görüş aşağıdakilerden hangisidir?
- Cevap A-) Güzellik öznel ve gözlemcinin duygusal tepkisine göre değişken bir anlayıştır.
- B-) Güzellik doğayı taklit eden veya idealara dayalı, nesnel bir anlayıştır.
- C-) Güzelliğin varlığı, insanın algısından bağımsızdır.
- D-) Doğal olanda güzellik kendiliğinden belirmekte ve belli kurallara sadık kalacak şekilde, amaçsızdır.
- E-) Bir şeyin kökeni, onun varlığının kaynağıdır.
Açıklama: Güzellik kavramı böylelikle iki temel felsefi görüşte varlık bulur. Bir taraf, doğayı taklit eden veya idealara dayalı olan, genel ve objektif bir kavram olarak ele alırken, diğer taraf kavramı öznel ve gözlemcinin duygusal tepkisine göre değişken bir anlayış, görüş olarak kavrar. Öyle ki, Shakespeare’den (1588), Benjamin Franklin’e (1741), David Hume’dan (1742), Margaret Wolfe Hungerford’a (1878) kadar, zaman içinde çeşitli söyleyiş farkları ile karşımıza sıklıkla çıkan bir ifadeyle karşılık bulur “güzellik, bakan kişinin gözündedir”. Aynı ifade, bizim topraklarımızda ve kültürümüzde de dünyaca ünlü bir ozanın sazında, Aşık Veysel Şatıroğlu ile can bulur; “Güzelliğin on par’ etmez, bu bendeki aşk olmasa”.
Doğru cevap A’dır.
- Banksy müzayede evi satışı esnasında (2018) kendi kendini imha eden eseri ile hangi noktaya dikkat çekmek istemiştir?
- A-) Eserin bağlamsallığına
- B-) Sanatın özgünlüğüne ve biçimselliğine
- C-) Hazzın geçiciliğine
- Cevap D-) Tekelleşmeye karşı duruşa
- E-) Sanatın yeni katmanlarına
Açıklama: Detaylı bilgi için ilgili bölüm incelenebilir.
Banksy’nin en ünlü eserleri arasında olan “Girl with the Baloon” adlı eseri 2018 tarihli yeniden üretilen reprodüksiyon versiyonu, müzayede evindeki satış esnasında, herkesin gözleri önünde kendi kendini yok eden otomatik bir mekanizmanın devreye girmesiyle, yarıya kadar kendi kendini şeritler hâlinde kesmiştir. Banksy’nin önceden planladığı ve kendisi dışında kimse tarafından bilinmeyen bu durum eserin icrasına yönelik yeni bir eylem katmandır. Banksy’nin bu eylemi, sanatın alım-satım yapılan bir endüstriye dönüşmesi ve sanatı yöneten tekel kurumlar sistemine yönelik, en büyük eleştirilerden biri olarak dünya sanat tarihinde yerini almıştır.
- Banksy’nin “Girl With Balloon” adlı eseriyle ilgili olarak aşağıdaki bilgilerden hangisi doğrudur?
- A-) “Girl With Balloon” eseri, Banksy’nin savaş karşıtlığını göstermek için icra ettiği dijital eserlerinden biridir.
- B-) “Girl With Balloon” eseri, sadece Banksy’nin kimliğini ifşa etmek için kullanılan bir sanat projesidir.
- C-) Banksy, eserlerinin içeriğini ve amacını herkesle paylaşır ve eserlerini kimliğini gizlemeksizin yapar.
- D-) Banksy’nin sanat anlayışı sadece galerilerde sergilenen eserlerle sınırlıdır ve toplumsal bir işlevi yoktur.
- Cevap E-) Eserin reprodüksiyon versiyonu, 1,4 milyon dolara alıcıya satıldığında yarıya kadar kendi kendini şeritler halinde kesmiştir.
Açıklama: Banksy’nin “Girl With Balloon” adlı eserinin reprodüksiyon versiyonu bir açık artırmada satışa sunulmuştur ve eser alıcı tarafından satın alındığında otomatik olarak kendi kendini yok etmeye başlayıp yarıya kadar kendiliğinden şeritler halinde kesilmiştir. Bu olay, Banksy’nin sanatının ve eleştirilerinin bir parçasıdır ve sanat eserlerinin satışı ve sanat endüstrisi üzerine bir eleştiri olarak kabul edilmektedir.
Doğru cevap E’dir.
- Doğal ve/veya insan eliyle yaratılan her türlü imge, olgu ve anlatıda güzel ve duyusal olarak tatmin edici olanın aranması, aşağıdaki kavramlardan hangisi ile açıklanabilir?
- A-) Duyu bilimi
- B-) Algı
- Cevap C-) Estetik
- D-) Anlamlandırma
- E-) Duyusal bilgi
Açıklama: Detaylı bilgi için ilgili bölüm incelenebilir.
Estetik: Doğal ve/veya insan eliyle yaratılan her türlü imge, olgu ve anlatıda güzel ve duyusal olarak tatmin edici olanın aranması; yaratı ile duyusal tatmin arasındaki ilişkinin öznesi olarak tanımlanabilir. Doğru cevap C’dir.
- Estetik kavramından ilk bahseden kaynak ve yazarı aşağıdakilerden hangisidir?
- A-) The history of beauty, Umberto Eco
- B-) Master Draftsman, Leonardo Da Vinci
- Cevap C-) The Spectator, Joseph Addison
- D-) The Ethics of Aristotle, Aristo
- E-) Epinomis, Platon
Açıklama: Etimolojik yaklaşımlar doğrultusunda, estetik kavramından ilk bahseden kaynak, 1712 yılında Joseph Addison tarafından, “The Spectator” dergisinde yazılan bir seri makale olan “Hayalgücünün Zevkleri” olmuştur.
The Spectator, Joseph Addison
- Estetiği algı ve duyuların öncelediği bir oluşum olarak tanımlayıp sanat eserinin güzelliği ile ilgili değil, doğada var olanın genel güzelliği ile ilişkilendiren, güzellik duygusunu oluşturan öz’de/kök’te ne olduğunun anlamaya çalışma durumu olarak niteleyen filozof aşağıdakilerden hangisidir?
- A-) Platon
- B-) Leibniz
- Cevap C-) Kant
- D-) Baumgarten
- E-) Schiller
Açıklama: Immanuel Kant, estetik kavramını etimolojik kökeninden alıp felsefe bağlamında ilk tartışan düşünürlerin başında gelir. Kant’ın kavram üzerindeki tanım ve görüşleri, estetik felsefesi alanında oldukça etkili olmuştur. Kant’a göre estetik, algı ve duyuların öncelediği bir oluşumdur ve sanat eserinin güzelliği ile ilgili değil, doğada var olanın genel güzelliği ile ilişkilidir. Bu çerçevede Kant’ın yaklaşımının güzellik duygusunu oluşturan öz’de/kök’te ne olduğunun anlamaya çalışma durumu olarak nitelemek mümkündür. Kant ayrıca, estetiği oluşturan unsurları kategorik olarak belirlemeye çalışmıştır. Estetik özne, estetik nesne, estetik yaşantı gibi başlıklar altında, estetik unsurunu algılayan, bu unsuru oluşturan ve unsurun içinde bulunduğu zaman-mekân uzamı gibi alanlarda kavramı detaylandırarak ele alır.
Doğru cevap C’dir.
- Estetiği “varlığın aydınlanması, doğruluk olarak tanımlar. Mantıksal olan değil, gerçek olan doğruluk yani varlıkların içinde olandır. Bu bağlamda gizli olanı, herkesin görebileceği şekilde açığa çıkarmak, güzelliği ortaya koymaktır.” Bu tanımlamayı yapan filozof/düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
- A-) Benjamin Franklin
- B-) David Hume
- C-) Margaret Wolfe Hungerford
- Cevap D-) Martin Heidegger
- E-) Immanuel Kant
Açıklama: Martin Heidegger ise, kavramı “varlığın aydınlanması, doğruluk” olarak tanımlar. Heidegger’in
ele aldığı doğruluk, mantıksal olan değil, gerçek olan doğruluk yani varlıkların içinde olandır. Bu
bağlamda gizli olanı, herkesin görebileceği şekilde açığa çıkarmak, güzelliği ortaya koymaktır (Heidegger, 2007; Kula, 2012).
- Felsefe tarihinde modern felsefi estetiğin kurucusu olarak kabul edilen 18. yüzyıl düşünürü aşağıdakilerden hangisidir?
- Cevap A-) Baumgarten
- B-) Hegel
- C-) Hume
- D-) Hutcheson
- E-) Rousseau
Açıklama: Estetik kavramını, Kant’tan sonra yine 18. yüzyılda terim olarak ilk dile getiren ise 1735 yılında Alman filozof Alexander Gottlieb Baumgarten olmuştur. Baumgarten estetiği, duyusal bilgi ve deneyimin bilimi olarak niteler. Baumgarten, idrak etmenin deneyimi olarak sanatı ve bu bağlamda estetiği tanımlar. Baumgarten’in estetik üzerine yaptığı anlamlandırmalar, modern estetik kuramının ilk tanımları olarak kabul görür.
Doğru cevap A’dır.
- Felsefi olarak güzellik kavramı, kaç temel görüşle açıklanır?
- A-) Bir
- Cevap B-) İki
- C-) Üç
- D-) Dört
- E-) Beş
Açıklama: Detaylı bilgi için ilgili bölüm incelenebilir.
Güzellik kavramı iki temel felsefi görüşte varlık bulur. Bir taraf, doğayı taklit eden veya idealara dayalı olan, genel ve objektif bir kavram olarak ele alırken, diğer taraf kavramı gözlemcinin duygusal tepkisine göre değişken bir anlayış, görüş olarak kavrar. Doğru cevap B’dir.
- Güzellik kavramını, “biçim ya da fiziksel görünüm için olduğu kadar zihin ve karakter, gelenekler ve siyasal sistemler için de kullanılması gerektiğini” tanımlayan düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
- A-) Immanuel Kant
- B-) Sokrates
- Cevap C-) Larry Shiner
- D-) Danto
- E-) Aristo
Açıklama: Shiner’ın (2004, s. 53) aktardıklarıyla; kavram “biçim ya da fiziksel görünüm için olduğu kadar
zihin ve karakter, gelenekler ve siyasal sistemler için de kullanılan genel bir övgü terimi olarak” çalışır.
Larry Shiner
- Hem işlevselliğe önem veren hem de bu esnada üretilen icranın estetik ve güzellik unsurlarına da mükemmellik derecesinde özen gösterilen ilk dönem, aşağıdakilerden hangisidir?
- A-) Antik Yunan
- Cevap B-) Rönesans
- C-) Yakın Çağ
- D-) Yeni Çağ
- E-) İmparatorluklar Dönemi
Açıklama: Detaylı bilgi için ilgili bölüm incelenebilir.
Bugün salt zanaat olarak algılanan birçok icra biçimi Orta Çağ Dönemi’nde, resim ve heykel kadar dikkat çekmektedir. Rönesans Dönemi’ndeki nakkaşlar, mimarlık, aşçılık, denizcilik, seyislik, ayakkabıcılık ve hokkabazlık gibi icracı meslekler hem yoğun işlevsel görevleri yerine getiren yapıları maharetle kurmakta hem de bu esnada üretilen icranın estetik ve güzellik unsurlarına da mükemmellik derecesinde özen göstermektedir. Doğru cevap B’dir.
- Immanuel Kant’a göre güzellik duygusunu oluşturan öz’de/kök’te ne olduğunun anlamaya çalışma durumu olarak niteleyerek, estetiği oluşturan unsurları kategorik olarak belirlemeye çalışmıştır. Aşağıdakilerden hangisi bu kategorilerdendir?
- A-) Estetik biçim
- B-) Estetik çaba
- C-) Estetik eylemsel devinim
- D-) Estetik uyum
- Cevap E-) Estetik nesne
Açıklama: Kant ayrıca, estetiği oluşturan unsurları kategorik olarak belirlemeye çalışmıştır. Estetik özne, estetik nesne, estetik yaşantı gibi başlıklar altında, estetik unsurunu algılayan, bu unsuru oluşturan ve unsurun içinde bulunduğu zaman-mekân uzamı gibi alanlarda kavramı detaylandırarak ele alır (Kula, 2012).
- Kant’a göre “estetik” nasıl tanımlanır?
- A-) Sanat eserinin güzelliğidir.
- Cevap B-) Doğada var olanın kendiliğinden güzelliğidir.
- C-) Algılayıcının güzelliğidir.
- D-) Algılanan nesnenin konumunun uygunluğudur.
- E-) Algılama biçiminin göze hoş gelen yapısıdır.
Açıklama: Detaylı bilgi için ilgili ünite incelenebilir.
Çözüm: Kant’a göre estetik, algı ve duyuların öncelediği bir oluşumdur ve sanat eserinin güzelliği ile ilgili değil, doğada var olanın genel güzelliği ile ilişkilidir. Doğru cevap B’dir.
- Matematik ile güzellik kavramı arasında bağ olduğunu, nesnelerin altın orana yaklaştıkça daha çekici göründüklerini ifade etmiş düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
- A-) Plato
- B-) Aristoteles
- Cevap C-) Pythagoras
- D-) Descartes
- E-) Locke
Açıklama: Güzelliğin uyumla ilişkisi Pythagoras’ın (MÖ 570–MÖ 495) yaklaşımlarında önemli bir
yer tutar. Pythagorascı okul, matematik ile güzellik kavramı arasında bağ olduğunu, nesnelerin altın orana yaklaştıkça daha çekici göründüklerini belirtir. Okula göre, güzel olanın estetik zevk unsuru olarak ilişkilendiği ve estetik bağlamında pozitif bir katma değer yarattığı ifade edilir.
Doğru cevap C’dir.
- Pop-Art sanat akımının en önemli temsilcilerinden Andy Warhol’un eserlerinde aşağıdakilerden hangisi öne çıkmaktadır?
- A-) Estetik
- B-) İşlevsellik
- C-) Denge
- Cevap D-) Bağlamlar arasılık
- E-) Temsiliyet
Açıklama: Detaylı bilgi için ilgili bölüm incelenebilir.
Pop-Art sanat akımının en önemli temsilcilerinden Andy Warhol’un, Duchamp’ın hazır-nesne ile sanat eseri üretme yaklaşımına benzer bir şekilde, günlük yaşam nesnelerinden ürettiği sanat eserlerinden biri olan ve dönemin tüketim alışkanlıklarını ve aynılaşmayı eleştiren eseri, işlevsel anlamda sanat eserinin farklı mesaj ve bağlamlar taşımasına gösterilebilecek en güzel örneklerdendir. Günümüzde başta Banksy (www.banksy.co.uk) olmak üzere birçok sokak sanatçısı, dijital sanatçı vb. estetik, güzellik, fonksiyon ve felsefe bağlamlarında yeniden ve bağlamlar-arası düşünmemizi sağlayan sanatçı tavrı sergilemekte ve çok sayıda eser vermektedir. Doğru cevap D’dir.
- Rönesans Döneminde birçok mesleklerin icrasında “estetik ve güzellik” unsurlarına da mükemmellik derecesinde özen gösterilmektedir. Aşağıdakilerden hangisi bu mesleklerden değildir?
- Cevap A-) Tipograf
- B-) Aşçılık
- C-) Seyislik
- D-) Hokkabazlık
- E-) Mimarlık
Açıklama: Rönesans Dönemi’ndeki nakkaşlar, mimarlık, aşçılık, denizcilik, seyislik, ayakkabıcılık ve
hokkabazlık gibi icracı meslekler hem yoğun işlevsel görevleri yerine getiren yapıları maharetle kurmakta hem de bu esnada üretilen icranın estetik ve güzellik unsurlarına da mükemmellik derecesinde özen göstermektedir (Shiner, 2004).
Tipograf
- Sanat eseri, görsel kültür ve iletişim bağlamında nasıl bir işlev üstlenir?
- A-) Sanat eseri yalnızca galerilerde sergilenen bir görsel nesnedir ve toplumsal bir işlevi yoktur.
- Cevap B-) Sanat eseri, iletişim aracılığıyla anlamlar ve algıları kişiler ve kitleler arasında taşır ve toplumsal bir işlevi vardır.
- C-) Sanat eseri, estetik ve güzellik bağlamında sadece kişisel bir ifadedir.
- D-) Sanat eseri, sanatçının öznel algılarının bir yansımasıdır ve iletişim işlevi üstlenmez.
- E-) Sanat eseri, sadece görsel kültürü tanımlamak için kullanılır.
Açıklama: Sanat eseri, işlevsellik üreterek iletişimsel bir yapı sağlar. Bu, anlamların ve algının görsel kültür ürününün taşıdığı işaretler ve kodlar aracılığıyla kişiler ve kitleler arasında iletilmesini sağlar. Bu nedenle sanat eseri, sadece galerilerde sergilenen bir seyirlik nesne olmaktan çıkar ve toplumsal işlev gören bir dolaşım nesnesine dönüşür.
Doğru cevap B’dir.
- Sanat eserinin görsel kültür bağlamında fonksiyonundan bahsederken ele alınması gereken bir bakış açısı daha bulunmaktadır. İşlev sadece teknik olarak yerine gelen hazza dayalı çözüm değildir. Aynı zamanda icra edilen eserin bağlamsal ilişkileri vardır. Aşağıdakilerden hangisi bu bağlamlardan değildir?
- A-) Sosyoekonomik yapı
- B-) Toplumsal hareketler
- C-) Sanatçının duruşu
- Cevap D-) Sanatçının çevresel gücü
- E-) Sanatçının tavrı
Açıklama: Sanat eserinin görsel kültür bağlamında fonksiyonundan bahsederken ele alınması gereken bir bakış
açısı daha bulunmaktadır. İşlev sadece teknik olarak yerine gelen hazza dayalı çözüm değildir. Aynı zamanda icra edilen eserin, içinde bulunulan sosyoekonomik yapı, toplumsal hareketler, sanatçısının duruşu ve tavrı gibi bağlamlarda ilişkiye geçtiği ve esere has bir anlam yarattığı alan olarak da değerlendirilmelidir.
Sanatçının çevresel gücü
- Sanat felsefesinde güzelliğin yanı sıra çirkinliğin de ele alındığına dair aşağıdakiler bilgilerden hangisi doğrudur?
- A-) Sadece güzellik sanat felsefesinin odak noktasıdır.
- B-) Çirkinlik, estetik algının hiçbir rol oynamadığı bir konudur.
- C-) Güzellik ve çirkinlik, sadece sanatın dışında gerçek dünyada önemlidir.
- Cevap D-) Çirkinlikte de belirli bir estetik algısı vardır ve çirkinlik de eleştirel olarak ele alınabilir.
- E-) Güzellik ve çirkinlik, sadece kişisel tercihlere dayalıdır ve sanat felsefesiyle ilgisi yoktur.
Açıklama: Sanat felsefesi, sanat eserini estetik unsurlarıyla birlikte incelese de estetik kavramını temsil etmek yerine, kavramı oluşturan unsurları kullanarak esere karşı eleştirisini sunar. Güzelliğin zıttı olan çirkinlikte de ve diğer zıt bileşenlerde de belirli bir estetik algısının olduğu ve/veya eleştirel olarak ele alınabileceği, güzellik unsuru kadar baskın olmasa da zaman zaman gündemde olmuştur.
Doğru cevap D’dir.
- Sanatın güzellik olmadan da var olabileceğini savunan sanatçılar, aşağıdakilerden hangisidir?
- Cevap A-) Dadaistler
- B-) Dışavurumcular
- C-) Naturalistler
- D-) Kübistler
- E-) Sürrealistler
Açıklama: Detaylı bilgi için ilgili bölüm incelenebilir.
Güzellik kavramını ve güzel sanatların yapısını ele alan sanat felsefesinde güzelliğin zıttı olan çirkinlikte de ve diğer zıt bileşenlerde de belirli bir estetik algısının olduğu ve/veya eleştirel olarak ele alınabileceği, güzellik unsuru kadar baskın olmasa da zaman zaman gündemde olmuştur. Danto’nun, (2013, s. 14) ünlü Dadaist sanatçı Marcel Duchamp’ın yaklaşımından bahsi, bu noktada güzel bir örnek oluşturur: Danto, Duchamp’ın “kaçınılması gereken tehlike estetik zevktir” dediğini ve 1913 ile 1917 yılları arasında meydana getirdiği ünlü hazır- nesne eserlerdeki amacı, bir anlamda estetik kaygılardan muaf eserler oluşturmak olarak aktarır.
- Shiner’e göre Antik Yunan ve Roma dönemde üretilen sanat eserleri, hangi özelliğiyle ön plana çıkmaktadır?
- A-) Güzellik
- Cevap B-) İşlevsellik
- C-) Akıcılık
- D-) Bütüncüllük
- E-) Sanatsallık
Açıklama: Detaylı bilgi için ilgili bölüm incelenebilir.
Shiner (2004)Antik Yunan ve Roma uygarlıklarından bu yana, bugün sanat eseri olarak tanımlamaya meyilli olduğumuz estetik unsurların, daha ziyade toplumsal işlevleri yerine getiren ve işlevsel varlıkları ile algılanan icra veya yapılar olduğunu vurgular. Doğru cevap B’dir.
- İyi bir mobilya tasarımcısından beklenen sandalye tasarımının hem oldukça rahat ve ergonomik bir yapı ile üzerine oturanı saatlerce rahat ettirecek şekilde taşıması hem de aynı zamanda ürünün satın alma adımında tercih edilebilir ve ayırt edilebilir bir estetiğe ve güzelliğe sahip olmasıdır.
Yukarıdaki tanıma göre tasarımın başarısıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?- A-) Tasarımın başarısı sadece estetik ve güzellikle ilişkilendirilir.
- B-) Tasarımın başarısı yalnızca işlevselliği içerir ve estetik önemli değildir.
- Cevap C-) Tasarımın başarısı, hem işlevselliği hem de estetiği dengede tutabilmesine bağlıdır.
- D-) Tasarımın başarısı yalnızca kullanıcı deneyimine bağlıdır.
- E-) Tasarımın başarısı ergonomik ve rahat olmasına bağlıdır.
Açıklama: Başarılı bir tasarımın sadece işlevselliği veya sadece estetiği değil, her ikisini de dengelemesi gerektiği vurgulanmaktadır. Örneğin, bir mobilya tasarımının sadece rahat olması yeterli değil, aynı zamanda estetik olarak tercih edilebilir olması gerekmektedir.
Doğru cevap C’dir.
- İşlevsel anlamda sanat eserinin farklı mesaj ve bağlamlar taşıması ve icraları (uygulama) bağlamında iki temel özelliği vardır. Aşağıdakilerden hangisi bu özelliklerdir?
- A-) Veri-Üretim
- Cevap B-) İşaret-Kodlar
- C-) Sembol-İkonlar
- D-) Kodlar-İletişim
- E-) Anlam-Bağlam
Açıklama: Bu anlamda işlev gören eserler, icraları bağlamında, belirli işaret ve kodlar taşır. İşaret ve kodlar, kültürel temellerin ikiz yapıları gibi düşünülebilir ve mesaj ve anlam bağlamlarında karşılık bulur (Barnard, 2005, s. 26).
İşaret-Kodlar
- “Güzelliğin on par’ etmez, bu bendeki aşk olmasa” sözü ile bizim topraklarımızda ve kültürümüzde güzelliği farklı bir üslupla dile getiren sanatçı aşağıdakilerden hangisidir?
- A-) Ozan Arif
- B-) Âşık Reyhani
- C-) Âşık Mahzuni Şerif
- D-) Neşet Ertaş
- E-) Âşık Veysel
Açıklama: Bizim topraklarımızda ve kültürümüzde de dünyaca ünlü bir ozanın sazında, Aşık Veysel Şatıroğlu ile can bulur; “Güzelliğin on par’ etmez, bu bendeki aşk olmasa”
Âşık Veysel
- “Picasso’nun La Guernica eserinde İspanya İç Savaşı’nın yıkımı resmedilmiştir.”
Yukarıda paylaşılan bilgide, sanat eserinin hangi özelliği vurgulanmıştır?- A-) Eserin biricikliği
- Cevap B-) Eserin dönemi
- C-) Eserin icra yöntemi
- D-) Eserin kültürü
- E-) Eserin sanatçısı
Açıklama: Detaylı bilgi için ilgili bölüm incelenebilir.
İnsanoğlunun kültürel ve teknolojik olarak özellikle üretim ve mecra bağlamında ilerlediği günümüze yakın olan dönemlerde, sanatı tanımlayan unsurlar aynı kalmakla birlikte; sanat eserinin ne olduğu ve eseri tanımlayan unsur olarak orijinalite meselesi çokça tartışılan bir yapı olarak karşımıza çıkmıştır. Örneğin, Şekil 3’te yer alan eserden yola çıkacak olursak; eseri, sanat eseri olarak tanımlamamızı sağlayan iki temel unsur yer almaktadır. Birincisi eserin, ünlü İspanyol ressam Picasso tarafından hayata geçirilmiş olmasıdır. İkincisi ise Picasso’nun bu eseri, İspanya iç savaşının yıkımını anlatmak için resmetmiş olmasıdır. Doğru cevap B’dir.
- “Sanatın estetik olmadan da var olabileceğini, hazır nesneleri, estetik unsuru gözetilmeden de sanat eserinden ve sanat yapma kavramından bahsedilmesi” fikrine atıf yapılan sanatçı aşağıdakilerden hangisidir?
- A-) Andy Warhol
- B-) Mark Rothko
- C-) Piet Mondrian
- D-) Jackson Pollock
- Cevap E-) Marcel Duchamp
Açıklama: …. Duchamp’ın hazır nesneleri, estetik unsuru gözetilmeden de sanat eserinden ve sanat yapma kavramından bahsedilmesi demektir.
Marcel Duchamp
- “İnsanın silahı güzelliktir. Verilen emek ancak, sanatın güzeli anlatabilmesi içindir. Sanatın özelliği, insana zevk vermesi, güzel görünmesi ve çok zengin ögelerle” işlenmesidir. Bu tanım aşağıdakilerden hangisine aittir?
- A-) Brugel
- Cevap B-) Tolstoy
- C-) Aristo
- D-) Platon
- E-) G. Baumgarten
Açıklama: Tolstoy ….insanın güzeli anlatmak istediğini söyler: “İnsanın silahı güzelliktir. Verilen emek ancak, sanatın güzeli anlatabilmesi içindir. Sanatın özelliği, insana zevk vermesi, güzel görünmesi ve çok zengin ögelerle” işlenmesidir (Tolstoy, 1995, ss. 56–57).
Ünite 8
- Andy Warhol Fabrika isimli yapım şirketiyle pek çok film üretmiş ve bu alandaki farklı tarzı ile dikkat çekmiştir. Aşağıdakilerden hangisi Warhol’un en önemli filmlerinden birisidir?
- Cevap A-) Empire
- B-) Paradise Lost
- C-) The Little Children
- D-) Panic in the Streets
- E-) Dreams
Açıklama: Andy Warhol Fabrika isimli yapım şirketiyle pek çok film üretmiş ve bu alandaki farklı tarzı ile dikkat çekmiştir. Warhol’un en önemli filmleri “Sleep” ve “Empire”dır. “Empire” filminde 8 saat boyunca Empire State Binası’nı çeken Warhol, egemen sinema kalıplarına meydan okumuş, aynı şekilde Sleep filminde de 6 saat boyunca uyuyan bir kişiyi filme çekerek bu tarzını devam ettirmiştir.
Sorunun doğru cevabı A seçeneğinde verilmiştir.
- Aşağıdakilerden hangisi Baudrillard’ın tüketim analizinde, bünyesinde barındırdığı metalarıyla tüketicilere renk, ışık ve koku oyunları ile pazarlayan bir tüketim katedrali olarak geniş yer tutmaktadır?
- A-) Disneyland
- B-) Reklamlar
- C-) Lüks markalar
- Cevap D-) Alışveriş merkezleri
- E-) Halk pazarları
Açıklama: Baudrillard’ın tüketim analizinde alışveriş merkezleri onlardan yayılan büyülü görsel kültür geniş yer tutmaktadır. Bünyesinde barındırdığı metaları, tüketicilere renk, ışık ve koku oyunları ile pazarlayan bu tüketim katedralleri, bu yolla insanların dikkatini nesneye değil kendilerine yöneltmektedir.
Sorunun doğru cevabı D seçenğinde verilmiştir.
- Aşağıdakilerden hangisi bir tüketim toplumunda tüketimin işlevlerinden biri değildir?
- A-) İhtiyaçların giderilmesi
- B-) Bireylerin sosyalleşmesi
- C-) Bireylerin toplumsal statülerinin belirlenmesi
- D-) Bireylerin toplum içinde kendilerini konumlandırması
- Cevap E-) Normların sağlanması
Açıklama: Tüketim toplumunda, tüketmek sadece ihtiyaçların giderilmesine değil, aynı zamanda bireylerin sosyalleşmelerine, toplumsal statülerinin belirlenmesine ve toplum içinde kendilerini nasıl konumlandırdıklarına yönelik işlev görürler.
Sorunun doğru cevabı E seçeneğinde verilmiştir.
- Aşağıdakilerden hangisi hipergerçekliğin bir özelliği değildir?
- A-) İmajların gerçeğin önüne geçmesi
- B-) Gerçekliğin artık ayırt edilememesi
- Cevap C-) Toplumsal gerçeklik ile bağın güçlenmesi
- D-) Gerçeğin yeniden simüle edilmesi
- E-) İletişim araçlarının gerçekliğe hükmetmesi
Açıklama: SİMÜLAKR VE SİMÜLASYON KURAMI
“Yaşamın tamamını kapsayan gösteri, imajlar üzerinden toplumsallaşmakta ve hızla toplumsallığı kendi gerçekliğinde eritmektedir. Görsel kültürün ürünlerine âdeta tapan kitleler de geleneksel toplumsallığın tüm ögelerini bu hipergerçekliğin içinde yitirmiştir. Bu çağ artık bir göstergeler çağıdır ve görsel kültürün tüm ögeleri toplumsal yabancılaşmayı pekiştirmektedir.”
- Aşağıdakilerden hangisi simülasyon kuramı ve tüketim toplumu analizleriyle görsel
iletişim kültürü araştırmaları için de son derece önemli bir kuramcıdır?- Cevap A-) Jean Baudrillard
- B-) Aristoteles
- C-) Jean-Paul Sartre
- D-) Aragon
- E-) Ferdinand de Saussure
Açıklama: Fransız teorisyen Jean Baudrillard, köken olarak
Marksizm’e yakın bir isim olmakla beraber, zamanla
Marksizm’den uzaklaşmış ve postmodern yazının
en önemli isimlerinden biri olmuştur. Ülkemizde
de pek çok eseri çevrilen Baudrillard, simülasyon
kuramı ve tüketim toplumu analizleriyle görsel
iletişim kültürü araştırmaları için de son derece
önemli bir kuramcıdır. Kendini postmodern olarak
tanımlayan Baudrillard, kendine özgü bakış açısı
ile günümüz modern toplumunun pek çok sorununu
analiz etmiştir (
- Aşağıdakilerden hangisi temsil sürecinde özenle sınıfsal çatışmadan, sömürüden ve kendi gerçekliğinden koparılarak dramatik, eğlenceli ve egemen söylemin izleğinde birer göstergelere dönüştürülür?
- A-) Magazin Programları
- B-) Filmler
- C-) Diziler
- D-) Reklamlar
- Cevap E-) Haberler
Açıklama: Özellikle haber aktarım süreci, kitlenin duyarsızlaştırılmasında son derece etkili bir iktidar stratejisidir. Haberler, temsil sürecinde özenle sınıfsal çatışmadan, sömürüden ve kendi gerçekliğinden koparılarak dramatik, eğlenceli ve egemen söylemin izleğinde birer göstergelere dönüştürülür.
Sorunun doğru cevabı E seçeneğinde verilmiştir.
- Batı toplumları, kimi zaman postmodern, kimi zaman post fordist, kimi zaman da tüketim toplumu olarak adlandırılan, yeni döneme hangi yıllarda adım atmıştır?
- A-) 50’li yıllar
- B-) 60’lı yıllar
- Cevap C-) 70’li yıllar
- D-) 80’li yıllar
- E-) 90’lı yıllar
Açıklama: BAUDRILLARD VE TÜKETİM TOPLUMU
“70’li yıllarla birlikte Batı toplumları; kimi zaman postmodern, kimi zaman post fordist kimi zaman da tüketim toplumu olarak adlandırılan yeni bir döneme adım atmıştır.”
- Baudrillard medyanın, neyden yoksun olduğunda kitle iletişim aracı olma özelliğini kaybettiğini öne sürer ve medyanın gerçeğin aracısı olduğu iddiasını da yitirdiğini söyler?
- A-) Gerçeklikten
- Cevap B-) Mesajdan
- C-) Hipergerçeklikten
- D-) Kurgudan
- E-) Biçimsellikten
Açıklama: Mesajdan yoksun medyanın, kitle iletişim aracı olma özelliğini
kaybettiğini öne süren Baudrillard, medyanın gerçeğin aracısı olduğu iddiasını da yitirdiğini söylemektedir.
Baudrillard bu süreci için için kaynama olarak tanımlamakta ve iletişim araçlarının geçmişte sahip
oldukları etki gücünü yitirdiklerini ileri sürmektedir.
- Baudrillard’a göre aşağıdakilerden hangisi postmodern toplumların en önemli toplumsal aktörlerinin başında gelir ve kurguladığı mesajlarla hem bir tüketim toplumu yaratmayı amaçlar hem de kitlenin duygularını manipüle ederek onları sistemin uyumlu takipçilerine dönüştürür?
- A-) Araçlar
- B-) Malzemeler
- Cevap C-) Medya
- D-) Ülkeler
- E-) Siyasetçiler
Açıklama: Postmodern toplumların en önemli toplumsal aktörlerinin başında gelen medya, kurguladığı mesajlarla
hem bir tüketim toplumu yaratmayı amaçlar hem de kitlenin duygularını manipüle ederek onları sistemin
uyumlu takipçilerine dönüştürür.
- Baudrillard, Disneyland’ın hangi ülkenin bir minyatürü olduğunu iddia eder?
- A-) Fransa
- B-) İngiltere
- C-) Japonya
- Cevap D-) Amerika
- E-) Çin
Açıklama: Disneyland’ın Amerika’nın bir minyatürü olduğunu iddia eden
yazar, burada gösterinin gerçeğin yerini aldığını ve fantazyaların tatmininin kitleler tarafından öncelenerek
gönüllü bir bilinç yitiminin deneyimlendiğini ileri sürmektedir. Amerika’yı da Disneyland gibi, devasa bir
park, gösteri mekânı olarak tanımlayan Baudrillard, gerçeğin yitiminin ve simülasyonun hâkimiyetinin bu
tematik park örneğinde kendini gösterdiğini vurgulamaktadır.
- Baudrillard, modern toplumlarda artık gerçekliğin yerini neyin aldığını söylemektedir?
- A-) doğalcılığın
- Cevap B-) simülasyonların
- C-) klasik geleneğin
- D-) toplumsallığın
- E-) bireyciliğin
Açıklama: Baudrillard, modern toplumlarda artık gerçekliğin
yerini simülasyonların aldığını, kitlelerin de hızla
sessiz yığınlara dönüştüğünü dile getirmektedir. Kitlelerin
buharlaştığını, onların yerini de toplumsalın
içinde kaybolduğu karadeliklerin aldığı bir evrende
artık bilinen sınıflar da ortadan kalkmıştır. Klasik
sınıfların yerini apolitik kitleler almış, anlamın yerini
de görsel göstergeler almıştır
- Baudrillard, simülatif toplumlarda neyin işlevine ağırlık vermekte ve neyin aracılığıyla insanların duygularının yeniden düzenlendiğinin altını çizmektedir?
- A-) gerçekliğin
- B-) kurgunun
- C-) hiperrealizmin
- D-) modernizmin
- Cevap E-) medyanın
Açıklama: Baudrillard, simülatif toplumlarda medyanın işlevine ağırlık vermekte ve medya aracılığıyla insanların duygularının yeniden düzenlendiğinin altını çizmektedir.
- Baudrillard, yaşadığımız hipergerçekliği bir ………………… evrenine benzetmiştir. Cümlesinde boşluğa aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
- A-) Rönesans
- B-) Barok
- Cevap C-) Disneyland
- D-) Primitiflik
- E-) Uzay
Açıklama: Baudrillard, yaşadığımız hipergerçekliği bir Disneyland
evrenine benzetmiştir. Bu dünya imajlar
üzerinden tüketimin ve ilişkilerin gerçekleştiği bir
panayır alanıdır ve simülasyonlar ve simülakrlar
gerçeği ikame etmektedir. Disneyland bütün simülakr
düzenlerinin iç içe geçmiş olduğu kusursuz bir
modeldir.
- Baudrillard’a göre Andy Warhol’un sanatı aşağıdakilerden hangisini yansıtır?
- A-) Yalnızca bireysel özgürlük arayışını
- B-) Sürrealist sanatın temel ilkelerini
- Cevap C-) Tüketim kültürünün imgeler üzerinden sanatla birleşmesini
- D-) Politik radikalizmi
- E-) Gerçeklikten tamamen uzaklaşmayı
Açıklama: BAUDRILLARD VE POP ART
“Jean Baudrillard Pop Art’ı göstergelerin ve tüketim kültürün sanata yansıması olarak görmekte ve artık nesnenin imge üzerindeki ayrıcalığının sona erdiğini vurgulamaktadır.”
- Baudrillard’a göre Disneyland neden önemli bir simülasyon modelidir?
- A-) Amerikan kültürünü yok ettiği için
- Cevap B-) Gerçekliği maskeler ve simülakrları bir arada barındırdığı için
- C-) Eğlenceyi yaygınlaştırdığı için
- D-) Sanatsal üretimi desteklediği için
- E-) Kültürel çeşitliliğe örnek olduğu için
Açıklama: SİMÜLAKR VE SİMÜLASYON KURAMI
“Baudrillard, yaşadığımız hipergerçekliği bir Disneyland evrenine benzetmiştir. Bu dünya imajlar üzerinden tüketimin ve ilişkilerin gerçekleştiği bir panayır alanıdır ve simülasyonlar ve simülakrlar gerçeği ikame etmektedir.”
- Baudrillard’a göre hangi akım ile birlikte birlikte simülakrlar toplumun tamamına nüfuz etmiş ve enformasyon teknolojilerinde yaşanan hızlı değişimin ardından gerçek ile hipergerçeklik âdeta yer değiştirmiştir?
- Cevap A-) Postmodernizm
- B-) Modernizm
- C-) Realizm
- D-) Expresyonizm
- E-) Sürrealizm
Açıklama: Postmodernizmle birlikte simülakrlar toplumun tamamına nüfuz etmiş ve enformasyon teknolojilerinde yaşanan hızlı değişimin ardından gerçek ile hipergerçeklik âdeta yer değiştirmiştir.
Sorunun doğru cevabı A seçeneğinde verilmiştir.
- Baudrillard’a göre hangi öğe simülasyon dünyasının en belirleyici aktörlerinden biri ve bu evrenin gerçeklik aygıtı haline gelmiştir?
- A-) Sinema
- B-) Fotoğraf
- C-) İnternet
- Cevap D-) Televizyon
- E-) Radyo
Açıklama: Gerçek, yerini medya gerçekliği ile değiştirmiş, televizyon simülasyon dünyasının en belirleyici aktörlerinden biri hâline gelmiştir. Televizyonun bu evrenin gerçeklik aygıtı hâline gelmiş, gerçek ile kurgu birbirine karışmış ve imgeler hakikatin kendisi hâline dönüşmüştür.
Sorunun doğru cevabı D seçeneğinde verilmiştir.
- Baudrillard’a göre izleyiciler medyanın mesajının “………………..” veya dış dünyayla olan ilişkisine değil, fakat onun göz kamaştırıcı içsel koduna ve “kendine referansçı” yapısına karşılık verirler.
- Cevap A-) anlamına
- B-) renk kurgusuna
- C-) biçimsel uygnluğuna
- D-) temel ilkelerine
- E-) zamanına
Açıklama: Baudrillard’a göre izleyiciler medyanın mesajının “anlamına” veya dış dünyayla olan ilişkisine değil, fakat onun göz kamaştırıcı içsel koduna ve “kendine referansçı” yapısına karşılık verirler.
- Baudrillard’a göre medya, aşağıdakilerden hangisini üretmektedir?
- A-) Eleştirel düşünme ortamı
- Cevap B-) Hipergerçeklik
- C-) Demokratik toplum
- D-) Bilimsel bilgi
- E-) Duygusal dayanışma
Açıklama: KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARI VE SİMÜLASYON EVRENİ
“Baudrillard, postmodern toplumlarda medyanın egemenliğinde hipergerçek bir ortam yaratıldığını ve bu ortamın olayların gerçeklerle ve tarihle olan ilişkisini kopararak âdeta tarihin sonunu ilan ettiğini vurgulamaktadır.”
- Baudrillard’a göre modern toplumlarda gerçekliğin yerini ne almıştır?
- A-) Sanal gerçeklik
- B-) Modernizm
- Cevap C-) Hipergerçeklik
- D-) Simülasyon
- E-) Postmodernizm
Açıklama: Modern toplumlarda gerçekliğin yerini hipergerçekliğin aldığını vurgulayan Baudrillard, bunu da Disneyland örneği üzerinden tartışmaktadır.
Sorunun doğru cevabı C seçeneğinde verilmiştir.
- Baudrillard’a göre tüketim toplumunda bireyler özgürlüklerini nasıl yitirirler?
- A-) Politik baskılarla
- Cevap B-) Nesnelere duydukları bağımlılık yoluyla
- C-) Medya sansürüyle
- D-) Eğitim eksikliğiyle
- E-) Sanatın etkisiyle
Açıklama: BAUDRILLARD VE TÜKETİM TOPLUMU
“Baudrillard’a göre tüketim toplumunda bu göstergeler düzeninde imge tarafından kuşatılan bireyler, özgürlük sanrısı içinde daha da çok nesnelere bağımlı kalmakta ve kendi özgürlüklerini metalara teslim etmektedir. Tüketim toplumu simgesel bir tahakkümü, yaşamın her alanında bireylere dayatmakta ve bu göstergeler içinde sıkışan bireyler kendi benliklerine yabancılaşmaktadır.”
- Baudrillard’a göre tüketim toplumunda insanlar neden tüketim yapar?
- A-) Gerçek ihtiyaçları karşılamak için
- B-) Kültürel alışkanlıklarını sürdürmek için
- C-) Bilimsel araştırmalara katkı sunmak için
- Cevap D-) Tüketimi bir statü göstergesi olarak benimsedikleri için
- E-) Kamu politikalarına yön vermek için
Açıklama: BAUDRILLARD VE TÜKETİM TOPLUMU
“Tüketim toplumunda, tüketmek sadece ihtiyaçların giderilmesine değil, aynı zamanda bireylerin sosyalleşmelerine, toplumsal statülerinin belirlenmesine ve toplum içinde kendilerini nasıl konumlandırdıklarına yönelik işlev görürler.”
- Baudrillard’a göre, “simülasyon” kavramı neyi ifade eder?
- A-) Gerçekliğin deneysel tekrarını
- Cevap B-) Gerçeğin modeller aracılığıyla yeniden üretilmesini
- C-) Sanatsal üretimin analizini
- D-) Tüketim kültürünün dışlanmasını
- E-) İmge yoluyla gerçekle bağ kurmayı
Açıklama: Simülakr ve Simülasyon
Simülasyon: “Bir köken ya da bir gerçeklikten yoksun gerçeğin modeller aracılığıyla türetilmesi”dir (Baudrillard, 2014: 14).
- Baudrillard’a göre, televizyonun en temel etkisi aşağıdakilerden hangisidir?
- A-) Toplumsal adaleti güçlendirmesi
- B-) Toplumu eğlendirmesi
- Cevap C-) Gerçekliği göstergelere dönüştürmüş olması
- D-) Bilgiye ulaşımı kolaylaştırması
- E-) Kültürel çeşitliliği artırması
Açıklama: KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARI VE SİMÜLASYON EVRENİ
“Gerçek, yerini medya gerçekliği ile değiştirmiş, televizyon simülasyon dünyasının en belirleyici aktörlerinden biri hâline gelmiştir. Televizyonun bu evrenin gerçeklik aygıtı hâline gelmiş, gerçek ile kurgu birbirine karışmış ve imgeler hakikatin kendisi hâline dönüşmüştür. Bu medya evreninde artık gerçek diye bir şey kalmamış, görsel kültürün imgeleri gerçeklerin yerini almıştır. Kitle iletişim araçları aracılığıyla bir göstergeye dönüşen gerçeklerin, halkın yabancılaşmasını hızlandırdığını iddia eden Baudrillard, medya aracılığıyla süregelen bu yabancılaştırmanın hakikatin sonunu getirdiğini vurgulamaktadır.”
- Baudrillard’ın tüm yapıtlarında, göstergeler üzerinden yapılandırılan neyin eleştirisi geniş yer tutar?
- A-) hipergerçekçiliğin
- B-) kurgunun
- C-) biçimciliğin
- Cevap D-) tüketim toplumunun
- E-) yansıtmacılığın
Açıklama: Baudrillard’ın tüm yapıtlarında, göstergeler
üzerinden yapılandırılan tüketim toplumu eleştirisi
geniş yer tutar.
tüketim toplumunun
- Jean Baudrillard’a göre hangi sanat akımı ile birlikte, nesneler imgenin hakikati olmaktan çıkmış, göstergeler olarak eşit bir biçimde ‘rol aldıkları’ uzamda ve aynı mantıksal mekânda birlikte var olmuşlardır?
- A-) Hipergerçeklik
- B-) Sürrealizm
- Cevap C-) Pop Art
- D-) Modernizm
- E-) Postmodernizm
Açıklama: Jean Baudrillard Pop Art’ı göstergelerin ve tüketim kültürün sanata yansıması olarak görmekte ve artık nesnenin imge üzerindeki ayrıcalığının sona erdiğini vurgulamaktadır. Pop Art’la birlikte, nesne imgenin hakikati olmaktan çıkmış, göstergeler olarak eşit bir biçimde ‘rol aldıkları’ uzamda ve aynı mantıksal mekânda birlikte var olmuşlardır.
Sorunun doğru cevabı C seçeneğinde verilmiştir.
- Madan Sarup, “Postyapısalcılık ve Postmodernizm” kitabında Baudrillard’ın simülasyon evrenine geçişte üç tarihi aşama olduğundan bahseder. Bu üç aşamadan biri olan “Erken Modernlik Dönemi” aşağıdakilerden hangisi ile başlar?
- Cevap A-) Aydınlanma
- B-) Sanayi Devrimi
- C-) Birinci Dünya Savaşı’nın başı
- D-) İkinci Dünya Savaşı
- E-) İkinci Dünya Savaşı’nın sonu
Açıklama: Simülakr ve Simülasyon
“Madan Sarup, “Postyapısalcılık ve Postmodernizm” kitabında Baudrillard’ın simülasyon evrenine geçişte üç tarihi aşama olduğunu belirtir. Erken Modernlik Dönemi, Aydınlanma ile başlayıp, Sanayi Devrimi’nin başlangıcına kadar olan süreci kapsamaktadır.”
- Madan Sarup, “Postyapısalcılık ve Postmodernizm” kitabında Baudrillard’ın simülasyon evrenine geçişte üç tarihi aşama olduğunu belirtir. Bu aşamalardan hangisinde burjuvazinin palazlanmış ve simülakrlar da ilk kez ortaya çıkmıştır?
- A-) Geç Modern Dönem
- Cevap B-) Erken Modernlik Dönemi
- C-) Modern Dönem
- D-) Postmodern Dönem
- E-) Klasik Dönem
Açıklama: Madan Sarup, “Postyapısalcılık ve Postmodernizm” kitabında Baudrillard’ın simülasyon evrenine geçişte üç tarihi aşama olduğunu belirtir. Erken Modernlik Dönemi, Aydınlanma ile başlayıp, Sanayi Devrimi’nin başlangıcına kadar olan süreci kapsamaktadır. Bu dönemde sınıfsal hareketlilik başlamış ve toplumda baskın olan sınıfların statüleri değişmiştir. Burjuvazinin palazlandığı bu dönem aynı zamanda simülakrların da ilk ortaya çıktığı dönemdir.
Sorunun doğru cevabı B seçeneğinde verilmiştir
- Postmodern toplumda yeniden sahip çıkılan kapitalist bir yatırım aracına dönüşmüş, yapılan yatırımın piyasada karşılığı olmakta ve yapılan yatırımın karşılığını Baudrillard’a göre ne geri vermektedir?
- A-) gerçeklik
- B-) radyo
- C-) televizyon
- D-) medya
- Cevap E-) beden
Açıklama: Postmodern toplumda yeniden sahip çıkılan beden, kapitalist bir yatırım aracına dönüşmüştür. Bedene
yapılan yatırımın piyasada karşılığı olmakta ve yapılan yatırımın karşılığını geri vermektedir. Bu bağlamda
beden, âdeta bir kültürel nesne gibi düzenlenmekte, tasarlanmakta ve daha kar edilebilir bir boyuta indirgenmektedir.
- “Günümüz toplumlarında herkes 15 dakikalığına şöhreti tadacaktır” mottosuyla ünlenen, imgenin kültürel gücünü vurgulayan, popüler ve sansasyonel teorisyen aşağıdakilerden hangisidir?
- A-) Jean Baudrillard
- Cevap B-) Andy Warhol
- C-) Marshall McLuhan
- D-) Walt Disney
- E-) Marcel Duchamp
Açıklama: “Günümüz toplumlarında herkes 15 dakikalığına şöhreti tadacaktır” mottosuyla ünlenen Andy Warhol, imgenin kültürel gücünü vurgulayan, popüler ve sansasyonel bir teorisyendir.
Sorunun doğru cevabı B seçeneğinde verilmiştir.